YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2017
KARAR NO : 2013/5435
KARAR TARİHİ : 13.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 11.11.2004 tarihli dava dilekçelerinde sınırlarını bildirdikleri Okurcular Kasabasındaki taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesine göre 1/2 pay oranıyla tescilini istemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Dairenin 10.03.2010 gün ve 2010/200-2946 sayılı karar ile “…orman bilirkişi raporuna, çekişmeli taşınmazın memleket haritası ve orman kadastro haritasındaki konumunu gösteren, kadastro paftası ile irtibatlı kroki eklenmediği, çekişmeli taşınmaza komşu 128 ada 3, 4, 5 ve 6 parsellerin tapu kayıtlarında 1. derece, 128 ada 7 (eski 667) parselde 3. derece arkeolojik sit alanında kaldıkları yönünde şerh olduğu halde, çekişmeli taşınmazın 1 veya 2. derece sit alanlarında kalıp kalmadığı Kültür ve Turizm Bakanlığı Antalya İl Koruma Kurulundan sorulmadığı, arkeolog bilirkişi vasıtasıyla da taşınmazın sit haritasındaki konumu belirlenmediği, Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, en eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritaları ile dava tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun kesin olarak belirlenmeli, teraslama öncesinde doğal eğimin ne olduğu belirlenmeli, eğimin % 12’yi aştığı çalılık, fundalık kaplı yerlerin orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağı ve o tarihe kadar sürdürülen zilyedliğe değer verilemeyeceği, orman kadastrosunun kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı 11.11.2004 günü arasında 20 yıllık zilyedlik süresinin dolmadığı düşünülmeli…” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, harita mühendisi bilirkişi … tarafından düzenlenen 25.05.2012 tarihli rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 6.074,36 m²’ yüzölçümlü taşınmazın davacı … ve davacı … İnşaat Turizm ve Ticaret A.Ş. adına 1/2’şer hisseyle tapuya kayıt ve tesciline, rapor ve krokinin kararın ekinden sayılmasına karar verilmiş, hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 24.11.1989 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 1956 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Çekişmeli taşınmaz bu çalışmada çalılık olarak tesbit harici bırakılmıştır. Yörede 2000 yılında 2859 sayılı Kanuna göre yapılan pafta yenileme çalışması vardır.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 13/05/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.