YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3905
KARAR NO : 2010/12886
KARAR TARİHİ : 11.11.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, konut kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarını tahsil için giriştikleri icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, aynı alacakla ilgili olarak birden fazla icra takibi yapıldığını, bu davaya konu icra takibinin mükerrer olduğunu, müvekkilinin icra takibine kısmi itirazda bulunmasına rağmen takibin tümü yönünden dava açıldığını, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde taşınmaz malikinin ipotek tutarını ödediğini, ödenen tutarın müvekkili şirketin ana borcundan mahsubu gerekirken, mahsubun yapılmadığını, kat ihtarının müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, talep olunan faizin fahiş olduğunu, müvekkilinin KKDF, BSMV ve diğer giderler ile masraflar yönünden bir sorumluluğu bulunmadığını, itirazlarında haklı olduklarını savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere, asıl ve ek raporlara göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Kredi borcunun geri ödeme planında taksitlerin ödeme tarihleri belli olduğundan vadelerinde ödenmeyen taksitlerle ilgili kredi borçları yönünden ödeme tarihleri itibariyle temerrüdün gerçekleştiğinin kabulü gerekir (BK.md.101/2). Nitekim banka tarafından gönderilen ihtarnamede de vade tarihlerinden itibaren faiz talep edilmiştir. Bu durumda mahkemece bilirkişinin raporunda bu ilkeyi gözeterek düzenlenen bölümünün hükme esas alınması gerekirken, temerrüdün ihtarla oluştuğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Öte yandan takipten sonra davadan önce bir takım ödemeler yapıldığı görülmüştür. Davadan önce ödenen bu miktar yönünden dava açılmakta hukuki yarar yoktur. Bunun yanında icra inkar tazminatının belirlenmesinde davacının takip talebinde belirttiği döviz kuru aşılarak, daha fazla kurdan hesaplama yapılması HUMK.nun 74.maddesi hükmüne aykırılık oluşturur. Ayrıca yerel mahkemenin hüküm kısmında yer alan “takip ve icra mahkemesi dosyalarındaki masrafların yargılama gideri olarak ilgili dosyalardan istenebileceği” şeklindeki hüküm infazda tereddüt yaratacak nitelikte olup, hükmün bu kısmı HUMK.nun 388.maddesine uygun bulunmamıştır.
Mahkemece belirtilen bu yönler üzerinde durulup, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, davalının peşin harcının istek halinde iadesine, 11.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.