Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/2180 E. 2010/12633 K. 08.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2180
KARAR NO : 2010/12633
KARAR TARİHİ : 08.11.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki birleşen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı … Ltd. Şti. adına … vekili, asıl davada, müvekkili şirket ile davalılardan … Ltd. Şti. arasında 2.700 ton parça kromun müvekkiline teslimi konusunda 23.06.2006 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkilince 30.000 USD avans ve bakiyesi için de senet verildiğini, davalının 692 ton krom cevheri gönderdiğini, gönderilen kromun da sözleşme şartlarına uymadığını, müvekkiline şu ana kadar 137.280 USD ödeme yapıldığını, termin programı geçmesine rağmen davalının halen 2008 ton kromu teslim etmediğini, davalı şirketin müvekkilince verilen 45.000 USD bedelli senedi diğer davalı şirket adına …’a ciro ettiğini, 06.08.2006 tarihli protokolle söz konusu bononun 40.850 USD olarak değiştirildiğini, 14.08.2006 tarihinde düzenlenen protokolle de maden sahasında krom cevherinin kalmadığının imza altına alındığını belirterek 40.850 USD bedelli bono nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … Ltd. Şti. vekili, davalı … Ltd. Şti.’nin müvekkilinden 2000 ton krom madenini satın ve teslim aldığını, karşılığında bir kısmı peşin ve kalanı içinde davacı şirket tarafından düzenlenmiş 45.000 USD bedelli bonoyu ciro ederek müvekkiline verdiğini, bono bedeli ödenmeyince takibe geçtiklerini, yapılan haciz ve muhafaza işlemi sonrasında davalı … Ltd. Şti.’nin müvekkiliyle görüşme talep ettiğini, görüşmeye davacı şirket yetkilisinin de geldiğini, taraflar arasında 06.08.2006 tarihli protokolün imzalandığını, buna göre davacıya konu 40.850 USD bedelli bononun düzenlendiğini, 45.000 USD bedelli ilk bononun davacıya verildiğini, ayrıca haczedilen krom madeninin de davacıya teslim edildiğini, davacının da bu madenleri ihraç ettiğini, bu nedenle madenin protokoldeki standartlara uygun olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zaten madenin standardı ve miktarı ile ilgili protokolde bir düzenlemenin olmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Davacı … Ltd.Şti. vekili, birleşen davada asıl davadaki iddialarını tekrar etmiş, ayrıca 40.850 USD miktarlı bononun davalı tarafından takibe konduğunu, bononun karşılığı olmadığını belirterek müvekkilinin söz konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirketle davalılardan … Ltd. Şti. arasındaki 23.06.2006 tarihli sözleşme uyarınca davacının davalı … Ltd. Şti. ‘ne 45.000 USD bedelli bonoyu verdiği, davalı … Ltd. Şti. tarafından da bu senedin diğer davalı …’a ciro edildiği, adı geçen davalının Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararına dayalı olarak 04.08.2006 tarihinde davacı yedinde bulunan 1.100 ton kromun haczedildiği, bu tarihe kadar davacı yanca malların eksik teslim edildiği veya teslim edilenlerin vasıflara uygun olmadığı yönünde bir iddiada bulunmadığı, haciz tarihinden sonra taraflar arasında 06.08.2006 tarihli protokolün imzalandığı, buna göre taraflar arasında yeni bir ödeme planı belirlendiği ve 45.000 USD’lik senetle ilgili olarak 7.500 USD indirim yapılıp 3.350 USD avukatlık ücreti eklenerek davaya konu 40.850 USD’lik senedin düzenlendiği, taraflar arasında önceki ilişkiye dayalı anlaşmazlıkların olmadığı kabul edilerek borcun temdit edildiği, dava konusu senet nedeniyle senet tanzim tarihinden önce taraflar arasında anlaşmazlık var ise bunların çözümlenmiş kabul edileceğinden önceki ilişkiye dayalı sebeplerin dava konusu senede karşı ileri sürülemeyeceği, birleşen davanın davalısı olan senedin son hamili …’ın kötüniyetli hamil olduğunun davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine, takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilip infaz edildiği gerekçesiyle de davalı lehine %40 oranında tazminata hükmedilmiş, hüküm asıl ve birleşen davanın davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre,asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 08.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.