Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/1859 E. 2013/4791 K. 30.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1859
KARAR NO : 2013/4791
KARAR TARİHİ : 30.04.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 11.09.2012 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar … ve arkadaşları tarafından istenilmekle, tayin olunan 30.04.2013 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … ve arkadaşları vekili Avukat … ile diğer taraftan davacı Hazine vekili Avukat … ile davalılar … ve arkadaşları vekili Avukat … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

K A R A R

5831 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek-4 madde hükmüne göre yapılan kadastro sırasında, Kısalar Köyü 133 ada 486 parsel sayılı 8.449,77 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan P.XXXIII numaralı poligon içinde kaldığı, 7.379,42 m² yüzölçümündeki bölümünün mera teknik ekibince mera olarak tesbit edildiği ancak, İl Mera Komisyonu raporunun kendilerine sunulmadığı, parselin 1989 yılından beri eşit paylar ile … çocuklar….ve … kullanımında olduğundan söz edilerek, beyanlar hanesine bu kullanıma ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılarak Hazine adına tesbit edilmiştir.
Davacılar … ve arkadaşları, taşınmazın ortak muris …tarafından tarla haline getirildiği ve tüm mirasçılarına kaldığı halde, mirasçılardan sadece bir kısmının kullanımında olduğunun beyanlar hanesine yazılmasının doğru olmadığı iddiasıyla, davalı gerçek kişiler yararına yazılan kullanım şerhinin iptali ile tüm mirasçıların kullanımında olduğunun beyanlara yazılmasını istemiştir.
Davacı Hazine ise, 1951 yılında yapılan toprak tevzi işleminde parselin 7.379,42 m² yüzölçümündeki bölümünde kullanım kadastrosu yapılmasının Ek 4 madde hükmüne göre aykırı olduğunu ileri sürerek, bu bölümün tesbitinin iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını istemiştir.
Davalar birleştirildikten sonra mahkemece, davaların reddine, çekişmeli parselin tesbit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler ve davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 2/B madde uygulaması nedeniyle Hazine adına tesbiti yapılan taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhe ve kullanım kadastrosunun iptaline yönelik olarak açılmış kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce yapılıp 21/10/2005 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması ile 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek 4 madde gereğince yapılan 01/06/2010 – 30/06/2010 tarihleri arasında ilân edilen kullanım kadastrosu çalışması vardır.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastrosu ile 6831 sayılı Kanunun 2/B çalışmalarına ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen orman ve ziraat uzmanı bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, kısmen mera teknik ekibince mera olarak sınırlanan yerde kaldığı belirlenmiş ise de, hiç mera olarak kullanılmadığı, mera niteliğinde olmadığı belirlenerek, Hazinenin davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı Hazinenin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarına gelince; davacı gerçek kişiler, taşınmazın tamamının davalılar ile ortak murisleri…’a aitken onun ölümüyle tüm mirasçılarına kaldığını, paylaşılmadığını, bu nedenle tüm mirasçıların kullanımında olduğunun beyanlara yazılması gerektiğini iddia ederek dava açmışlardır.
5831 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen EK 4/1 madde gereğince “6831 sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2’nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5/6/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2’nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiilî kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil…” edilir.
6831 sayılı Orman Kanununun 1744 sayılı Kanun ile değişik 2, 2896 ve 3302 sayılı kanunlar ile değişik 2/B maddesi gereğince, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi, yeni orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köyler halkının yerleştirilmesi ve orman köylülerinin kalkındırılmasının desteklenmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usûl ve esasların belirlenmesi amacıyla düzenlenen, 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun”, 26/04/2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe girmiş ve aynı Kanunla 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 16/2/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, 6831 sayılı Kanunun bazı maddelerinde de değişiklikler yapılmıştır. Bu cümleden, Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrası, 6. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin hak sahiplerine rayiç bedeli üzerinden satışı gündeme geleceğinden, bu niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt edilmesinde ve tapunun beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanunun 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin şerh yazılmasında hak sahibi olduğunu iddia eden kişilerin hukukî yararı vardır. Bunun için; 3402 sayılı Kanunun 11. maddesine göre yapılan 30 günlük askı süresi içinde kadastro mahkemesine, 30 günlük askıdan sonra 10 yıllık sürede ise genel mahkemelerde dava açılabilir.
Mahkemece keşifte bilgisine başvurulan yerel bilirkişi, tanık ve tesbit bilirkişilerinin, çekişmeli parselin, ortak muris ….’ın zilyetliğindeyken onun 1995 yılında ölümüyle davalılara kaldığı, o tarihten sonra davalıların zilyet ettiği, …’nin kız çocukları olan davacıların evlenerek köyden 30 yıl önce ayrıldıkları, davacıların taşınmazları hiç zilyet etmedikleri yönündeki ifadelerine değer vererek davanın reddine karar verilmiş ise de, ifadesine başvurulan yerel bilirkişi tanık ve tesbit bilirkişilerinin, ortak muris …’den kalan mirasın paylaşılıp paylaşılmadığını bilmediklerini ifade ettikleri, mirasın tüm mirasçıların katılımıyla paylaşıldığı yönünde bir beyanda bulunulmadığı, dosyada bulunan vekâletnamelerde yazılı kimlik bilgilerine göre, 2010 yılında yapılan keşifte 30 yıl önce evlenerek köyden ayrıldığı söylenen davacılardan Hatice’nin 1970, Ayşe’nin 1974, Feride’nin 1978, doğumlu oldukları, doğum tarihine göre 30 yıl önce evlenecek yaşta olmadıkları gözetilmediği gibi, … mirasçılarının tüm mirasçılarının katılımı ile pay edildiğine ilişkin her hangi bir delil sunulmamıştır.
Çekişmeli parselin … …’dan intikal ettiği yönünde taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, … mirasının, tüm mirasçıların katılımı ile yöntemine uygun olarak paylaşılıp paylaşılmadığına ilişkindir. Yöntemine uygun bir paylaşımdan söz edebilmek için, tüm mirasçıların bir araya gelerek, terekeyi iradeleri ile pay etmeleri ve daha sonra bu paylaşıma uymaları gereklidir. Yerel Mahkeme tarafından …terekesini oluşturan mirasın tamamının nelerden oluştuğu, tüm mirasının yine mirasçılarının hepsinin eksiksiz katılımı ile paylaşılıp paylaşılmadığı, bu paylaşıma tüm mirasçıların uyup uymadığı, paylaşımın daha sonra bozulup bozulmadığı yönünde yapılan araştırma da yetersizdir.
O halde; mahkemece, davacı gerçek kişilerin iddialarına göre ….ın terekesini oluşturan, bu kişiden kalan ya da bu kişiye aitken mirasçılarından birisi ya da bir kaçı tarafından üçüncü kişilere satılan, bağışlanan veya çeşitli amaçlar için devredilen taşınır ve taşınmazların ve haklarının tümünün tesbiti yoluna gidilmeli, terekeye girdiği belirlenen taşımazların tapu kayıtları, tesbit tutanakları, var ise tesbitlerinin dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları getirtilmeli, terekeye dahil olduğu belirlenen parsellerden halen dava konusu olanlar var ise, gerçek kişilerin iddiasına göre bu davaların birlikte görülmesinde yarar bulunduğundan, davalar birleştirilmeli, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan parsellere ilişkin dava dosyaları delil olarak getirtilerek bu dosya içine konulmalı, ortak murisin tüm malları ve malların değerleri yöntemince saptanmalı, yöreyi ve ortak murisi tanıyan yeterince yaşlı yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının katılımı ile bu parsellerin başında yapılacak keşifte, ortak murisin ölümünden sonra mirasçılar arasında, tüm mirasçıların katılımı ve hür iradesi ile mirasın paylaşılıp paylaşılmadığı, yapılmış ise hangi mirasçının payına hangi taşınmaz ya da taşınmazlar ile taşınır malların düştüğü sorularak, somut olaylara dayalı bilgi ve görgüleri sorulmalı, paylaşımda terekeden kime ne verildiği tereddüte yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile tesbit tutanaklarında tutanak tanığı olarak gösterilenlerin beyanları çeliştiğinde bu çelişkiler yöntemince giderilmeli, uzman bilirkişilere uygulamayı gösteren rapor kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuca göre, tüm mirasçıların katıldığı bir taksim yapıldığı ve bu taksimin bozulmadığı belirlenirse, taksime göre karar verilmeli, … mirasının taksim edilmediği belirlendiği takdirde ise, … ve arkadaşlarının davalarının kabulüne karar verilmelidir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; Hazinenin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle davacılar … ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine, Yargıtay’daki duruşma tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesine göre takdir edilen 990,00.-TL avukatlık ücretinin davalı gerçek kişilerden alınarak davacı gerçek kişilere verilmesine 30.04.2013 günü oy birliği ile karar verildi.