Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/2399 E. 2013/5458 K. 13.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2399
KARAR NO : 2013/5458
KARAR TARİHİ : 13.05.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Yörede 2007 yılında yapılıp 14.03.2008 ilâ 14.04.2008 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen genel arazi kadastrosu sırasında Bozlar köyü, 106 ada 82 parsel sayılı 11353,55 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliğiyle davalı gerçek kişi adına tesbit ve tescil edilmiştir.
Davacı Hazine vekili, 27.04.2009 havale tarihli dilekçesiyle dava konusu taşınmazın kadastro sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı kişi adına tespit edildiğini, ancak davalı gerçek kişinin taşınmazı kullanmadığını, taşınmaz üzerinde tarım yapılmadığını, zilyetlik süresinin dolmadığını ve taşınmazın üzerinin yer yer meşe ağaçları ile kaplı olduğunu belirterek davalı kişi yararına zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşulları oluşmadığı iddiasıyla taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece; davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle Hazinenin davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastrodan önceki hukukî sebeplere dayanılan 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü süre içinde açılan tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu, 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece, Medenî Kanunun 713 ve 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddelerinde yazılı imar ve ihya ile kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davalı yararına oluştuğu kabul edilerek davanın reddi yolunda hüküm kurulmuştur.
Ne var ki; mahkemece verilen karar usul ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; 3402 sayılı Kadastro Kanunu, belgesiz zilyetlikten mülk edinilebilecek taşınmazların miktarını aynı çalışma alanı içinde kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönüm olarak belirlemiş, fazlası için 14. maddede yazılı belgelerin mevcudiyetini şart koşmuştur.
Dosyanın iadeye gönderilmesi üzerine gelen ve davalı … oğlu … tarafından edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve tapu kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalı …’ın toplam 172582,94 m² yüzölçümündeki yeri belgesizden aldığı saptanmıştır. Yine, iade sonrasında mahkemece gönderilen, aynı mahkemenin 2011/302 Esas sayılı dava dosyası örneğinden de, Hazine tarafından 3402 sayılı Kanunun 14/1 maddesinde belirtilen 40-100 dönüm sınırlamasının aşıldığı iddiasıyla …’a karşı dava açıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davalı kişi yararına Medenî Kanunun 713 ve 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddelerinde yazılı diğer koşullar yanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/1 inci maddesindeki sınırlamanın da aşılıp aşılmadığının saptanabilmesi bakımından mahkemenin temyize konu bu dava dosyası ile aynı mahkemenin 2011/302 Esas sayılı dava dosyasının H.M.K.’nın 166. maddesi gereğince birleştirilerek davaların birlikte görülmesi ve delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulabilmesinin sağlanabilmesi bakımından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 13/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.