Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/5238 E. 2010/2581 K. 11.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5238
KARAR NO : 2010/2581
KARAR TARİHİ : 11.03.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili şirketin … Bölgesinde … Doğal Kaynak Suyu üretimi ve dağıtımı işi ile iştigal ettiğini, taraflar arasında 21.10.2005 tarihli ve üç yıl süreli Bölge Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirketin sözleşmenin 4.maddesi uyarınca teslim aldığı ürün bedellerini nakden ve defaten ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, başka firmaların suyunu satarak sözleşmeyi ihlal ettiğini, davalı şirketin tüm uyarılara rağmen sözleşmeye aykırılıklarını gidermediğini iddia ederek taraflar arasındaki sözleşmenin haklı olarak müvekkili şirket tarafından feshedildiğinin belirlenmesi ile 20.000 USD cezai şartın faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki döviz satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, Rekabet Hukukuna aykırı olan sözleşmenin batıl olduğunu, davacı firmanın TSE belgesi olmadığı halde aksi yönde reklamları ile tüketiciyi yanılttığı ve haksız rekabet ettiğini, davacının sözleşmeyi ihlal ederek sözleşmenin haksız feshine neden olduğunu, müvekkilinin … Bölgesinde tek satıcı olup, davacının müvekkilinin tek satıcı olduğu bölgeye dolaylı yollardan ve daha ucuza mal satış yaptığını, suyun sağlığa zararlı olduğunun Hıfzısıhha tarafından belirlendiğini, davacı tarafın müvekkili şirketin tali bayileri ile karşı karşıya getirip, ayrılmalarına sebep olduğunu, bayinin sebep bildirmeksizin her zaman için üç ay önceden bildirimle sözleşmeyi feshetme yetkisi olduğunu, davacının haksız fiilleri sonucu her iki tarafça fesih edilen sözleşmeye dayanarak davacının hak iddia edemeyeceğini, müvekkili şirketin başka bir şirketten bayilik almadığı gibi başka bir marka suyu satmasının da söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bir kısım çeklerin gününde ödenmediği, karşılıksız işlemi gördüğü ve icra takibine konu edildiği anlaşılmış ise de, taraflar aralarındaki sözleşmeyi feshetmiş bulunduklarından B.K.da düzenlenen cezai şart alacağı asıl edime bağlı fer’i nitelikte bulunan bir edim olduğundan feshedilen sözleşmeye dayalı olarak cezai şart isteminin istisnalar dışında dinlenemeyeceğinden davacı tarafın feshedilen sözleşmeye dayalı cezai şart isteminin bu nedenle yerinde görülmediği, yine davacının davalının bölgesine su satışı yapmasının dürüstlük prensibine uygun düşmediğinden davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı görülmediği, fesih talebinin ve buna bağlı olarak da aynı sebepten ötürü cezai şart isteyen tarafın kusursuz olması gerektiğinden cezai şart alacağı talebinin kabul edilemeyeceğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlerden alınmasına, 11.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.