YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5273
KARAR NO : 2012/8269
KARAR TARİHİ : 31.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı dava dilekçesiyle; dava konusu …. ilçesi, …. Merkez mahallesinde bulunan 3156 parsel sayılı taşınmazın 416 m²’lik alanının zilyedi bulunduğunu, taşınmazın 1943 yılında kesinleşen orman tahdidi dışında kaldığını, bölgede yapılan arazi kadastrosu çalışmalarında sehven orman zannedilerek tespit harici bırakıldığını, 1996 yılında yapılan 2/B madde çalışmaları sırasında da Hazine adına tescil edildiğini belirterek Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile bu bölümün adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın öncesinin orman olduğu, Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, orman rejimi dışına çıkarılan yerlerin Hazine adına tapuya tescil edilmesinin yasa gereği olduğu, öncesi orman olan yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağı, zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Dava konusu Çekmeköy 3156 parsel sayılı taşınmaz, 1996 yılında kadastro müdürlüğünce hazırlanan ifraz beyannamesinde teknik hata sonucu 1088 numaralı orman parselinden ifraz edilmiş gibi gösterilerek idari yoldan tapu kaydı oluşturulup, beyanlar hanesine 2/B madde şerhi de verilerek Hazine adına tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman bilirkişi raporlarına göre, kural olarak, bir yerin orman olup olmadığının, kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümleneceği, ancak, bu sınırlandırmada 4785 sayılı Yasa hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaşılacağı, zira, 3116 sayılı Yasa sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup; bu yasaya göre, 4785 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritalarının, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kaldığı, bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerektiği, 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirildiği, devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtlarının hukuki değerlerini yitirdikleri, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 4785 sayılı Yasanın yürürlük tarihinden
önce 1943 yılında yapıldığından, kesinleşen tahdit haritasının çekişmeli taşınmazın orman tahdit haritası dışında kalan bölümünün orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kaldığı, 1972 yılında yapılan ilk arazi kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin kadastro paftası üzerinde “Devlet Ormanı” belirtmesi ile kadastro dışı bırakıldığı, ilk tahdidin 4785 sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce yapılmış oluşu ve 1972 yılında yapılan ilk genel arazi kadastrosu sırasında taşınmazın pafta üzerine “Devlet Ormanı” olduğu yazılarak kadastro dışı bırakılması nedeniyle 1943 yılı orman kadastro sınırları dışında kalsa dahi Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 gün ve 2004/8 – 242 – 292 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, çekişmeli taşınmazın Devlet Ormanı olduğu sonucuna ulaşıldığı, Devlet Ormanlarının Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 169/1 – 2, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/D, 18/2 maddeleri, 6831 sayılı Orman Yasası ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre tabi servet niteliğinde olup devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, özel mülkiyete konu olamayacağına, tapu yada kazandırıcı zamanaşımı yoluyla veya başka bir yol ile kazanılamayacağı gözetilerek gerçek kişinin davasının reddine karar verildiğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 31/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.