Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/7488 E. 2013/11920 K. 19.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7488
KARAR NO : 2013/11920
KARAR TARİHİ : 19.12.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında 365 ada 17 parsel sayılı 4232,39 m² yüzölçümündeki taşınmaz taşlık ve çalılık niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir.
Davacı 31.07.2006 tarihli dilekçesi ile, dava konusu taşınmazın murisinden intikal ettiğini ve rızai taksim sonucu kendisine düştüğünü ileri sürerek, davalı adına yapılan tesbitin iptali ile taşınmazın kendi adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın kadastro tesbitinin iptali ile taşınmazın davacı adına tesciline ilişkin verilen karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 13.11.2007 gün ve 2007/4146-4168 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle “…temyize konu 365 ada 17 parsel sayılı taşınmazın sınırında eylemli biçimde Devlet Ormanı bulunduğu halde, yöntemince orman araştırması yapılmadığı…” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın Hazine adına adına yapılan kadastro tesbitinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 02.08.1996 tarihinde 6831 sayılı Kanuna göre yapılıp 16.09.1999 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın kadastro tesbitinin iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki; Yargıtay bozma kararı öncesinde alınan 19.02.2007 tarihli ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın eğiminin %25 iken, teraslama çalışmaları sonucu %5-6’ya düşürüldüğü belirtilmişken, Yargıtay bozma kararı sonrası alınan ziraat ve orman bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın eğiminin %17 olduğu belirtilmiş, hüküm kurulurken bu çelişki giderilmemiştir. Ayrıca, 29.09.2012 tarihli orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 1963 ve 1989 tarihli memleket haritalarında yapraklı ağaç rumuzu olan yeşil alanda gözükmesine rağmen, 1958 ve 1986 tarihli hava fotoğraflarında üzerinde orman bitki örtüsü olmayan kuru hububat tarımı yapılan kıraç tarım arazisi olarak gözüktüğü, dolayısı ile memleket haritalarının boyamasında hata olduğu belirtilmiş olmasına karşın, rapor ekinde dava konusu taşınmazın hava fotoğrafı üzerinde gösterilmemiştir. Dolayısı ile memleket haritalarının boyamasında hata olup olmadığı da denetlenememektedir.

O halde, en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerden getirtildikten sonra, keşfe katılan önceki bilirkişiler dışında bir fen, bir ziraat ve üç orman mühendisi bilirkişileri huzurunda keşif yapılarak dava konusu taşınmazın memleket haritaları ve dayanağı hava fotoğrafları steoreskop aletiyle ve üç boyutlu olarak bilirkişilere incelettirilip, taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde göründüğü orman ya da 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesinde ifade edilen orman içi açıklık olup olmadığı, dava tarihinden 20 yıl önce taşınmazın kullanılıp kullanılmadığı, taşınmaz üzerinde önceki yıllarda ve şimdi bulunan bitki örtüsünün cinsi, varsa ağaçların sayısı, yaşı ve dağılımı durumunun ne olduğu, dava konusu taşınmazda teraslama yapılarak eğimin düşürülmesi söz konusu olduğuna ve bilirkişi raporları arasında taşınmazın eğimi açısından çelişki doğduğuna göre dava konusu taşınmazın teraslama yapılmadan önceki gerçek eğiminin eğim ölçer ile ölçülerek belirlenmeli, teraslama ile eğimin düşürülmesinin imar ve ihya anlamına gelmeyeceği düşünülmeli ve davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılarak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 19/12/2013 günü oy birliği ile karar verildi