YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/571
KARAR NO : 2011/10756
KARAR TARİHİ : 14.09.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalılardan …’un müvekkillerinin bankadan çekeceği krediye kefil olmasının karşılığında müvekkillerinden …’in borçlu, diğer müvekkili … kefil olarak imzaladığı 15.03.2007 vade tarihli 32.400 TL bedelli senedi hile yoluyla aldığını, kredi çekme işlemi gerçekleşmediği halde davalının senedi iade etmeyip diğer davalı …’nın müvekkilleri aleyhine senede dayalı olarak icra takibi yapmasını sağladığını ileri sürerek müvekkillerinin senetten dolayı davalılara borçlu olmadıklarının tespitine, takibin iptaline %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinden …’un senette alacaklı veya ciranta olarak gözükmediği gibi, davacılar aleyhine icra takibi de yapmadığını, bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, diğer müvekkilinin ise davacı taraftan olan alacağına karşılık senedi aldığını, hile ile senet imzalatılmasının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dinlenen tanık ve taraf beyanları doğrultusunda davacılardan … alkol bağımlısı olup davalılardan … ortak olduğu birahaneye gittiği, hesabı ödeyecek parası olmayan davacı …’dan senet alındığı, davacı …’ın senedin bedelini ödeyememesi üzerine yeni senetlerin davalı …’a verildiği bu senetlerin de bedelinin ödenmediği davalı …’un daha sonra davacı …’a bankadan kredi çekip borcunu ödeyebileceğini ve kendisinin de kefil olacağını söylediği, kefil olacağını vadedip davaya konu senedi hile ile davacılardan alan davalı …’un senedi diğer davalı … ‘ye verip icra takibi yapmasını sağladığı, davalı …’nin icra takibi yapmakta kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların davaya konu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, asıl alacağın %40’ı oranında 12.960.00 TL icra inkar tazminatının davalı …’dan alınıp davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, bono nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespitine ilişkindir.
Davalılardan; …’un dava konusu senette herhangi bir sıfatı bulunmadığı gibi bu kişi tarafından girişilmiş bir takip de yoktur. Bu durumda davalı … hakkındaki davanın husumet yönünden reddi gerekirken bu yönün düşünülmemiş olması isabetsizdir.
Davacılar hile iddiasında bulunmuşlarsa da bu iddialarını kanıtlayacak delil ve belge sunamamışlardır. Dinlenen tanıklar ise görgüye dayalı beyanda bulunmamış, duymaya dayalı soyut ifadeler vermişlerdir. Bu itibarla somut olayda hile iddiasının tanık beyanlarıyla kanıtlandığının kabulü doğru görülemez. Hile dışındaki bedelsizlik iddiası yönünden ise HUMK’nun 290. maddesi uyarınca senede karşı her türlü iddia ve def’inin yazılı delille kanıtlanması gerekir. Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.