Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/7071 E. 2012/9620 K. 27.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7071
KARAR NO : 2012/9620
KARAR TARİHİ : 27.06.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15/09/2009 gün ve 10707 – 13340 sayılı bozma kararında özetle ” Ham toprak niteliği ile Hazine adına tesbit edilen … köyü 121 ada 58 parsel (1196238,98 m2) hakkında açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın tepelik, meşe ve çam ağaçlı yer olduğunun açıklandığı, sınırda 4 numaralı orman parseli bulunduğu halde, orman araştırması yapılmadığı, zilyetlikle ilgili yapılan araştırmanın da taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığı ve kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının tesbiti bakımından yeterli olmadığı, bu nedenle yeniden araştırma yapılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu (A) 3199 m2 ile işaretli taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 5304 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan 26.08.2010 havale tarihli raporda, çekişmeli  taşınmazın 1960 tarihli memleket haritasında kısmen (A bölümünün) orman sayılan yerlerden olduğu; 12.10.2010 havale tarihli ek raporda ise, önceki incelemenin yanlış koordinatlara göre yapıldığı, aslında tamamen orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmış, ancak memleket haritası ile kadastro paftasının birbirine aplike edilmemesi nedeniyle denetleme yapılamadığından, dairenin 16.06.2011 tarihli geri çevirme kararı üzerine hazırlattırılan ek raporda ise, ekli haritaların birinde açık alanda, diğerinde yine kısmen yeşil alanda işaretlendiği, haritaların tarihinin de belirtilmediği anlaşılmıştır. Bu kez, dairenin 07.03.2012 günlü geri çevirme kararı ile uzman bilirkişiye bu çelişkiyi giderecek şekilde taşınmazın hem 1960 hem de 1980’li yıllara ait memleket haritasında gösterildiği, kadastro paftası ile ölçekleri denkleştirilerek çakıştırılmış ek rapor hazırlattırılması istenmiş ise de, hazırlanan 26.04.2012 havale tarihli son ek raporda 3199 m2 yüzölçümlü çekişmeli taşınmaz yalnızca 1980 tarihli memleket haritasında (tamamı ormansız açık alanda)
2012/7071 – 2012/9620
işaretlenmiştir. Böylece 07.03.2012 günlü geri çevirme kararı gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi dosyadaki raporlar da yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı yetersiz ve birbiriyle çelişkili olduğundan, denetime elverişli değildir. Mahkemece bu çelişki yöntemince giderilmeden karar verilemez.
O halde; mahkemece, önceki keşiflerde görev almayan uzman bilirkişiler vasıtasıyla yeniden yapılacak keşifte, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile önceki keşiflerde uygulandığı bildirilen 1960 ve 1980 tarihli memleket haritaları ve bunların yapımına esas alınan hava fotoğrafları steroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip, taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü belirlenmeli, bundan sonra elde edilecek sonuç çerçevesinde karar verilmelidir.
Kabule göre de; hazine adına ham toprak niteliğiyle tespit edilen 121 ada 58 parsel sayılı 1196238 m2 yüzölçümlü ham toprak niteliğindeki taşınmaz içinde bir bölümün dava edilmesi nedeniyle, taşınmazın tamamının kadastro tutanağı davalı hale geldiği halde, sadece dava edilen 3199 m2 bölüm hakkında karar verilip, parselin geri kalan kesimi hakkında sicil oluşturulmaması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun olmayan hükmün BOZULMASINA 27/06/2012 günü oybirliği ile karar verildi.