YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2627
KARAR NO : 2013/4356
KARAR TARİHİ : 15.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili ile davalılar Hazine temsilcisi ve Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Tortum İlçesi, Yeşildere Mahallesi, Belediye Mücavir alanı içinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, dava dilekçesinde sınırları yazılı 10.01.2011 tarihli krokide (A) ile gösterilen 11373,66 m2 ve (C) ile gösterilen 262,39 m² olmak üzere toplam 11636,05 m² yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı … Belediyesi adına tapuya tesciline, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 10/12/1991 tarihinde kesinleşmiş, dava konusu yer, kadastro harici bırakılmış, kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmemiştir.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 10.12.1991 tarihinde kesinleşmiş,
Kadastro çalışmaları sırasında tesbit dışı kalan bir yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemekle beraber, bu işlem bir kadastro işlemidir. Bu tür taşınmazlar üzerinde hak iddia edenler için izlenmesi gereken yol, eski 766 sayılı Kanunun 2. maddesinde ve halen yürürlükte olan ve uygulanan 3402 sayılı Kanunun 7/4. maddesinde belirtilmiş olup, anılan maddelerde öngörülen süreler içersinde hak iddiasında bulunulmaması halinde, tesbit dışı bırakılma işlemi kesinleşir.
Tesbit dışı bırakılan bir yerin, Medenî Kanunun 713/1. maddesi ve 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için tesbit dışı bırakma işlemine ilişkin paftanın düzenlenme tarihinden dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile taşınmazın kanunda belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda, toplanan delil ve belgelere göre, dava konusu taşınmazın tesbit dışı bırakılma işleminin yapıldığı 10.12.1991 tarihi ile davanın açıldığı 03.11.2009 tarihleri arasında 20 yıllık yasal edinme süresi dolmamıştır.
Bu açıklamalara göre, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.1997 gün ve 1996/8-768 E. – 1997/100 K. ve 18.02.1998 gün ve 1998/8-15 E. –129 K. ile 10.11.2000 gün ve 2000/8-1264 E. – 2000/1250 K. sayılı kararları da aynı doğrultuda olup, bu uygulama dairemizde ve Hukuk Genel Kurulunda istikrarlı bir şekilde devam etmekte ve kökleşmiş içtihat niteliğini almış bulunmaktadır.
Açıklanan hususular gözönünde bulundurularak açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davalılar Hazine temsilcisi ve Orman Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harçlarının istek halinde iadesine 15/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.