Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/117 E. 2013/4729 K. 29.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/117
KARAR NO : 2013/4729
KARAR TARİHİ : 29.04.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, 02.04.2012 havale tarihli dilekçesiyle, … Köyünde, dava dilekçesi ekinde koordinatlarını sunduğu 1785 m², 1034,5 m² ve 1423,5 m² yüzölçümündeki 3 parça taşınmazın zilyet ve maliki olduğunu, taşınmazların yörede yapılan orman kadastro çalışmalarında orman sınırı içinde bırakıldığını, ancak taşınmazların ormanla bir ilgisinin olmadığının ve kadim ziraat arazisi olduğunu iddia ederek, davaya konu 3 parça taşınmazın ormanla ilgisinin olmadığının tesbiti ile taşınmazlara ilişkin orman sınırlandırmasının iptali istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp  11.09.1949 tarihinde ilân edilerek kesinleşen  orman kadastrosu, daha sonra 30.12.2011 tarihinde ilân edilerek eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen evvelce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ile bu ormanlarda ve evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece, orman dışına çıkartma kanun gereği Hazine adına olacağından, gerçek kişilerin bu yolda idareyi zorlayıcı şekilde dava açmakta hukukî yararı ve aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle keşif dahil herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan davacı gerçek kişinin davasının reddine karar verilmiş ise de, verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; Orman Yönetiminin dosya arasında bulunan 02.08.2012 tarihli cevabî yazısında, çekişmeli taşınmazların bulunduğu Çökek Köyünde 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp  11.09.1949 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve daha sonra 30.12.2011 tarihinde ilân edilen evvelce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ile bu ormanlarda ve evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması yapıldığı bildirilmiştir. Davacı gerçek kişinin 02.04.2012 havale tarihli dilekçesinde, mahkemenin gerekçesini dayandırdığı şekilde, orman sınırları içindeki bir yerin 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarılması talep edilmemiştir. Davacı gerçek kişi anılan dilekçesiyle orman sınırlandırmasının iptalini talep etmiştir ve yukarıda da belirtildiği gibi yörede 30.12.2011 tarihinde ilân edilen orman kadastrosu bulunmakta olup; somut dava da 6 aylık ilân süresi içinde açılmıştır. Ancak, mahkemece; keşif veya başkaca bir inceleme yapılmadığı için, davacı gerçek kişinin dava dilekçesinde koordinatlarını verdiği 3 parça taşınmazın 1949 yılında kesinleşen tahdit içinde mi, yoksa 30.12.2011 tarihinde ilân edilen evvelce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ile mi orman sınırları içine alındığı anlaşılmamıştır.
O halde, mahkemece yapılacak iş; orman kadastro tutanak ve haritaları, en eski tarihli ve dava tarihine en yakın tarihte üretilen memleket haritaları, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planları, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde yapılan genel arazi kadastrosunda düzenlenen 1/5000 ölçekli fotogometri yöntemiyle düzenlenen pafta fotokopisi ilgili yerlerden getirtilmeli, çekişmeli taşınmazların, genel arazi kadastrosunda ne gibi işlem gördüğü, hangi nitelikte olduğu, niçin tapulama dışı bırakıldığı ilgili yönetimden sorulmalı, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir tarım uzmanı ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yapılacak inceleme ve keşifte, dava konusu edilen taşınmazların 1949 yılında kesinleşen tahdit ile mi yoksa 30.12.2011 tarihinde ilân edilen evvelce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ile mi orman sınırları içine alınıp alınmadığı kesin bir biçimde saptanmalı, şayet dava konusu taşınmazların 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp  11.09.1949 tarihinde ilân edilerek kesinleşen  orman kadastrosuyla orman sınırları içine alındığı tesbit edildiği takdirde, aplikasyonun davacıya 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun iptali davası açma hakkı vermeyeceği gözetilerek davacının davasının reddine karar verilmelidir. Şayet, taşınmazların ilk kez 30.12.2011 tarihinde ilân edilen orman kadastrosuyla orman sınırları içine alındığı tesbit edildiği takdirde, bu halde dava altı aylık sürede açılan orman kadastrosuna itiraz davası olacağından, getirtilen harita ve fotoğraflar çekişmeli taşınmazlarla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 1/6/1988 gün ve 31/13 E. K.; 14/3/1989 gün ve 35/13 E. K. ve 13/6/1989 gün ve 7/25 E. K. sayılı kararlarıyla iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritasıyla irtibatlı, taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine (kadastro paftası yok ise, çekişmeli taşınmazların ölçekli krokisi), yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu ya da en yakındaki kadastro parsellerinin tutanak ve dayanakları, komşu ya da yakında bulunup tapuda kayıtlı taşınmazların tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise ilgili hüküm dosyaları getirtilip dayanak kayıt ve krokiler uygulanarak, bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, (murisler) yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleriyle mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 3.7.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunuyla değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, davacının hak sahibi olup olmadığı tereddüde yer bırakmayacak biçimde saptanarak, ulaşılacak sonuca göre orman kadastrosuna itiraz davası hakkında bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeden, herhangi bir araştırma da yapılmadan ve ayrıca talep sonucuyla da bağdaşmayan bir gerekçeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı …’nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 29/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.