YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14339
KARAR NO : 2013/4448
KARAR TARİHİ : 16.04.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Aşıküzeyir Köyü 102 ada 1 sayılı parsel, orman niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacılardan …, Haziran 1976 tarih 33 numaralı tapu kaydına, diğer davacılar zilyedliğe dayanarak taşınmazın belli bölümlerinin kendilerine ait olduğu iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece (A, B, C, D, E, F ve G) ile işaretli yerler hakkında açılan davanın reddine, tesbit gibi tescile karar verilmiş, hüküm davacı … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
Mahkemece 28.04.2011 günlü keşif sonunda hazırlanan fen bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur. Davacı …, çekişmeli taşınmazın A (3408 m2), B (7077 m2), C (27746 m2) ile işaretli bölümlerini; … ise, G (13430 m2) ile işaretli bölümünü temyiz etmektedir. Mahkemece taşınmazların orman içi açıklık durumunda olduğu kabul edilmişse de, taşınmazlar iki yönden ormana, diğer yönlerden şahıs taşınmazlarına bitişik olup; komşu 102 ada 42, 46, 47 ve 55 parsellerin tesbitlerinin kesinleşip kesinleşmediği ve yine batıda Uluçam Köyü kadastro sahasında kalan taşınmazların hangileri olduğu, tesbitlerinin kesinleşip kesinleşmediği dosyadan anlaşılamamaktadır. Davacı …’ın dayandığı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1950/67-100 sayılı hasımsız tescil kararı ile oluşan Haziran 1976 tarih 33 numaralı 600 m2 yüzölçümlü tapu kaydı da keşiflerde ilk geldisinden itibaren uygulanmamış, hangi bölüme uyduğu ya da uyup uymadığı belirlenmemiştir.
O halde; mahkemece, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita ve kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile üç orman yüksek mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar steroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü orman sayılan yerlerden olup olmadıkları belirlenmeli, yukarıda sözü edilen komşu parsellerin tesbitlerinin kesinleşip
kesinleşmediği ve buna göre taşınmazların orman içi açıklık niteliğinde olup olmadığı tartışılmalı, orman değil ise dayanılan tapu kaydının krokisi bulunmadığından öncelikle tapu kaydı ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte tapu müdürlüğünden istenilmeli, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgeler incelenip, doğru ve kanunî bir nedenin bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve tapu kaydının taşınmazlara uyup uymadığı belirlenmeli, uyuyorsa, değişir sınırlar içerdiğinden miktarıyla geçerli kapsamı 3402 sayılı Kanunun 20/c ve 21. maddeleri gereğince tayin edilmeli, kayıt miktar fazlası bölümler ve tapuya dayanmayan davacı … yönünden yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar (gerçek kişiler) yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, (murisler) yönünden de ilgili tapu ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı kanunun 03/07/2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile usûl ve kanuna uygun olmayan hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 16.04.2013 günü oy birliğiyle karar verildi.