Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/1378 E. 2012/7402 K. 15.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1378
KARAR NO : 2012/7402
KARAR TARİHİ : 15.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Yörede 2005 yılında yapılan arazi kadastro sırasında …. köyü, 384 ada 11 parsel sayılı 216503,79 m² yüzölçümündeki taşınmaz, muhtelif tarla ve zeytinlik niteliğiyle davacı … adına tesbit edilmiş, yapılan bu tesbite ….. isimli bir kişinin 12.06.2007 tarihli dilekçesiyle yaptığı itiraz üzerine, kadastro komisyonu tarafından alınan 19.01.2009 tarihli karar ile taşınmazın …’un ceddinden intikalen ve taksimen 40 yılı aşkın zamandan beri zilyet olduğu, …’un taşınmazı 30.08.1987 tarihinde…’na sattığı ve…’nun da 1990 yılında taşınmazı bedeli karşılığında oğlu …’na belge düzenlenmeksizin zilyetliğini devrettiği belirtilerek, 384 ada 11 parselin yüzölçümünden 39421,07 m²’nin düşülerek, düşülen bölümün 384 ada 21 parsel sayısı ile zeytinlik vasfı ile ….oğlu … adına, 384 ada 11 parselin ise 63116,73 m² yüzölçümü ve aynı nitelikle Hazine adına tesbitine karar verilmiş, sonrasında, çekişmeli 384 ada 21 parsel 13.11.2009 tarihinde satış yoluyla davalı gerçek kişiye intikal etmiştir. Davacı …, 19.11.2009 tarihli dilekçesiyle kadastro komisyonunca usulsüz olarak itirazın kabulüne karar verildiği ve kişiler adına yapılan tesbit ve tescilin yolsuz olduğu iddiasıyla, 384 ada 21 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 21.03.1968 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece, davalının taşınmazı kadastro çalışmaları neticesinde adına tescil yapılan kişiden satın aldığı, dava konusu taşınmazın satın alındığı tarih ile adına kadastro çalışmaları neticesinde tescil yapılan kişinin taşınmazı kazanım tarihi arasında hileli davranışı bertaraf eden bir zaman diliminin geçtiği, dolaysıyla tapu kütüğündeki tescile dayanarak mülkiyet hakkı kazanan davalının bu hakkının ve iyi niyetinin korunması gerektiği, taşınmazın satış işleminin hukuki sebepten yoksun bulunduğunu gösteren herhangi bir delil ve belge bulunamadığı, davalının taşınmazı satın alırken hakkında yapılan tescilin yolsuz olarak yapıldığının davacı tarafından ispat edilemediği gerekçeleriyle davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin hukuki nitelendirmesi ve vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Şöyle ki, davacı …, önceki malik … taşınmazı nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla kullandığına dair herhangi bir tapu ve vergi kaydı sunmadan, 3402 sayılı Yasanın aradığı şartlar oluşmadığı halde, kadastro komisyonu tarafından Hazine adına olan tespitin iptal edilerek … oğlu … adına tespit ve tescil işleminin yolsuz tescil olduğu iddiasına dayanmaktadır. Somut olayda; mahkemece dinlenen yerel bilirkişiler, taşınmazın ekilip biçildiğine şahit olmadıklarını, taşınmazı daha önce sahiplenen İstirati Karamol ve babasının da çekişmeli taşınmazı sadece hayvan otlatmak için kullandığını, hiçbir zaman ekim dikim yapmadıklarını, 1964-1965 yıllarında İstirati Karamol’un köyü terk ettiği ve taşınmazın o tarihten boş bırakıldığını ifade etmişlerdir. Uzman ziraatçı bilirkişi ise, taşınmazın tamamen Orman Yönetimi tarafından dikilen 18-19 yaşlarında çam fidan ve ağaçları ile kaplı olduğunu, ayrıca; kendiliğinden büyümüş armut yabanisi (ahlat) ve yabani delice denilen zeytin ağaçları bulunduğunu, taşınmazda herhangi bir ekim işlemi ve sürme gibi bir durumun olmadığını, yüzeyinin ise geven bitkisiyle kaplı olduğunu ifade etmiştir.
Yargıtay HGK nun 19.02.2003 tarih 2003/20-102-90 sayılı kararında da belirtildiği gibi, Medeni Yasa mülkiyet hakkının doğumunu nedene bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul etmiştir. Medeni Yasaya göre tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğabilmesi için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan tescil işlemi yolsuz tescil niteliğini taşır ve her zaman iptali istenebilir. Yargıtay H.G.K.’nun 30.05.2001 tarih 2001/1-464 E 470 K sayılı ilamı) yolsuz tescil ile ayni hak kazanılamaz.
Yukarıda açıklandığı gibi, keşifte dinlenen yerel bilirkişi anlatımlarına ve uzman bilirkişi raporuna göre, taşınmazın hayvan otlatmak amacıyla kullanılması mülkiyetin kazanılması için yeterli ekonomik amaca uygun zilyetlik sayılmayacağı gibi, taşınmaz 1964-1965 yıllarından sonra iradi terk nedeniyle hayvan otlatma amacıyla dahi kullanılmamıştır. Somut olayda, çekişmeli taşınmaz tespit tarihinde ve halen orman sayılan yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı gibi, üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunmadığı halde, kadastro komisyonunca, taşınmazın … adına yapılan tescilinin, yukarıda değinilen anlamda yolsuz bir tescil niteliğini taşıdığı açıktır. Bu tür yolsuz kayıtlarda TMY’nin 1023. ( EMY 931 – İsviçre MY 974 ) maddesindeki “İyi niyetle edinme” kuralı uygulanamayacağı gibi, eylemli orman olan ve bu güne kadar hiçbir tarımsal faaliyette kullanılmayan taşınmazı bu haliyle ve orman olduğunu görerek ve bilerek satın alan davalının iyi niyetli olduğunun dahi kabul edilemeyeceği, davalının taşınmazı satın alırken ödediği bedeli kendisine satan kişiden sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği de gözetilerek Hazine tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 15/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.