YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11761
KARAR NO : 2010/2526
KARAR TARİHİ : 10.03.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili şirketin borca batık olduğunu, sunulan iyileştirme projesi çerçesinde davacının ıslahının mümkün bulunduğunu, fırsat tanındığı takdirde tüm borçların 1 yıl içinde ödenebileceğini belirterek müvekkili şirketin 1 yıl süreyle iflasının ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, bilirkişilerin kök raporu üzerine yapılan itirazlar dikkate alınarak, alınan ek rapora göre, şirketin borca batık olduğu, iyileştirme projesinin gerçekleşebilir, samimi bir proje olmadığı, şirketin aktivitesini kaybettiği, işçilerini işten çıkardığı, tekstil makinelerinin haczedilmesi sonucu makinelerın çalışmadığı, üretim yapmadığı gelecekte istikrarlı satış yapma ve kazanç sağlama imkanı bulunmadığı , borçlarını iyileştirme projesine göre tasfiye edemeyeceği belirtilerek, davacı şirketin iflasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icabetmektedir.
Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda iyileştirme projesinin gerçekleştirilmesi hâlinde davacının bir buçuk yılda tüm borçlarını ödeyebileceği belirtilmişken, ikinci bilirkişi raporunda ise edinilmesi plânlanan gelirle kısa vadeli borçların ödenmesinin mümkün olmadığı yönünde görüş bildirilmiş, her iki rapor arasında çelişki bulunduğu hâlde, bu çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmadan eksik incelemeyle ikinci bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir.
Ayrıca hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporu da yeterli incelemeyi içermemekte ve Yargıtay denetimine elverişli bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, alanında uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibaret olup, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 10.3.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.