YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/422
KARAR NO : 2010/9992
KARAR TARİHİ : 20.09.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih :10.11.2009
No :17-515
Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalının 18.06.2004 tarihinde evli olduklarını, ancak sürmekte olan boşanma davası bulunduğunu, boşanma davası sürmekte iken davalının müvekkilinden birleşmek üzere boş bonoyu teminat olarak aldığını, daha sonra mahkemede boşanma davasının devam etmesini, evine geri dönmeyeceğini beyan ettiğini, davacının tüm eşyalarını da aldığını, davalının bu beyanı üzerine mahkemece tarafların boşanmasına karar verilerek, kararın kesinleştiğini, fakat davalının müvekkili tarafından evliliğin yürümesi için imzalanıp boş olarak verilen bonoyu iade etmediğini, ve müvekkili tarafından açılan nafakanın indirilmesi davasının kabul edilerek kesinleşmesi üzerine bononun davalı tarafından doldurularak takibe konulduğunu, müvekkilinin bu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığını bildirerek, bono nedeniyle 38.897 TL borçlu olmadığının tespitine, bononun iptaline, tahsil edilen 29.982.99 TL’nin davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu senedin müvekkili ile davacının evli oldukları dönemde, davacının satın aldığı arabaların alımı ve değişimi esnasında müvekkilinden müvekkilinin arkadaşlarından ve akrabalarından alınan altın ve döviz borçlarına, ziynet eşyasına, müvekkilinin davacının evine yaptığı masraflara (kapı ve balkon pimapenleri, mutfak, banyo, vestiyer dolapları) karşılık olmak üzere davacı tarafından serbest iradesi ile imzalanıp verildiğini, davacının iddialarının doğru olmadığını bildirerek davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davacı tarafından, dava konusu senedin boşanma davası sırasında birleşmek amacıyla teminat olarak boş bir şekilde verildiği iddia edilmiş ise de, bu iddianın senetle ispat edilemediği, bunun üzerine davacıya yemin teklif hakkı hatırlatıldığı, davalının 14.05.2009 tarihli celsede usulüne uygun olarak” senedin boş olarak alındığına, teminat senedi olmadığına, borç miktarını kendisinin doldurduğuna” yemin ettiği, bu beyanla davaya konu senedin boş olarak düzenlendiğinin kesinleştiği, bu durumda Yargıtay İçtihatları (19.HD. 1996/11157-8281 E.K) gereğince artık boş senedi dolduran davalının senet bedeli kadar alacaklı olduğunu ispatlaması gerektiğinden ve miktar itibariyle tanıkta dinlenemeyeceğinden bu defa davalıya yemin teklif hakkı hatırlatıldığı, davacı asılın 10.11.2009 tarihli celsede “ davalıdan veya akrabalarından borç para almadığına, davalının ziynetlerini almadığına” dair yemin ettiği, böylelikle davalının senet bedeli kadar alacaklı olduğunu ispatlayamadığı, icra dosyasına ödenen 29.982.99 TL’nin davalı tarafça çekildiği gerekçeleriyle davacının dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasında davalıya ödenen 29.982.99 TL’nin davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
../..
(2)
Bono bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senede “malen” veya “nakden” kaydı yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki; böyle bir durumda kanıt yükümlülüğü yer değiştirir. Senedi talil eden, iddiasını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer (YHGK 17.12.2003 gün, 2003/19-781 E, 2003/768 K.sy. ilamı)
Somut olayda, senette borcun sebebi “nakden” olarak gösterilmiş olup nakit verildiğine karinedir. Böylelikle davalı davacıya ait nakit borç verdiğini bildirerek bonodaki kaydın doğru olduğunu bildirmiş, bonoda yazılı “nakden” kelimesini, bir başka anlatımla bononun ihdas nedenini talil etmemiştir.
Öte yandan, bononun yasada öngörülen zorunlu şekil şartları dışında diğer kısımların boş olarak doldurulup düzenlenmesi mümkün olup tedavüle çıkarılırken doldurulmuş olması halinde, doldurulan kısımların anlaşmaya aykırı olarak düzenlendiğinin davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Bu durumda mahkemece bononun anlaşmaya aykırı düzenlendiği ve borcun bulunmadığı yolundaki iddiasının ispatının davacı tarafa ait olduğu düşünülmeden ispat külfetini davalıya yükleyerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Aslı gibidir.