Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/12428 E. 2010/7178 K. 09.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12428
KARAR NO : 2010/7178
KARAR TARİHİ : 09.06.2010

Mahkemesi :İcra HukukMahkemesi
Tarih :22/10/2009
Nosu : 482/1103

Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Şikâyetçi vekili borçlu … …’e ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde üst sıraya alınan alacaklının haciz tarihinin 20.03.2007 olarak gösterildiğini, oysa bu haczin sürelerden vazgeçilmek suretiyle konulduğunu ve İcra ve İflas Kanunu’nun 20 nci maddesi uyarınca bu durumun müvekkili aleyhinde sonuç doğuramayacağını iddia ederek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Şikâyet olunan vekili ödeme ve itiraz süreleri eklendiğinde müvekkilinin alacaklı olduğu takip dosyasında haczin 30.03.2007 tarihinde konmuş sayılacağı, şikâyetçi yanın haczinin ise 03.04.2007 tarihinde konulduğunu ve şikâyetçi haczinin satış istenmemesi nedeniyle düştüğünü bildirerek şikâyetin reddi gerektiğini savunmuştur.
İcra Mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre şikayetçinin haczinin 21.03.2007, ödeme emri tebliğinin 23.03.2007 tarihinde olduğu, şikâyet olunanın haczi 20.03.2007 tarihinde konulmuş ise de İcra ve İflas Kanunu’nun 20 nci maddesi uyarınca bu tarihin üçüncü kişilere karşı 28.03.2007 olarak kabul edileceği gerekçesiyle sıra cetvelinin iptaline karar verilmiş; hüküm şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 275 inci maddesine göre ancak çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin mütalaasına başvurulabilir. Şikâyet haciz tarihleri ile ilgili olup, bu husus hakimin genel ve hukuki bilgi ile çözebileceği ihtilaflardandır. Herhangi bir hesaplamanın gerekmediği ve doğrudan İcra hukuku bilgisi ile çözülebilecek uyuşmazlık bakımından, konu ile ilgisi olmayan mali müşavir bilirkişiden rapor alınması yasaya açıkça aykırıdır.
2- Şikâyet olunan vekili şikâyetçinin haczinin, yasal süre içinde satış istenmemesi nedeniyle düştüğünü ileri sürmüşken, bu noktanın inceleme dışında tutulması doğru görülmemiştir (İİK.m.106, 110). Satış tarihi itibariyle derdest bir haczi bulunmayan alacaklının hukuki yararı bulunmadığından sıra cetveline itiraz edemeyeceğinin gözden kaçırılması hatalıdır.
3- Şikâyet olunan tarafından genel haciz yolu ile girişilen takipte, bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 20.03.2007 günü haciz koydurulmuştur. İcra ve İflas Kanunu’nun 20 nci maddesine göre bu haciz, üçüncü kişilere karşı haciz isteme hakkının geldiği yedinci gün sonunda (27.03.2007 günü mesai saati bitimi itibariyle) konulmuş sayılır.
Şikâyetçi tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takipte koydurulan ihtiyati haciz ise ödeme süresinin dolduğu onuncu gün sonunda (03.04.2007 günü) kesin hacze dönüşmüştür (İİK.m.264).
Şikâyetçinin İcra ve İflas Kanunu’nun 100 üncü maddesindeki şartları da taşımadığı göz önüne alındığında, aynı yasanın 268 inci maddesindeki iştirak imkânından da yararlanamayacağı tartışmasızdır. Bu halde de şikâyetin esastan reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.