YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2869
KARAR NO : 2010/13865
KARAR TARİHİ : 06.12.2010
Dava : Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Tarihi : 30.11.2010
Gereği Düşünüldü;
Davacı, kendisine asaleten diğer davacı şirketi de temsilen … 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/335 Esas sayılı dosyası ile Tekstil Bank A.Ş. Ostim Şubesine ve Tekstil Bankası A.Ş.Genel Müdürlüğü aleyhine dava açtıklarını, açılan bu davanın verilen 26.10.2005 günlü karar ile reddolunduğunu, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 27.06.2006 tarihli kararı ile onandığını, keza karar düzeltme istemlerinin de aynı dairenin 27.11.2006 tarihli kararı ile reddedildiğini, yerel mahkeme hükmünün temyizleri ve karar düzeltme istemleri sırasında yeterince ve gereği gibi okunmaması nedeniyle gerek kendisinin gerekse temsilcisi olduğu şirketin zarara uğradığını, davalı …’ın temyiz incelemesinde söz konusu dosyayı tetkik hakimi olarak incelediğini belirterek şimdilik 5.000.00.-YTL maddi, 5.000.00.-YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, yazılı cevap vermediği gibi duruşmaya da katılmamıştır.
Davacılardan … kendisine asaleten diğer davacı şirketi temsilen Dairemize Bidayet Mahkemesi sıfatıyla açılan davanın yargılanması sonucunda 07.07.2009 gün, 2009/984–6944 Esas- Karar sayılı ilam ile davanın reddine dair verilen karar davacılar tarafından 27.08.2009 tarihli dilekçe ile temyiz edilmiş ise de, temyiz dilekçesinin harçsız ve giderlerinin yatırılmamış olması nedeniyle davacılara HUMK.’nun 434/ son maddesi gereğince, gerekli harç ve giderlerin yatırılması için 7 günlük kesin süre içeren muhtıra çıkarılmış, bunun üzerine davacılar tarafından Dairemize verilen 05.11.,2009 havale tarihli dilekçe ile adli yardım kararı verilmesi isteminde bulunulmuştur.
Dairemizce verilen 18.11.2009 günlü karar ile davacıların adli yardım istemlerinin reddine, 14.12.2009 tarihli ek karar ile hükmün temyiz edilmemiş sayılmasına ve temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş, davacı tarafça söz konusu kararın temyiz edilmesi üzerine Yüksek Hukuk Genel Kurulu’nca Dairemizce ilk derece mahkeme sıfatıyla verilen 14.12.2009 tarihli ek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Yüksek Hukuk Genel Kurulu bozma ilamında özetle; “Adli yardım 1086 sayılı HUMK’nun 465. ila 472. maddelerinde düzenlenmiş olup; fakir bir kimsenin bir davanın gerektirdiği oldukça kabarık olan harç ve masrafları sağlayamaması durumunda, bu mali külfetlerden geçici olarak muaf tutulmasıdır.
Anılan maddelerde adli yardımın yargılamanın hangi aşamalarında yapılacağı hususunda bir açıklık bulunmamaktadır.
Aynı Kanunun 469/2 maddesinde “..Müzahereti adliye esnayi muhakemede dahi talep olunabilir. Bu talep kabul edilirse evvelce yapılmış olan masarife teşmil edilemez. Yeni bir sebep zuhurunda reddedilen müzaheret talebi tekrar edilebilir.” Hükmü yer almakta; kanun yollarına başvuru için adli yardım istenemeyeceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Karar kesinleşene kadar yargılama faaliyeti süreceğine ve henüz sonlanmamış olduğuna göre kanun yoluna başvuru için de adli yardım isteminde bulunulması olanaklıdır.
Diğer taraftan, temyiz de bir dava olduğuna göre, temyiz aşamasında da adli yardım kararı verilebileceği kabul edilmelidir.
Bu kabulün, yargı mercileri önünde hak arama özgürlüğünü düzenleyen Anayasanın 36.maddesi ile adlı yargılanma hakkını düzenleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddelerine uygun olduğu da kuşkusuzdur.
Somut olayda da : her başvurusunda hatta son olarak temyiz isteminin reddine ilişkin karara karşı temyiz başvurusunda dahi bu talebini yineleyen davacı tarafın adli yardım isteminin salt “hükümden sonra kanun yollarına müracaat için adli yardıma karar verilemeyeceği” gerekçesiyle reddedilmesi ve bu karara bağlı olarak, temyiz olanağını ortadan kaldıracak şekilde temyiz edilmemiş sayılma kararı ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Özel Dairece yapılacak iş; ilk derece mahkemesi sıfatıyla davacı tarafın adli yardım talebi yönünden işin esasına girilerek yasal şartların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve bu şartların varlığı halinde davacı tarafın bu kurumdan yararlandırılması; adli yardım talebinin şartlarının bulunmadığının tespiti halinde ise, usulünce temyiz harç ve giderlerinin yatırılması için süre verilip sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır.
Yukarıda açıklanan hususlar göz ardı edilerek, aksine düşüncelerle kanun yoluna müracaat için adli yardım kararı verilemeyeceği gerekçesiyle temyiz harç ve giderlerinin yatırılması konusunda gönderilen muhtıraya geçerlilik tanınıp süresinde bu kalemlerin yatılmamış olması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle; Özel Dairenin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 14.12.2009 tarihli ek kararının bozulması gerekir.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının Dairemize gönderilmesi üzerine Yüksek Hukuk Genel Kurulunun kararına uyulmuştur.
Adli yardım isteminde bulunan davacılarla ilgili olarak kolluk kuvvetleri aracılığıyla sosyo ekonomik durumları araştırılmış, davacı … tarafından Beypazarı İlçesi Köseler Köyü İhtiyar Heyetince düzenlenen fakirlik belgesi ve davacı şirkete ait Yenimahalle Belediye Başkanlığınca verilen ekonomik durumla ilgili belge dosyaya ibraz edilmiş, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıt örneği getirtilmiştir.
Adli yardım HUMK.’nun 465.-472. maddelerinde düzenlenmiş olup, 465. maddede belirtilen fakirlik ve haklı olma şartlarının varlığının ispatı halinde adli yardımdan gerçek kişilerin yararlandırılması gerekmektedir. Yasa sadece hayır müeesseselerinin adli yardım isteğinde bulunabileceklerini öngörmektedir (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru, HMUK. Cilt 4, shf. 3755-3756). Bu nedenle tüzel kişiler adli yardımdan yararlanamaz.
Dairemizce toplanan deliller neticesinde, davacı asil …’nun, dosyaya ibraz edilen fakirlik belgesi içeriğinden adli yardıma muhtaç olduğu, HUMK. 465/1. maddesinde öngörülen adli yardıma ilişkin koşulların davacı asil yönünden gerçekleştiği anlaşılmakta, davacı asil …’nun adli yardım isteminin kabulüne, davacı … Demir San. Ltd. Şti. ise sermaye şirketi olup, sermaye şirketlerinin adli yardımdan yararlanmaları mümkün olmadığından davacı şirketin adli yardım verilmesine ilişkin isteminin ise reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Tafsilatı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere
1-Davacı asil …’nun adli yardım isteminin kabulü ile adli müzaharetten yararlandırılmasına,
2-Davacı … Demir Sanayi Limited Şirketinin adli yardım isteminin reddine, anılan şirket yetkili temsilcisi hazır olan …’na 67.20 TL temyiz başvuru harcı, 15.60 TL maktu temyiz harcı olmak üzere toplam 82.80 TL davacı şirket yönünden temyiz harcını yatırması için 7 günlük kesin mehil verilmesine,
Verilen kesin süre içerisinde harç gideri yatırılmadığı takdirde HUMK.‘nun 434/son maddesi uyarınca davacı şirketin temyiz isteminden vazgeçmiş sayılacağı hususunda ihtarat yapılmasına (ihtarat yapıldı),
Dair yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar davacı …’nun yüzüne karşı davalının yokluğunda açıkça okunup anlatıldı. 30.11.2010