YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12450
KARAR NO : 2013/3910
KARAR TARİHİ : 08.04.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21.12.2010 gün 2010/9099-16348 sayılı bozma kararında özetle: “…Dava konusu 167 ada 16 parselin tamamının 1951 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında orman sınırı dışında kaldığı ve 2/B madde uygulamasına konu olmadığı, katılan davacı …’ın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandığı, taşınmazın … adına tescil edilebilmesi için, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki koşulların yararına oluştuğunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması gerektiği, bu nedenle yeniden yapılacak keşifte, tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanılış biçimi, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı hususunda rapor alınmalı, yerel bilirkişi ve zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; önceki zilyedin kim olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacı … yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacı …’ın yanı sıra, varsa önceki zilyetler yönünden de tapu ve Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmeli…” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgenin maruf ve meşhur “Tekir Yaylası” olduğu ve Hukuk Genel Kurulu’nun 31.01.2001 gün 2000/8-1836 sayılı kararı ile yayla kabul edildiği gerekçesiyle katılan …’ın davasının REDDİNE, dava konusu 167 ada 16 parsel sayılı taşınmazın yayla niteliğiyle özel siciline tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1951 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1990 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 08/04/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.