YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1452
KARAR NO : 2012/6720
KARAR TARİHİ : 07.05.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, davalı adına tapuda kayıtlı olan … köyü 116 ada 31 nolu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisabı mümkün olmayan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davalının zilyetlik süresinin dolmadığını, taşınmazın büyük bölümünün meşelik ve kayalık olduğunu, Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/722 E., 1990/195 K. sayılı kararı ile çekişmeli parselin yaklaşık 4100 m2 yüzölçümlü bölümüne yönelik olarak dava dışı ….. tarafından açılan tescil davasının reddedilerek hüküm altına alındığını ve kararın 30.04.1992 tarihinde kesinleştiğini, kadastro sırasında, hüküm altına alınan bu bölüm ile birlikte daha fazla bölümün davalı adına incirlik vasfıyla tespit edilerek tapuya tescil edildiğini iddia ederek, taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın (B) ile gösterilen bölümünün meşelik vasfında olduğu, (A) ve (C) ile gösterilen bölümleri yönünden davalının zilyetlikle mülk edinme koşullarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ve 116 ada 31 nolu parselin bilirkişi raporuna ekli krokide (B) ile gösterilen 518,96 m2 yüzölçümlü bölümünün tapusunun iptali ile meşelik vasfıyla Hazine adına, aynı krokide (A) ile gösterilen 2660,54 m2 yüzölçümlü bölüm ile (C) ile gösterilen 3270,06 m2 yüzölçümlü bölümün davalı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından taşınmazın (A) ve (C) ile gösterilen bölümlerine yönelik olarak, davalı … tarafından taşınmazın (B) bölümüne yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosu 1968 yılında kesinleşmiştir.
Her ne kadar mahkemece, çekişmeli taşınmazın (B) ile gösterilen bölümünün meşelik vasfında olduğu, (A) ve (C) ile gösterilen bölümleri yönünden davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dava, taşınmazın meşelik niteliği ile devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiasına dayalı olarak açıldığından, taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı konusunda hem eski tarihli belgeler hem de kesinleşmiş orman tahdit haritası uygulanarak araştırma yapılması gerekir. Yalnızca orman tahdit haritası uygulanarak hüküm kurulamaz.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de, çekişmeli taşınmazın (C) ile gösterilen bölümüne yönelik olarak tescil davasında dahi, taşınmazın meşelik olduğu belirtilmiş, zirai bilirkişi raporunda, bu bölümün üzerindeki meşe ağaçlarının yakın zaman önce kesildiği; orman bilirkişi raporunda, taşınmazın eğiminin %60-80 olduğu, üzerinde yeni kesilmiş meşe köklerinin bulunduğu belirtilmiş olmasına göre, bu bölümün davalı gerçek kişi adına tesciline karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacı Hazinenin ve davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 07.05.2012 günü oybirliği ile karar verildi.