YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13626
KARAR NO : 2013/4813
KARAR TARİHİ : 30.04.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
MÜDAHİL : Orman Yönetimi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, asliye hukuk mahkemesine verdiği 07/02/2003 havale tarihli dava dilekçesiyle, Taşköprü Mah. 37 ada 99 ve 10 sayılı parsellerin 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı iddiasıyla davalı adına kayıtlı tapularının iptali ve Hazine adına tescilini istemiş ise de, 29/12/2004 havale tarihli ıslah dilekçesiyle 2/B çalışmasının henüz kesinleşmediğini belirterek orman niteliğiyle tescil talep etmiş, yönetim de davaya müdahil olduktan sonra asliye hukuk mahkemesince 29/09/2004 tarihinde ilân edilen orman kadasro çalışmaları nedeniyle davanın orman tahdidine itiraza dönüştüğü gerekçesiyle, tapu iptali ve tescil davası ile orman kadastrosuna itiraz davasının ayrılmalarına, orman kadastrosun itiraz davası yönünden görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine gönderilmesine, tapu iptali davasının elde tutularak yeni esasa kaydına, orman kadastrosuna itiraz davasının sonucunun beklenmesine karar verilmiştir. Kadastro mahkemesince davanın kısmen kabulüne, 37 ada 99 parselde 19/07/2006 tarihli raporda (A) ve (B) ile işaretli toplam 1544.10 m2 yüzölçümündeki taşınmazın orman niteliğinde olduğundan 29/09/2004 – 01/11/2004 tarihlerinde ilân edilen 2/B madde uygulamasının iptaline, 99 parselin geri kalan bölümlerine ve 37 ada 100 parsele yönelik davanın reddine karar verilmiş, Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmekle hüküm Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10/10/2007 gün ve 2007/13333 E.- 12202 K. sayılı kararında özetle: “Mahkemece, delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu oluşturulan hüküm dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; davacı …, orman kadastrosu sırasında P II numarası verilerek orman sınırı dışına çıkarılan 99 ve 100 sayılı parsellerdeki 2/B uygulamasına itiraz etmekte ve bu bölümlerin orman olduğunu iddia etmektedir. Fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) orman bilirkişi raporunda 1 ve 2 ile gösterilen bölümler zaten orman sınırı içinde kalmakta olduğundan, bu bölümler dava konusu olmadığı halde, mahkemece, bu bölümlerdeki 2/B uygulamasının iptaline, 99 parselin diğer kısmı ile 100 parseldeki davanın reddine karar verilmiştir ki, bu durum 99 ve 100 parsellerdeki 2/B uygulamasının kesinleşmesi anlamına gelir. Oysa, Hazinenin dava açmaktaki amacı bu değildir.
O halde; mahkemece, zaten orman olan (A ve B) bölümlerinin davaya konu olmadığı, 99 ve 100 parsellerin dava edildiği gözönünde bulundurularak yeniden yapılacak keşifte memleket haritası, orman kadastro haritası ve kadastro paftasının ölçekleri denkleştirilip birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle yeniden uygulama yapılmalı, taşınmazın 2/B madde şartlarını taşıyıp taşımadığı araştırılmalı, taşınmazların dört yanının tahdidi kesinleşmiş Kapıdağı Devlet Ormanı ile çevrili olduğu da gözönünde bulundurulmalıdır.
6831 sayılı Kanunun değişik 2/B maddesi ile (bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı) hükmünün bulunduğu, bundan doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerektiği, her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi, erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi veya 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi gereğince hiçbir zaman kişiler adına tapuya tescil edilemeyecek ve özel mülk olamayacak orman içi açıklığı niteliğinde olan yerlerin kanun maddesinde anlatılan bilim ve fen bakımından nitelik kaybı olmayıp, zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesidir. Bu yöntem, toprak
erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yokolması sonuçlarını doğurur.
O halde, uzman orman bilirkişisinin, 6831 sayılı Kanunun 2/4. maddesinde sayılan yerlerde 2/B madde uygulamasının yapılamayacağını gözönünde bulundurarak, yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin ve baştan beri 6831 sayılı Kanunun 17. maddesinde anılan orman içi açıklık niteliğinde olan veya sonradan bu hale gelen yerlerin bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceğini gözönünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve karlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşulları birlikte değerlendirip, dava konusu taşınmazın hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğini ya da etmediğini inceleyerek bu olguları tartışması ve taşınmazın hangi maddi ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştığını raporunda açıklaması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyuduktan sonra, davanın kabulüne, Taşköprü Mahallesi 37 ada 99 sayılı parselin (A), (B) ve (C) harfli bölümler dışında kalan 2004 ilâ 2008 nolu orman sınır taşları ile sınırlandırılan 5546.4 m2’lik alan ile 37 ada 100 sayılı parselin kadimden beri kültür arazisi niteliği taşıması nedeniyle 29/09/2004-01/11/2004 tarihlerinde ilân edilen 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarma işleminin iptaline karar verilmiş, davacı … vekili, müdahil Orman Yönetimi vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmekle hüküm Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12/07/2010 gün ve 2010/8443E-9944K sayılı kararında özetle: ” 1) Davalı … daha önce aleyhine verilen 22/11/2006 gün 2006/1 sayılı kararı temyiz etmediği gibi, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafına dayalı olarak yapılan uygulama sonunda dava konusu taşınmazların orman olarak nitelendirildiği ve kısmen de eylemli orman olduğu anlaşıldığından, temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Hazine ve Orman Yönetiminin temyizine gelince;
Davacı … 05/02/2003 tarihli dilekçesiyle 37 ada 99 ve 100 nolu parsellerin öncesinin orman olduğunu ve 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığından tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Dava konusu parseller 2613 sayılı Kanun hükümlerine göre tapu kaydına dayanılarak kadastro tespitleri yapılmış ve 10/10/1988 – 11/12/1988 tarihleri arasında ilân edilip kesinleşerek, Ayşe Yaşar Özçelik adına tescil edilmiş, 14/12/1990 tarihli satışla …’ya geçmiştir.
Davacı Hazinenin orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması işleminin askı ilânından önce açtığı tapu iptali davası tapu maliki yönünden orman kadastrosunun kesinleşmesini önlemez.
Çekişmeli parsellerin dört tarafı kesinleşen Kapıdağ Devlet Ormanı ile çevrilidir. Dava konusu 99 nolu parselin yüzölçümü 7336 m2, 100 nolu parselin yüzölçümü ise 3000 m2’dir. Toplam 10.336 m2 olan ve dört tarafı Kapıdağı Devlet Ormanı ile çevrili olan bu parsellere 4595 m2 yüzölçümlü, Doğusu; Tahtalı oğlu, Batısı; Kameroğlu validesi, Kuzeyi; Yarım Kafaoğlu karısı … yol olan Temmuz 1985 tarih 59 nolu tapu kaydının uyduğu kabul edilemez. Bilirkişi kurulu raporlarına göre de taşınmaz eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritasında kısmen açık alanda ise de, % 15 – 35 eğimli olan taşınmazlar üzerinde münferit karaçam ağaçları ile meşe ve ardıç türlerinin bulunduğu bildirilmiştir. Bu durumda, taşınmazların 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi kapsamında orman içi açıklık niteliğinde olduğu bir yana, gerek 1986 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/A maddesi ve gerekse 15/07/2007 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesi gereğince bu tür yerlerin orman olarak sınırlandırılması zorunludur.
Taşınmazlar başında 2006 tarihinde yapılan keşiflerde dahi üzerlerinde karaçam, ardıç ve meşe ağaçları bulunduğu saptanmıştır. Bu haliyle II numaralı 2/B poligonu olarak orman sınırı dışına çıkartılan taşınmaz bölümünün 31/12/1981 tarihinden önce orman niteliğini kaybettiği de kabul edilemez.
Mahkemece, taşınmazlardan 99 nolu parselin (A), (B) ve (C) ile işaretli bölümleri dışında kalan yerlerin tarım arazi olduğuna değinildikten sonra hüküm fıkrasında “Hazinenin davasının kabulüne, 2/B madde gereğince orman sınırları dışına çıkarma işleminin iptaline ” denilerek çelişki yaratılmıştır. O halde; davacı … müdahil Orman Yönetiminin 2/B madde uygulamasına itiraz davasının kabulü ile dava konusu 99 nolu parselin 2/B işlemine konu olan bölümü ile 100 nolu parselin tamamının
öncesinin orman olduğu, bu yerlerin II poligon numarası ile 2/B madde alanı olarak orman sınırı dışına çıkarma işlemlerinin kanun ve yönetmeliğe uygun olmaması nedeniyle iptaline, Hazine ve müdahil Orman Yönetiminin 37 ada 99 ve 100 nolu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ve tescili için açtığı davadan dolayı mahkemenin görevsizliğine ve 10 gün içerisinde baş vurmaları halinde dava dosyasının görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra; davacı … Orman Yönetiminin orman kadastrosuna itiraz davasının kabulüne, 37 ada 99 parselin 2/B işlemine konu olan bölümü ile 37 ada 100 parselin tamamının II poligon numarası ile 2/B alanı olarak orman sınırı dışına çıkarma işleminin iptaline karar verilmiş, hüküm, davalı … tarafından, taşınmazın tarım arazisi olarak kullanıldığı, üzerindeki muhdesatlar hakkında karar verilmediği, davanın hak düşürücü sürede açılmadığı, orman sınırlandırmasından haberleri olmadığı, orman sınırlandırmasının usûlüne uygun olarak yapılmadığı ve vali onayı ile kesinleştirilmediği, davanın açılmasına sebebiyet ermediği halde yargılama giderlerinin üzerinde bırakıldığı gerekçesi ve re’sen araştırılacak nedenlerle temyiz edilmiştir.
Yörede, 1988 yılında kesinleşen arazi kadastrosu ile 31/03/1989 tarihinde bitirilen ve 29/09/2004 ve 01/11/2004 tarihleri arasında 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre, davanın devamı sırasında ilân edilen orman kadastrosu ve 2/B çalışmaları vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna, 37 ada 99 parsel sayılı taşınmazın (A), (B) ve (C) harfli kısımlarında 15/09/2008 tarihli fen bilirkişi rapor eki krokisinde 2/B madde çalışması yapılmadığı ve orman sınırı içinde olduğu, 37 ada 99 parsel sayılı taşınmazın kalan kısmı ve 37 ada 100 parsel sayılı taşınmazın tamamının orman niteliğini kaybetmediği, dört tarafının orman parseli ile çevrili olduğu, bu nedenle 37 ada 99 parsel sayılı taşınmazın (A), (B) ve (C) harfli kısımları dışında kalan kısmı ile 37 ada 100 parsel sayılı taşınmazın 2/B madde uygulama çalışmaları ile orman sınırı dışına çıkarma işleminin iptalinde usûl ve kanuna aykırılık bulunmamaktadır. 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 3, 4 ve 5. bentlerinin hükümden çıkartılmasına ve bunun yerine 3 numaralı bent olarak ”3- 3402 sayılı Kanununa 6099 sayılı Kanun ile eklenen 36/A maddesi ile geçici 11. maddesine göre, davacı … İdare’sinin yaptığı tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına ve aynı kanun hükmü gereğince davacı … İdare’si yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlelerinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla …M.K.’nun 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 30/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.Başkan