YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/388
KARAR NO : 2013/5481
KARAR TARİHİ : 13.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Memduhiye Köyünde bulunan bir parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiş, Hazine Medenî Kanunun 713/6. maddesi gereğince karşı tescil talebinde bulunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1991 yılında orman kadastrosu yapılmış, 28.8.1992 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece, davalı taşınmazın eski tarihli memleket haritasında yeşil renkli ormanlık alanda kaldığı, orman kadastrosunun yapıldığı 1993 yılına kadar orman olduğundan zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Davalı taşınmaz, arazi kadastrosunda tapulama harici bırakılan yerlerden olduğu halde, arazi kadastrosunun ne zaman yapıldığı ve niçin kadastro harici bırakıldığı sorulmamış, kadastro paftası getirtilerek kadastro parsellerine göre konumu gösterilmemiştir. Hükme esas alınan orman bilirkişi raporuna ekli memleket haritasında, taşınmaz elle işaretlenmek suretiyle gösterilmiş olup, memleket haritası kadastro paftası ile çakıştırılmadığı için denetime elverişli değildir. Diğer taraftan, taşınmazın hava fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmiş ise de, hava fotoğraflarındaki konumu gösterilmediği için bu yönden de rapor denetlenememektedir. Denetime elverişli olmayan ve yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınamaz. Bu nedenle;
Mahkemece, taşınmaz ve çevresinin niçin kadastro harici bırakıldığı sorularak davalı taşınmaz ve geniş çevresini gösteren orijinal kadastro paftası, varsa taşınmaza komşu kadastro parsellerine ait tutanak örnekleri ile dayanak belgeleri, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da
3/3/2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
Kabule göre de, Hazinenin Medenî Kanunun 713/6. maddesine dayanan tescil talebinin, taşınmazın idari yoldan tescil edilebileceği gerekçesiyle reddi de doğru değildir. Tapusuz bir taşınmazın tescili için açılan davalarda, davacılar yararına zilyetlik koşullarının oluşmadığı belirlendiği takdirde, Hazinenin karşı tescil davasının kabul edilmesi kanunî bir gerekliliktir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usûl ve kanuna aykırı olan hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 13/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.