Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/17549 E. 2012/6717 K. 07.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17549
KARAR NO : 2012/6717
KARAR TARİHİ : 07.05.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

…. ilçesi, ….. köyü 183 ada 3 parsel sayılı taşınmaz, 3402 sayılı Yasanın (5831 sayılı Yasayla eklenen) Ek 4. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmalarında 16.12.2003 tarih 18 cilt, 1718 sahife nolu tapu kaydı ile tarla niteliğiyle, beyanlar hanesinde “2001 yılından beri ….. oğlu …’ın kullanımındadır. Taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçları ve tek katlı bina … oğlu …’a aittir” şerhi verilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, dava konusu taşınmazın babalarından kaldığını ve taksim yapılmadığından beyanlar hanesindeki şerhin iptali ile kendi adının da kullanıcı olarak şerh verilmesini talep etmiştir. Mahkemece kabul nedeniyle davanın KABULÜNE, dava konusu parselin kadastro tutanağının beyanlar hanesinin kullanıcı kısmının iptali ile bu kısma taşınmazın ve üzerindeki zeytin ağaçlarının 1979 yılından bu yana davacı … oğlu … tarafından kullanıldığının ve ona ait olduğunun şerhine karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazda bulunan kullanım durumuna itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 sayılı Yasaya göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi ile daha sonra 3302 sayılı Yasaya göre 18.03.1999 tarihinde yapılarak 02.06.1999 – 02.12.1999 tarihleri arasında askıya çıkartılan ve dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece, 3402 sayılı Yasanın (5831 sayılı Yasayla eklenen) Ek 4. maddesi gereğince dava konusu taşınmazın davacının kullanımında olduğu belirlenerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; davacı, dava konusu taşınmazın babalarından kaldığı ve paylaşımın yapılmadığı iddiasıyla dava açmış; yargılama sırasında ise, kendi kullanımında olduğunu belirtmiştir. Mahkemece, usulüne uygun olarak verilmiş bir ıslah dilekçesi bulunmamasına rağmen, davacının duruşma zabıtlarına geçen beyanı ıslah niteliğinde değerlendirilmiş, taşınmaz başında keşif yapılmak suretiyle dava edilen taşınmazın davayı kabul eden tarafça bilinmesi sağlanmadan, duruşmadaki kabul beyanı ile yetinilerek hüküm kurulmuştur. Ayrıca, tutanağın beyanlar hanesinde tek katlı binanın kullanımının …’a ait olduğu şerh verilmiş iken, kadastro paftasında binanın gösterilmediği, komşu parsel tutanakları getirtilerek taşınmaz yönünden denetim yapılmamıştır. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; komşu parsellerin kadastro tespit tutanakları, varsa dayanağı belgeler, çekişmeli parselin tespitine esas alınan tapu kaydının tüm geldi ve gittileri ile 1996/4 sayılı genelge uyarınca 2001-2003 yıllarında kadastro müdürlüğünce yapılan ancak bilahare kesinleşmeden iptal edilen ve evrakı müsbîte olarak saklanan belgeler ilgili yerlerden getirtilmeli, taraflardan delilleri sorulup saptandıktan sonra taşınmaz başında bir fen elemanı aracılığıyla yapılacak inceleme ve keşifte, taşınmazın arazi üzerindeki konumu belirlenmeli, ondan sonra davalının kabul beyanına değer verilip verilmeyeceği tartışılıp değerlendirilmeli, kabul beyanına değer verilmeyeceği kabul edildiği takdirde, taraf tanıkları taşınmaz başında dinlenerek taşınmazın kimden kaldığı ve kimin kullanımında bulunduğu belirlenmeli; taşınmaz üzerinde bina olup olmadığı saptanmalı, varsa paftasında gösterimi sağlanmalı, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre de; usulüne uygun verilmiş bir ıslah dilekçesi olmamasına rağmen, talepten fazlaya karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 07/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.