YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2422
KARAR NO : 2012/8242
KARAR TARİHİ : 29.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği …. köyünde bulunan bir parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, 13.01.2009 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen 11643,74 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacı … tapuya tesciline karar verilmiş, mahkemece verilen bu ilk hüküm Hazine ve Orman Yönetiminin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.06.2010 gün ve 2010/4922-8004 sayılı bozma kararında özetle, “Mahkemece, çekişmeli taşınmazın resmi belgelere ve kesinleşen orman kadastro haritasına dayalı araştırma inceleme sonunda, orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmişse de, mahkemenin bu kabulü dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz üzerinde resmi belgelere dayalı olarak inceleme ve uygulama yapan uzman orman ve ziraat bilirkişi raporlarında; taşınmazın orman kadastro sınırları dışında kaldığı, üzerinde 220 adet dikme ve deliceden aşılama suretiyle yetiştirilmiş zeytin ağacı bulunduğunu, eğimin % 20-30 oranında (yüksek eğimli) olduğunu, toprak muhafaza karakteri taşıdığını, ancak teraslama sureti ile eğimin düşürüldüğünü açıklayarak taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirtmiştir.
6831 sayılı Yasanın 1/j maddesinde “funda ve makilerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan yerlerin orman sayılmayacağı” hükmünün karşı kavramından funda ve makiliklerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılacağı, 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin “Vasıf Tayinine Esas Olacak Tanımlar” başlıklı 23. Maddenin (o) bendinde maki ve funda türü ağaçların isimlerinin sayıldığı, aynı maddenin (p) bendinde “orman ve orman toprak muhafaza karakteri, üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonu, toprağın strüktür ve tekstürünün, bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi yüzde on ikiden fazla olan yerlerdir.” şeklinde tanımlanmış ve yine aynı yönetmeliğin “Devlet Ormanı Olarak Sınırlandırılacak Yerler” başlığını taşıyan 26/j maddesi “orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanların Devlet Ormanı olarak sınırlandırılacağını” aynı maddenin 2. fıkrasında “orman rejimine girmiş olan bu gibi yerlerin komisyonlarca herhangi bir nedenle sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı” konularında hükümler bulunmaktadır. Orman Yasasının 1. maddesinin 2. fıkrasının İ bendi “Sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel yasası gereğince Devlet Ormanından tefrik edilmiş ve imar ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 09.07.1956 tarih ve 6777 sayılı Kanunda tasrih edilen yabani ve aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar”ın orman sayılmayacağı, kabul edilmişse de, çekişmeli taşınmazlara ait bu yollarla oluşturulan her hangi bir tapu kaydına dayanılmadığı gibi, 3573 sayılı Yasa gereği tahsis de bulunmamaktadır. 02.12.2003 tarihli Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4999 sayılı Yasanın 3. maddesi ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7/1. maddesi “… evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, kadastrosu orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü getirilmiş ve bu hükümle daha önce sınırlaması yapılmış olup da her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunu yapma görev ve yetkisini vermiştir. Yine 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayınlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik’in 10. maddesinin (a) bendinde orman kadastro komisyonlarının aynı görev ve yetkisi tekrarlandıktan sonra 26/h maddesinde “Her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanlar,”ın devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı, aynı maddenin ikinci paragrafında da “4785 sayılı Kanunla Devletleştirilmiş ormanlar ile yukarıda belirtilen …. (j) bentlerine göre orman rejimine girmiş olan sahaların herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı öngörülmüştür.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi ile davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili ve el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1968 yılında orman kadastrosu yapılmış, 02.05.1968 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Genel arazi kadastrosu 1951 yılında yapılmış, çekişmeli yer dağlık niteliği ile tespit dışı bırakılmıştır.
1) Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulduğuna ve özellikle dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 1/j maddesi hükmüne göre orman sayılan yer olduğu anlaşıldığına göre, davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarına gelince, davalı … Yönetimi vekili 04.07.2007 tarihli dilekçesi ile dava konusu taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. TMK’nun 713/6. fıkrasında davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tesciline karar verilmesini isteyebilirler denilmiştir. Dava konusu yer hakkındaki davacının tescil davası reddedildiğine göre davalı … Yönetimi vekilinin isteği gözönünde tutularak dava konusu yerin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre ise, davalılar Hazine ve Orman Yönetimi yönünden davanın ortak sebepten reddine karar verildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesi uyarınca Orman Yönetimi ve Hazine için tek vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken, ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1 numaralı bentde açıklanan nedenlerle; davacı …’ın temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) 2 numaralı bentde açıklanan nedenlerle; davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine idaesine 29/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.