YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/705
KARAR NO : 2013/5412
KARAR TARİHİ : 13.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 23/02/2009 tarihli dava dilekçesinde Kastamonu ili, Merkez ilçesi, … Köyü 101 ada 1 parsel ve 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiğini, hava fotoğrafları incelenmeden kadastro çalışmalarının tamamlandığını ve askıya çıkarıldığını, taşınmazların müvekkillerine ait olup geçmişten beri tarım alanı olarak kullandıklarını iddia ederek, dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacılar adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davacılar …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’nın açmış olduğu davanın … bırakılması nedeni ile açılmamış sayılmasına,
Davacı …’ın davasının kısmen kabulüne,
Kastamonu İli, Merkez İlçesi, Gökçukur Köyü, 101 ada 1 parsel içerisinde; keşfe katılan fen bilirkişileri … ve …’ın 08/06/2012 tarihli rapor ve rapora ekli krokilerinde sarı renk ile boyalı;
1 no ile gösterilen 3.166,82 m2 alanın,
2 no ile gösterilen 3.886,67 m2 alanın,
3 no ile gösterilen 3.887,59 m2 alanın,
5 no ile gösterilen 2.885,80 m2 alanın tapusunun iptali ile bulunduğu adada son parsel numaraları verilmek sureti ile davacı … ve … kızı, 10/11/1944 doğumlu, … adına tesciline,
Fazlaya ilişkin istemin reddine,
Davacı …’nın davasının kısmen kabulüne,
Kastamonu İli, Merkez İlçesi, Gökçukur Köyü, 101 ada 1 parsel içerisinde; keşfe katılan fen bilirkişileri … ve …’ın 08/06/2012 tarihli rapor ve rapora ekli krokilerinde kırmızı renk ile boyalı, fen bilirkişileri … ve …’ın 23/11/2011 tarihli rapor ve rapora ekli krokilerinde;
5 no ile gösterilen 10.117,15 m2 alanın,
6 no ile gösterilen 2.529,01 m2 alanın,
7 no ile gösterilen 4.038,38 m2 alanın,
8 no ile gösterilen 710,60 m2 alanın tapusunun iptali ile bulunduğu adada son parsel numaraları verilmek sureti ile davacı … ve İsmet oğlu, 30/01/1936 doğumlu, … adına tesciline,
Fazlaya ilişkin istemin reddine,
Davacı …’nun davasının kısmen kabulüne,
Kastamonu İli, Merkez İlçesi, Gökçukur Köyü, 101 ada 1 parsel içerisinde; keşfe katılan fen bilirkişileri … ve …’ın 08/06/2012 tarihli rapor ve rapora ekli krokilerinde yeşil renk ile boyalı, fen bilirkişileri … ve …’ın 08/12/2010 tarihli rapor ve rapora ekli krokilerinde;
1 no ile gösterilen 1.017,52 m2 alanın,
2 no ile gösterilen 640,81 m2 alanın,
4 no ile gösterilen 1.870,21 m2 alanın tapusunun iptali ile bulunduğu adada son parsel numaraları verilmek sureti ile davacı … ve Nebiye oğlu 01/05/1961 doğumlu … adına tesciline,
Fazlaya ilişkin istemin reddine,
karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı içinde bırakılmış, bu çalışma 03.06.2008 ve 02.07.2008 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir.
1) Davalı … Yönetimi ve Hazinenin, davacı … ve davacı … adına tescile karar verilen taşınmazlara yönelik temyiz itirazları bakımından;
Gökçukur Köyünde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan çalışmalarda, 101 ada 1 sayılı parselin orman niteliği ile sınırlandırılıp, Hazine adına tespit tutanağı düzenlenerek, 03/06/2008 tarihinde 30 günlük kısmî ilâna çıkartıldığı anlaşılmıştır.
Kısmî ilâna çıkartılarak bu süre içinde itiraz edilmeyen taşınmazlar yönünden, orman kadastro işlemi kesinleşmiştir.
Davacılar, 23.02.2009 tarihli dava dilekçesinde bu orman parseli içinde kalan ve krokide yeşile ve kırmızıya boyalı olarak gösterilen kısımların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescilini istemiştir. Mahkemece; bilirkişi raporuna ekli krokide kırmızı renk ile boyalı 5, 6, 7 ve 8 numaralarla gösterilen ve yeşil renk ile boyalı 1, 2 ve 4 numaralarla gösterilen kısımların kültür arazisi olduğu ve davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, incelenen dosya kapsamına, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre mahkemenin değerlendirmesi yerinde değildir.
Şöyle ki; 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kanunun 4/3. maddesi; “Çalışma alanında orman bulunması ve 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosuna başlanılmamış olması halinde, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tesbiti kadastro ekibi tarafından yapılır ve bu durum ekip tarafından iki ay önce Orman Genel Müdürlüğüne bildirilir. Buna karşılık iki ay içinde kadastro komisyonlarınca orman sınırlarının belirlenmemesi halinde, kadastro çalışma alanı sınırları kadastro ekiplerince belirlenir ve çalışmalar bu kanun hükümlerine göre yürütülür. Kadastro ekiplerince bu şekilde tesbit ve ilân edilen yerlerde orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılır. Orman kadastrosu kesinleşmiş yerlerde bu sınırlara aynen uyulur.” şeklinde iken, 22.02.2005 gün 5304 sayılı Kanun ile sözü edilen üçüncü fıkra değiştirilmiş ve aynı maddeye 4, 5 ve 6 ıncı fıkralar eklenmiştir. Bu düzenlemede 3. fıkra “çalışma alanında orman bulunması ve 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosuna başlanılmamış olması halinde orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tesbiti kadastro ekibi tarafından yapılır. Ancak; bu çalışmalarda kadastro ekibine … taşra teşkilatınca görevlendirilecek en az bir uzman orman yüksek mühendisi veya ziraat mühendisinin bildirimden itibaren 7 gün içinde iştirak ettirilmesi zorunludur. Bu çalışmalara muhtar ve bilirkişilerin katılmaması halinde çalışmalar re’sen devam ettirilir.” şeklinde düzenlenmiş; eklenen 5. fıkrada ise “çalışma alanındaki ormanların bu ekipçe sınırlandırılma ve tesbitleri yapılarak otuz günlük kısmî ilâna alınır. Bu alanlarda orman kadastrosu yapılmış sayılır” hükmü yer almıştır.
Yine, 27.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5831 sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 7. maddesinin birinci fıkrasının sonuna; “Ancak, henüz orman kadastrosuna başlanılmamış yerlerde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre belirlenen orman sınırı, orman kadastro komisyonlarınca belirlenen orman sınırı niteliğini kazanır” cümlesi eklenmek suretiyle, 6831 sayılı Kanun hükümleri 3402 sayılı Kanunun hükümleri ile uyumlu hale getirilmiştir.
Yukarıda belirtilen kanunların getirdiği bu yeni düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi uyarınca orman kadastro çalışmalarının yapıldığı, kadastro ekiplerince dava konusu taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesbit ve tescil edildiği ve kamu malı niteliğini kazandığı, 3402 sayılı Kanunun 16/D maddesinde “Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, özel kanunları hükümlerine tâbi olduğu”nun belirtildiği, bu nedenle ormanlar hakkında özel kanun olan 6831 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği ve 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesinde de orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra tapulu taşınmazlarda tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açabilecekleri hükmünün bulunduğu, bu ilkelerin H.G.K.’nun 08.06.2005 gün ve 2005/20 – 327 E. – 377 K. sayılı ve 28.06.2006 gün ve 2006/20 – 467 E. – 494 K. sayılı kararlarında da aynen benimsendiği anlaşılmakla, davacıların zilyetliğe dayanarak açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
2) Davalı … Yönetimi ve Hazinenin, davacı … adına tescile karar verilen taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, bilirkişi raporuna ekli krokide sarı renk ile boyalı 1, 2, 3 ve 5 numaralarla gösterilen taşınmazların kültür arazisi olduğu ve davacının dayandığı tapu kayıtları kapsamında kaldığı ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Davacının dayandığı tapu kayıtları tescil ilâmı ile oluşmuş olup, krokileri tam olarak uygulanmadığı gibi kadastroda hangi parsellere revizyon gördüğü araştırılmamış, tapu kaydında davacının 2/3 hissesi olduğu halde geri kalan kısmın nereye gittiği, davacının hissesine isabet eden miktar tam olarak belirlenmemiş, tapu kaydı miktarından fazla kısım davacıya verilmiştir.
O halde, öncelikle davacının dayandığı tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ile birlikte getirtilip ve kadastroda revizyon gördüğü parseller Tapu Müdürlüğünden sorularak, bundan sonra bir uzman orman bilirkişi, bir harita mühendisi veya fen bilirkişi ve mahallî bilirkişi aracılığıyla keşif yapılmalıdır.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmelidir.
Böylesine yapılacak bir araştırma sonucu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, 13/07/1945 tarihinde yürürlüğü geçen 4785 sayılı Kanunun l. maddesi gereğince tapu kaydının kanunî değerinin olmayacağı, ormanlar tevzii, iskan ve başka bir suretle kişiler adına özel mülk olarak tescil edilemeyeceği düşünülmelidir.
Taşınmazların öncesi itibarıyla orman sayılmayan yerlerden olduğu sonucuna varılırsa, dayanak tapu kayıtları yerine uygulanmalı, sınırları zeminde mahallî bilirkişi yardımıyla tek tek bulunarak ve fen bilirkişi krokisi üzerine yazılarak keşfi izleme olanağı sağlanmalı, tapu kaydı başka parsellere de revizyon görmüş ise miktar hesabında nazara alınmalı, tapu kaydının davacının hissesi dışındaki 1/4 hissesinin nereye gittiği araştırılmalı, tapu kayıtları tescil ilâmı ile oluştuğundan, öncelikle 3402 sayılı Kanunun 20/a maddesi gereğince krokisi uygulanarak, davalı taşınmazların kroki kapsamında kalıp kalmadığı tesbit edilmeli, kroki uygulanamıyor ise, bu kez 3402 sayılı Kanunun 20/c maddesi gereğince miktarı ile geçerli kapsamı tayin olunmalı, miktar fazlasının sınırdaki ormandan açıldığı ve zilyetlikle kazanılamayacağı gözönünde bulundurulmalıdır. Dava konusu taşınmazlara tapu kaydının uymadığı veya tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamı içinde kalmadığının belirlenmesi halinde ise, davanın reddine karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentde açıklanan nedenlerle; davalı Hazine ve Orman Yönetimi vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 13.05.2013 günü oy birliği ile karar verildi.