Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/6754 E. 2012/8919 K. 12.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6754
KARAR NO : 2012/8919
KARAR TARİHİ : 12.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı …vekili ve davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı, tapu kaydına dayanarak yörede ilk kez yapılan ve 10/7/1998 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında … köyü 468 ve 469 parsel sayılı, 26875 – 22000 m2 yüzölçümlü taşınmazların, kadastroca oluşturulan geometrik konumlarına uyulmaksızın orman sınırlandırması yapıldığını, bu şekilde taşınmazların kısmen orman sınırları içine alınması işleminin yanlış olduğunu, bu yere ait sınırlamanın iptalini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, 469 sayılı parselde Fen bilirkişisi … ve Harita Mühendisi … nun 05/05/2008 tarihli müşterek raporlarında (A) harfi ile gösterilen 12133,82 m2 miktarındaki kısmı ile 468 sayılı parselin ( B ) harfi ile gösterilen 23513,32 m2 miktarındaki kısmının orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin orman tahdit komisyonu kararının İPTALİNE ve bu kısımların orman sınırları dışarısına çıkarılmasına ve 468 – 469 parseller olarak davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı … vekili ve davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1954 yılında yapılan arazi kadastrosunda, çekişmeli taşınmazlar tarla niteliği ile kişiler adına tespit ve tescil edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların zemindeki fiili kullanım durumları dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç dosyadaki delillere uymamaktadır. Çekişmeli taşınmazların tapu kayıtları ve kadastro paftaları yörede 1954 yılında yapılan arazi kadastrosunda oluşturulmuştur. Daha sonra 1998 yılında yapılan orman kadastrosu çalışma tutanaklarında arazi kadastrosu sınırlarına aynen uyularak sınırlandırma yapıldığı belirtilmiştir. Ayrıca, orman kadastrosu alanlar cetvelindeki miktarlara göre de taşınmazların tapu miktarı ve çaplarına aynen uyulduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, düzenlenen orman tahdit haritaları çalışma tutanakları ile uyumlu olmayıp çelişmektedir. Kural olarak tahdit haritası ile çalışma tutanakları çeliştiğinde tutanaklara üstünlük verilerek meselenin çözülmesi gerekir.
Bu nedenle; Mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak 2 kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6831 sayılı Orman
2012/6754- 8919
Yasasına göre Orman Kadastrosu ve aynı Yasanın 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “Orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, özellikle orman kadastrosu sırasında taşınmazların kadastro sınırlarına uyularak sınırlandırmanın yapıldığı göz önünde bulundurularak taşınmazların kadastro çapları zeminde uygulanarak miktarına göre orman kadastro sınırları belirlenmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Ayrıca, dava tapuya dayalı 10 yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz davası olup, sadece orman kadastrosuna itirazla ilgili karar vermekle yetinilmesi gerekirken, mükerrer sicil oluşturacak şekilde taşınmazların tekrar tapu sahipleri adına tescillerine karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı …vekili ve davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 12/06/2012 günü oybirliği ile karar verildi.