YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/606
KARAR NO : 2010/9668
KARAR TARİHİ : 14.09.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih :10/11/2009
Nosu : 684/556
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Dava, satıştan kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı vekili, delillerini arz ettiği dilekçede ödemeye ilişkin çekleri ve iade faturasını belirterek alacağın likit olmadığını savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, taraf defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemeleri neticesinde mal satımı ve teslimatlarla ilgili bir sorunun bulunmadığı, ödemelerle ilgili ihtilafın olduğu, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 10.397,16 TL alacağının olduğu, dava tarihinden sonra toplam 8.977,41 TL’lik dört adet çek verilmesinin de borcun varlığının kesin kanıtı olduğu, alacağın likit olduğu gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne, takibin 10.397,16 TL asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4489 sayılı Yasa ile değişik 2/2 bendindeki faiz oranının yıllık %27 oranını geçmemek üzere uygulanmak sureti ile devamına, fazla istemin reddine, hükmolunan miktarın %40’ı oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, ödemelerin icra müdürlüğünce nazara alınmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-İcra takibinden sonra ve henüz itirazın iptali davası açılmadan önce davalının iade faturası düzenleyerek 1.419,76 TL bedelli malı davacıya iade etmiş olduğu tarafların kabulündedir. O halde bu kısım yönünden uyuşmazlık davadan önce sona ermiş olduğundan iade faturasına konu edilen miktar bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
Nitekim bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.03.2005 tarih 2005/19-200 E, 2005/210 Karar sayılı kararında da açıkça belirtilmiştir.Bu durumda mahkemece davadan önce iade faturası ile davacıya iade edildiği uyuşmazlık konusu olmayan malların bedeli hakkında dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın reddi ve bunun sonucu olarak iadeye konu mal bedeli üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiği hususları gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.09.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
Aslı gibidir.
Karşılaştırıldı. …
(2)
KARŞI OY YAZISI
Genel hükümlere göre açılan davalarda kural olarak haklılık durumu dava tarihine göre belirlenir. İtirazın iptali davasının amacı itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamaktır. Bu nedenle davada haklılık durumu takip tarihi itibariyle belirlenmelidir (HGK 16.10.1996,19-601/711). İtirazın iptali davasında takipten önce, takipten sonra ancak ödeme emrine itiraz süresi bitmeden yapılan ödemeler gözetilir. Ancak ödeme emrine süresinin geçmesinden sonra yapılan ödemeler ise dikkate alınmaz. Bu tür ödemeler kararın infazı sırasında icra müdürlüğünce dikkate alınıp borçtan mahsup edilmelidir. Aksi halde ödeme tarihleri itibariyle takip konusu alacağa faiz yürütülüp, ödemenin öncelikle faize mahsup edilmesinden sonra kalan alacak saptanarak hüküm kurulmalıdır. Bu şekilde yapılacak işlem sonucu bulunan meblağ üzerinden hüküm kurulması infazda tereddüt yaratır. Davacının davadan önce yapılan ödemeler yönünden tüm borç ödenip, infaz edilmediği sürece hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkemece bu yöne ilişkin gerekçesi yerinde olup, hükmün onanması gerekir. Sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüş ve gerekçesine katılamıyorum.