YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14950
KARAR NO : 2013/5851
KARAR TARİHİ : 20.05.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında …Köyü, 121 ada 3 parsel sayılı 2305,10 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliğiyle davalı … adına tesbit edilmiştir.
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş; davacı Hazine vekilinin hükmü temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 17.02.2010 tarih ve 2009/14502 – 2010/1891 sayılı kararı ile hüküm bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece çekişmeli taşınmazın davalının tutunduğu Temmuz 1941 tarih ve 47/29 sıra numaralı tapu kaydı kapsamı içinde kaldığı, davalı ve ataları tarafından kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dayanak tapu kaydı ilk oluşumundan itibaren tüm gittileriyle birlikte getirtilmediği, kadastro çalışmaları sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmadığı, diğer taraftan, tapu kaydı uygulaması soyut ve yetersiz olup, uygulama fen bilirkişi tarafından düzenlenen krokili raporda gösterilmediği, keşfi izleme olanağı sağlanmadığı ve bunlardan ayrı, hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın 1971 çekim tarihli hava fotoğrafında ve 1975 basım tarihli memleket haritasında açık alanda gözüktüğü, orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmış ise de, fen ve orman bilirkişi tarafından ortak düzenlenen raporda 1995 tarihli memleket haritası uygulanmış, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları uygulanmadığı ve bu durumda; karara dayanak alınan uzman orman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor çekişmeli yerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmadığı belirtilerek, usulüne uygun orman araştırması yapılması, yapılan araştırma sonunda taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenmesi halinde, davacının tutunduğu tapu kaydı ilk oluşumundan itibaren tüm gittileriyle birlikte getirtilmesi, tapu kaydının kadastro çalışmaları sırasında her hangi bir parsele revizyon görüp görmediği kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak tespit edilmesi ve tapu kaydı yerel bilirkişi yardımıyla ve kadastro fen bilirkişi marifetiyle zemine uygulanarak tapu kaydının kapsamı 3402 sayılı Kanunun 20. maddesine uygun olarak belirlenmesi, bilinmeyen sınırlar bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanması, bilirkişi ve tanıklardan her sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgi alınması, bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu komşu parsel kayıtları ile denetlenmesi, keşif ve uygulama bilirkişilerinin düzenleyecekleri müşterek krokiye ayrı ayrı renklerle yansıtılması, ayrıca taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen bir yerel bilirkişi ve iki davalı tanığı yeminli beyanlarında; davalı ve atalarının çekişmeli taşınmazı yaz dönemlerinde ev, hayvan ağılı, sebze bahçesi ve yurt yatağı olarak kullandıklarını, küçükbaş hayvanlarını otlatmak amacıyla her yılın Nisan ayında davalı taşınmazın bulunduğu yere göçüp çadır ve ağıllarını kurarak yaklaşık 7 ay burada kaldıklarını, Kasım ayı sonuna doğru çadır, ağıl ve hayvanlarını toplayıp Çamurköy sahiline indiklerini, bu şekilde eklemeli olarak en az 50 yıl süreylekullandıklarını bildirdikleri, hükme dayanak yapılan Orman Bilirkişi … …tarafından düzenlenen raporda ise, çekişmeli ve komşu taşınmazların Girdev Yaylası mevkiinde bulunduğu açıklandığı, diğer taraftan, Ziraat Bilirkişi …tarafından düzenlenen raporda, çekişmeli taşınmaz üzerinde uzun yıllar boyunca tarımsal faaliyet yapılmadığı, hayvan otlatmak şeklinde kullanıldığı, otlak olarak kullanılması uygun olan arazilerden olduğu belirtildiği, bu durumda, dayanak tapu kaydının çekişmeli yere uymadığının tespit edilmesi halinde zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davalı yararına oluşmadığı, çekişmeli taşınmazın yaz aylarında serinlemek ve hayvan otlatmak amacıyla yayla niteliğiyle kullanıldığı gözetilerek Hazine tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği”ne denilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu …Köyü, 121 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece, fen bilirkişi raporuna göre yaklaşık olarak dava dışı 200 parseli de içine alacak şekilde dayanak tapu kaydının taşınmaza uyduğu ve taşınmazın kullanıldığı gerekçelerine dayanılarak davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmiştir. Ne var ki, mahkemece yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, bozma kararında da, belirtildiği üzere çekişmeli taşınmaz, dosyadaki yerel bilirkişi ve davalı tanıklarının beyanlarına göre, yılın 7 ayı hayvan otlatma amacıyla yaylak olarak kullanılmaktadır. 3402 sayılı Kanunun 20/B maddesi uyarınca harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıtlarda bu sınırlar içinde kalan yerlerin kayıt sahibi tarafından kullanılamaması halinde kullanılmayan bölümlerin kayıt kapsamında olduğu düşünülemez. Bu durumda, tapu kaydının niteliğine uygun olarak kullanılmayan taşınmaz, 3402 sayılı Kanunun 20/B maddesi gereğince hak sahibi adına tescil edilemez.
Nitekim, çekişmeli parsele komşu olan 121 ada 2 parsele karşı Hazine tarafından açılan davada da, 121 ada 2 parselin görüldüğü dosyanın davalısı olan … Yanatma da, aynı tapu kaydına dayanmış ve aynı mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan otlak niteliğindeki yerlerden olduğu, yörenin iklim koşulları sebebiyle buğday ekiminde ve meyve yetiştiriciliğinde ekonomik verim alınamayacağı, dayanak 70 hektar yüzölçümlü tapu kaydının miktarı ve yönleri itibariyle ormanları da içine alacak şekilde 212 hektarlık alanı kapsadığı ve uygulanma imkanının bulunmadığı gerekçeleriyle davacı Hazinenin davasının kabulüne ve dava konusu taşınmazın mera niteliğiyle sınırlandırılmasına karar verilmiş ve bu karar dairece onanarak kesinleşmiştir. (Fethiye Kadastro Mahkemesinin 08/04/2011 tarih ve 2007/206 – 2011/159 sayılı kararı ve Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15/12/2011 tarih, 2011/9174-14876 sayılı kararı)
O halde, taşınmaz tapu kayıt kapsamında kabul edilse dahi, 3402 sayılı Kanunun 20/B maddesi gereğince davalı kişi tarafından tapu kaydı niteliğine uygun olarak kullanılmadığından tapu kaydına değer verilemeyeceği ve davalı gerçek kişinin taşınmaz üzerindeki tasarruf şeklinin de ekonomik amaca uygun olmadığı anlaşıldığına göre, değinilen yönler gözetilerek Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle reddedilmiş olması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA 20/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.