Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/12710 E. 2013/4313 K. 15.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12710
KARAR NO : 2013/4313
KARAR TARİHİ : 15.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı vekili, 22.11.1999 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Türkler Beldesi, Kargı Mevkiinde bulunan takriben 2500 m² miktarlı taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre davacı adına tescilini istemiştir. Mahkemece 28.12.2001 gün ve 1999/794-1061 sayı ile davanın kısmen kabulüne ve 14.03.2011 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen 3954,90 m² yüzölçümlü bölümün sulu arazi olarak davacı adına tesciline, (A) ve (C) bölümlerine ilişkin davanın reddine dair verilen karar Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 31.03.2005 gün ve 1749-2553 sayılı kararı ile “Türkler Beldesindeki çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (B) işaretli 3954 m2 bölümünün davacı adına tesciline karar verilmişse de, taşınmazın 1988 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı, 1956 yılında yapılan genel kadastroda orman niteliğiyle tapulama harici bırakılmışsa da, 5602 sayılı Kanun hükmüne göre faaliyet gösteren kadastro ekibinin bir yerin orman olup olmadığını belirleme yetkisine sahip olmadığı, ancak; mahkemece, komşu parsellere ait dayanak kayıtlarının getirtilip incelenmediği, bu kayıtlarda dava konusu yeri orman olarak göstermesi halinde, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu yapıldığı güne kadar orman olduğunun kabulü gerekeceği” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, uyulan bozma kararı uyarınca işlem yapıldıktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin 14.03.2001 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile işaretli 3954 m² bölümünün davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine ilişkin kurulan hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle;
Dairenin 30.06.2010 gün ve 2010/5870-9247 sayılı kararı ile “…Yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığı, yeniden keşif yapılarak dava konusu taşınmazın gerçek eğiminin belirlenmesi, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar steoroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak bilirkişilere incelettirilip taşınmazın niteliğinin ne şekilde görüldüğü, orman ya da 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesinde ifade edilen orman içi açıklık olup olmadığı, dava tarihinden 20 yıl önce kullanılıp kullanılmadığı, fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftasında tasarruf sınırı bulunup bulunmadığı, taşınmaz üzerinde önceki yıllarda ve şimdi bulunan bitki örtüsünün cinsi, sayısı, yaşı ve dağılım durumunun ne olduğu Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesi hükümlerinin gözönünde bulundurularak belirlenmesi, orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği ve orman kadastrosunun kesinleştiği 1988 yılı ile davanın açıldığı 1999 yılı arasında 20 yıl geçmediği de düşünülerek sonucuna göre karar verilmesi…” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın KISMEN KABULÜNE, 15.03.2012 havale tarihli bilirkişi rapor ve eki krokide (B) harfi ile gösterilen 3854,26 m² bölümün davacı adına tesciline, aynı raporda (D) harfi ile gösterilen 100,34 m² bölümle ilgili davanın ayrı bir esasa kaydedilmesine, (D) bölümüne ilişkin olarak dava devam ederken orman kadastrosu yapılması nedeniyle orman kadastrosuna itiraz sayıldığından mahkemenin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesine göre tescil davasına ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1988 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. 6831 sayılı Kanunun 4999 sayılı Kanunla değişik 9. maddesine göre yapılan fennî hataların düzeltilmesi çalışmaları 01.02.2007 tarihinde ilân edilmiştir.
Genel arazi kadastrosu 1956 yılında kesinleşmiş, çekişmeli taşınmazlar bu çalışmada orman niteliğiyle tespit harici bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak, davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 6831 sayılı Kanunun 4999 sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fennî hataların düzeltilmesi çalışmasına karşı ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde sulh hukuk mahkemesine dava açılması kabul edildiği halde, mahkemece, kadastro mahkemesinin görevli olduğundan bu mahkemeye gönderilmesi kararı verilmesi ile taşınmazın (D) bölümüne ilişkin hem tefrik kararı verilerek ayrı esasa kaydedilmesi hem de görevsizlik kararı verilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının 2. bendinin hüküm fıkrasından tamamen çıkartılmasına, yine 3. fıkrasında yer alan “Kadastro Mahkemesine” cümlesi kaldırılarak, bunun yerine, “Sulh Hukuk Mahkemesi” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hüküm 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıytla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 15/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.