Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/2856 E. 2010/12752 K. 09.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2856
KARAR NO : 2010/12752
KARAR TARİHİ : 09.11.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın … Şubesinde vadeli döviz hesabı açarak “Vadeli Spot Döviz Alım/Satım İşlemleri Hesabı Sözleşmesi” imzaladığını, bu sözleşme çerçevesinde taraflar arasında imzalanan 20.04.2006 tarihli “Opsiyon Sözleşmesi Teyit Formu”ile de 250.000 USD’nin 1.39 pariteden 22.5.2006 tarihinde 347.500 TL karşılığında saat 14.00’e kadar opsiyon kullanma hakkının bankanın münhasır takdir yetkisine bırakıldığını, bu saate kadar banka bu hakkını kullanmadığı zaman opsiyonun değersiz hale geleceğinin sözleşmede kararlaştırıldığını, davalı bankanın USD kur’unun yükselişe geçmesi nedeniyle sözleşmeye aykırı olarak saat 15.52’de hükümsüz hale gelen opsiyon hakkını kullanarak 250.000 USD’yi TL’sına çevirdiğini bu usulsüz işlemden kaynaklanan zararın tahsili için girişilen icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsili gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, benimsenen 23.07.2009 tarihli kurul raporundaki bilirkişiler … ve Prof.Dr….’ın görüşleri nazara alındığında davalı bankanın opsiyon hakkını sözleşmeye uygun kullanmaması nedeniyle davacının zararına sebebiyet verdiği, saat 14.00 itibarı ile hakkını kullanmayan davalı bankanın bu hakkını yitirdiği, süresinde opsiyon hakkını kullanmayan davalı bankanın ağır kusurlu olduğu, saat 15.52’deki geçerli döviz kuru dikkate alındığında davacının zararının 26.250 TL olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 26.250 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktara yasal faiz yürütülmek suretiyle devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık “Vadeli/ Spot Döviz Alım/Satım İşlemleri Hesabı Sözleşmesi”ne dayanılarak düzenlenmiş olan “Opsiyon Sözleşmesi Teyit Formu”na dayalı işlemlerden kaynaklanmaktadır.
Mahkemece önce üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmış, bu rapora itiraz edilmesi üzerine aynı heyetten ek rapor istenmiştir. İlk bilirkişi kök ve ek raporunda davalı bankanın opsiyon hakkını kullanacağı hususunu son bildirim tarihi olan 22.05.2006 tarihinden ve son bildirim saati olarak belirlenen 14.00’den önce davacıya bildirdiği hususunu kanıtlaması halinde anılan sözleşme uyarınca opsiyon hakkını süresinde kullandığının kabulü gerekeceği bunun için CD’ye alınmış olan telefon görüşmelerinin uzman kişilerce incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bunun üzerine mahkemece telefon kayıtlarını ihtiva eden CD çözümleri yönünden uzman iki bilirkişi daha önceki üç kişilik heyete dahil edilerek oluşturulan beş kişilik bilirkişi heyetinden ikinci ek rapor başlıklı 21.11.2008 tarihli rapor alınmış ve bu raporda taraflar arasında opsiyon bitim tarihi olan 22.05.2006 tarih ve saat 14.00’den önce yapılan telefon görüşmelerinde opsiyon hakkının kullanılacağının bildirildiği, başka bir anlatımla süresinde bildirimde bulunulduğu yönünde mütalaa verilmiştir. Hükme esas alınan 23.07.2009 tarihli üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporun çoğunluk görüşünde ise, son bildirim tarih ve saatinden önce tarafların opsiyon hakkının kullanılması ile ilgili telefon görüşmeleri yapmış olmalarına rağmen bu görüşmelerin yazılı olarak teyit edilmediği ve işlemin opsiyon bitim tarih ve saatinde neticelendirilmediği gerekçesiyle opsiyon hakkının süresinde kullanıldığından söz edilemeyeceği yolunda görüş bildirilmiştir. Hal böyle olunca bilirkişi raporları arasında çelişki oluşmuştur. Uyuşmazlığa konu opsiyon işlemleri bankacılık uygulamasını ilgilendiren ve özel ve mesleki bilgi gerektiren işlemlerden olduğundan HUMK.nun 275 maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde bilirkişi görüşüne başvurulmalıdır. Bu nedenlerle mahkemece bilirkişi görüşüne başvurulmasında isabetsizlik yok ise de, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetine iddia ve savunmalar da gözetilerek dava konusu opsiyon sözleşmesi teyit formu ve dayanağı olan Vadeli Spot Döviz Alım/satım sözleşmesi hükümleri çerçevesinde inceleme yaptırılarak ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.