Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/150 E. 2012/6222 K. 24.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/150
KARAR NO : 2012/6222
KARAR TARİHİ : 24.04.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı – davalı …, birleşen dosya davacısı-davalısı … vekili ile Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde, 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, …köyü, 815 parsel sayılı 6883,05 m² yüzölçümündeki taşınmaz 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereği orman niteliğini kaybedip, orman kadastro komisyonlarınca orman alanı dışına çıkarılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, tutanağın beyanlar hanesine 2/B madde ve davacı ile davalı gerçek kişiler lehine kullanım ve muhdesat şerhi verilerek Hazine adına tarla niteliğiyle tespit edilmiştir. Davacı ve birleşen dosya davacısı gerçek kişiler, davalı …’in taşınmaz üzerinde fiili kullanımı olmadığı halde, lehine kullanım şerhi verildiğini ve kendilerinin fiili kullanımında olan bölümlerinde zeminde ayrı olmasına rağmen tespitin tek parsel sayısı altında ve müşterek olarak yapıldığını belirterek, davalı …’in lehine kurulan kullanım ve muhdesat şerhinin iptali ile kendi kullanımlarında olan bölümlerin ise birbirinden ifrazı ve ifraz edilen bölümler üzerinde adlarına kullanım ve muhdesat şerhi verilmesi istemleriyle ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece, dava askı ilan süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle her iki davanın da reddine karar verilmiş, mahkemece verilen kararlar davacı kişiler vekilinin temyizi üzerine aynı gerekçe ile Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından ayrı ayrı bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12.04.2011 tarih ve 2010/111-66 ve 2010/1108-4252 sayılı bozma kararlarında özetle: “Her ne kadar mahkemece, davanın ilan süresi geçirildikten sonra açılması nedeniyle dava reddedilmiş ise de, 3402 sayılı Yasanın 11. maddesinde (Kadastro müdürü, kadastro tutanaklarına göre yapılan tespitlere dayanarak, askı cetvellerini düzenler; bu cetvelleri ve pafta örneklerini, müdüriyette ve ayrıca muhtarın çalışma yerinde 30 gün süre ile ilan ettirir; itirazı olanların ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açabileceklerini belirtir…) hükmünün bulunduğu, yine HUMY 161. maddesinde (Müddet gün olarak tayin edilmiş ise tefhim veya tebliğ edildiği gün hesaba katılmaz ve son günü tatil saatinde biter. Müddet hafta veya ay olarak tayin edilmiş ise başladığı güne son hafta veya ayda tekabül eden günün tatil saatinde biter. Müddet ay nihayetine doğru başlayıp da bittiği ayın aynı günü yoksa müddet bu ayın sonunda biter…) 162. maddesinde de (Tatil günleri müddette dâhildir. Şu kadar ki, müddetin son günü tatile tesadüf ederse tatilin ertesi günü hitam bulur…) hükmünün yer aldığı, yapılan incelemede, kadastro tespit tutanağının ilanının başlangıç gününün 22.06.2.10 olduğu, ilanın başladığı gün hesaba katılmayarak yapılacak hesaplamada 3402 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde öngörülen 30 günlük sürenin 22.07.2010 tarihinde bittiği, davanın da 22.07.2010 tarihinde 30 günlük ilan süresi içinde açıldığı anlaşıldığına göre, davanın süre yönünden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre ise, davaya konu… köyü, 815 parsel sayılı taşınmazın mahkemenin başka dava dosyalarında dava konusu olduğu, aynı parsel hakkında açılan davalarda birbirine aykırı ve infazı olanaksız hüküm kurulmasının önlenmesi bakımından H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi uyarınca birlikte görülmesi gerektiğinin gözetilmemiş olmasının doğru olmadığı” gereğine değinilmiştir.

Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, H.Y.Y.’nın 166. maddesi gereğince davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne ve … köyü, 815 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesindeki kullanıcı ve muhdesat şerhlerinin iptali ile taşınmazın beyanlar hanesine “Haritacı bilirkişi Hakan Balcı’nın 09.11.2010 havale tarihli raporuna ekli krokide B ile gösterilen 1809,59 m²’lik bölümün kullanıcısı …oğlu …’dir. Taşınmaz üzerindeki 133,20 m²’lik yapı, 14,4 m²’lik prefabrik konteynır, 12,45 m²’lik tuvalet ve soyunma kabinleri, 52,29 m²’lik malzeme deposu, 20,4 m²’lik bekçi kulübesi, 12,40 m²’lik mutfak …oğlu …’e aittir ve aynı krokide (A) ile gösterilen 5073,71 m²’lik bölümün kullanıcısı …oğlu …’dir. Taşınmaz üzerindeki iki katlı ahır …oğlu …’e aittir.” şerhlerinin verilmesine ve taşınmazın bu şekilde tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı – davalı …, birleşen dosya davacısı-davalısı … vekili ile Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesine göre yapılan kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1944 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 27.04.1999 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve taşınmazın fiilen davacılar Hamdi ve …’in kullanımında olduğu belirlendiğine göre, mahkemece davanın kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, davacılar Hamdi ve …’in çekişmeli taşınmazı birbirinden bağımsız ve taşınmazın farklı bölümlerini kullandıkları belirlenmesine ve dava dilekçesinde ifraz talebi de bulunmasına rağmen, çekişmeli taşınmazın davacıların kullanımında olan bölümleri ifraz edilmeksizin (A) ve (B) şeklinde ayırarak aynı parsel sayısı altında müşterek kullanım şerhi verilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle, hüküm fıkrasının 1. bendinin (A) ve (B) alt bendleriyle birlikte hükümden tamamen çıkartılarak yerine, “1-) Köyceğiz ilçesi, Akköprü köyü, 815 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline ve bilirkişi Hakan Balcının 09.11.2010 tarihli raporuna ekli krokide (B) ile gösterilen 1809,59 m²’lik bölümün 815 parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile son parsel sayısı ile Hazine adına tarla niteliğiyle tapuya tesciline, tutanağının beyanlar hanesine, “6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır”, “Kullanıcısı …oğlu Mehmet Keskindir. Taşınmaz üzerindeki 133,20 m²’lik yapı, 14,4 m²’lik prefabrik konteynır, 12,45 m²’lik tuvalet ve soyunma kabinleri, 52,29 m²’lik malzeme deposu, 20,4 m²’lik bekçi kulübesi, 12,40 m²’lik mutfak …oğlu …’e aittir” şeklinde şerh verilmesine, yine bilirkişi … 09.11.2010 tarihli raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen 5073,71 m²’lik bölümün 815 parsel sayısı altında Hazine adına tarla niteliğiyle tapuya tesciline ve tutanağın beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır”, “Kullanıcısı …oğlu …’dir. Taşınmaz üzerindeki iki katlı ahır …oğlu …’e aittir.” cümlelerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişilere ayrı ayrı yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 24/04/2012 günü oybirliği ile karar verildi.