YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2722
KARAR NO : 2013/4453
KARAR TARİHİ : 16.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … ve …, …, …, …ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Y. Ulaşlı Köyü 222 parsel sayılı 4740 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kestanelik niteliğiyle vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle… adına tesbit ve tescil edilmiş, 1982’de ölümü ile 06.03.1997 tarihinde intikal yoluyla mirasçıları adına tescil edilmiştir. Davacı … Yönetimi, taşınmazın kesinleşen tahdit içinde kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacı … Yönetimi tarafından hüküm temyiz edilmekle Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2003/10437-2004/859 sayılı bozma kararı özetle; “Halıdere Köyünde 6 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan çalışma sırasında çekişmeli taşınmaz, Halıdere II Devlet Ormanı içinde bırakılarak sınırlandırılmış ve işlem valilik onayından geçtikten sonra 31.03.1989 tarihinde 6 aylık askı ilânına çıkartılmıştır. Askı ilânı devam etmekte iken, 6 numaralı Orman Kadastro Komisyonu Başkanlığının 23.06.1989 günlü yazısında “Komisyonun Ulaşlı Beldesinde yaptığı çalışmalar sırasında, bu beldenin 1/5000 ölçekli paftasına daha önce Halıdere Köyünde yapılan orman kadastro haritasının intibakı sonucu, Halıdere Beldesinde yapılan orman kadastro sınırının bir bölümünün Ulaşlı Beldesi mülki sınırları içerisinde olduğu halde, yanlışlıkla Halıdere Beldesi mülki sınırları içerisindeymiş gibi düşünülüp, Halıdere Beldesi orman kadastro sınırları içerisine alındığının anlaşıldığı, bu nedenle aslında Ulaşlı Beldesi sınırları içerisinde olduğu halde, yanlışlıkla Halıdere Beldesi sınırları içindeymiş gibi orman sınırları içerisine alınan arazi parçasının Halıdere Devlet Ormanı sahasından çıkartılarak alanlar cetvelinin düzeltilmesi” istenmiştir. 6 numaralı Orman Kadastro Komisyon Başkanlığının 23.06.1989 sayılı yazısı üzerine, İzmit Orman İşletme Müdürlüğünün ne gibi işlem yaptığı, gerçekte alanlar cetveli üzerinde gerekli düzeltmeyi yapıp yapmadığı, alanlar cetveli üzerinde düzeltme yapmışsa, buna bağlı olarak orman kadastro haritasında da aynı şekilde düzeltme yapıp yapmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Orman kadastrosunun valilik onayından geçip askı ilânına çıkartılmasından sonra, orman kadastro haritası ya da çalışma tutanaklarında orman kadastro komisyonunun ya da başka bir makamın kendiliğinden herhangi bir düzeltme yapması olanaksızdır ve böyle bir düzeltmenin hiçbir kanunî dayanağı olamaz. Askı ilânından sonra süresinde açılacak davalar sonucu mahkeme kararı ile orman kadastro haritasında değişikliği yapılabilir. Ancak; 6 nolu Orman Kadastro Komisyon Başkanlığının 23.06.1989 tarihli yazısında belirttiği gibi, aslında Ulaşlı Köyü mülki sınırları içerisinde olduğu halde, yanlışlıkla Halıdere Köyü mülki hudutlarında olduğu düşünülerek orman kadastrosu sınırları içerisine alınan taşınmazlar hakkında yapılan işlem, Ulaşlı Köyünde ilân edilmemişse, gerçekte Ulaşlı Beldesi mülki sınırları içerisinde bulunan taşınmazlar yönünden orman kadastrosunun kesinleştiğinden söz edilemez. Mahkemece, Ulaşlı ve Halıdere Beldelerine ait mülki sınırlara ilişkin kayıt, belgeler ile kadastro haritası bulunduğu yerden getirtilip uygulanmamış ve çekişmeli taşınmazın hangi beldenin mülki sınırları içerisinde kaldığı belirlenmemiş, Halıdere Köyünde yapılıp valilik onayına sunulan ve 31.03.1989 tarihinde Halıdere Köyünde askıya çıkartılan orman kadastro işleminin komşu Ulaşlı Köyünde askıya çıkartılıp çıkartılmadığı da araştırılmamıştır. Eğer Halıdere Köyünde yapılan orman kadastro çalışmasının sonuçları Halıdere Köyünde olduğu gibi Ulaşlı Beldesinde de askı ilânına çıkarılmışsa Ulaşlı Köyü mülki sınırları içinde olduğu halde, yanlışlıkla Halıdere Köyü mülki sınırları içerisinde ölçülen araziler yönünden de orman kadastrosunun kesinleştiğinin kabulü gerekir.
O halde; 6 numaralı Orman Kadastro Komisyon Başkanlığının 23.06.1989 tarih ve 260 sayılı yazısı üzerine İzmit Orman İşletme Müdürlüğünce ne gibi işlem yapıldığı, bu konuda bir tutanak düzenlenip düzenlenmediği, alanlar cetvelinde ve orman kadastro haritası üzerinde bir düzeltme yapılıp yapılmadığı sorularak tüm işlem, harita ve tutanak örnekleri bulunduğu yerden getirtilmeli, her iki köye ait mülki sınırları gösterir haritalar ile varsa tapu kayıtları tapu müdürlüğü ve kaymakamlıklardan ; arazi kadastrosu sırasında bu iki köy arasında geçirilen çalışma alanı ve birlik sınırlarıyla ilgili harita ve tutanaklar tapu ve kadastro müdürlüklerinden istenmeli, bundan sonra yeniden yapılacak keşifte, Ulaşlı ve Halıdere Beldelerine ait mülki sınırlar belirlenip arazi ve orman kadastro paftaları üzerinde gösterilmeli; bu uygulama sonucu, dava konusu taşınmazın Halıdere mülki sınırları içerisinde kaldığının anlaşılması halinde Yönetimin davası kabul edilmeli; taşınmaz Ulaşlı Beldesi mülki sınırları içerisinde olduğu halde, yanlışlıkla Halıdere Beldesinde olduğu düşünülerek orman kadastrosu yapılmış ve işlem sonuçları Halıdere Köyünde olduğu gibi Ulaşlı Köyünde de ilân edilmişse, yine orman kadastrosu kesinleşmiş olacağından bu halde de Yönetimin davası kabul edilmeli, taşınmaz gerçekten Ulaşlı Beldesi mülki sınırları içerisinde olduğu halde, Halıdere Beldesinde yapılan ve çekişmeli parseli orman kadastro sınırları içine alan çalışma Ulaşlı Beldesinde ilân edilmemişse, bu takdirde Halıdere Köyünde yapılan ve dava konusu parseli orman sınırı içine alan işlem kesinleşmemiş olacağından ve daha sonra Ulaşlı Beldesinde yapılan 29.03.1991 tarihinde ilan edilen orman kadastro çalışmasında dava konusu taşınmaz orman kadastrosu sınırları dışında bırakılmış olması nedeniyle, bundan böyle Orman Yönetiminin, çekişmeli taşınmazın orman tahdidi içerisinde kaldığı iddiasıyla tapu iptali ve tescili davası açamayacağı, ancak; Hazinenin Devletin hüküm ve tasarrufu altında yer iddiasıyla böyle bir dava açabileceği gözönünde bulundurularak bu takdirde Yönetimin davasının reddine karar verilmelidir.” şeklindedir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan ve aynı davalılar adına tapuda kayıtlı 224, 154 ve 66 parsellere ilişkin aynı nitelikte açılan davalar da bu dava ile birleştirildiktan sonra, taşınmazların Yukarı Ulaşlı Köyü sınırları içinde kaldığı ve Halıdere Köyünde yapılan orman kadastro çalışmasının… Köyünde de ilân edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 222, 224, 154 ve 66 parsel sayılı taşınmazların orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Nurhayat ve …, …, …, …ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman sınırı içinde kalan tapu kaydının iptali istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu …Köyünde 29.03.1991 tarihinde ilân edilip kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Halıdere Köyünde ise orman kadastrosu 31.03.1989 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece, bozmaya yanlış anlam verilmek suretiyle, bozma kararı gerekleri tam olarak yerine getirilmeden karar verilmiştir. Orman İşletme Müdürlüğünün 03.11.2011 gün ve 6087 sayılı yazısı ekinde dosyaya gönderilen ilân tutanağı incelendiğinde 10.06.1988 tarihinde yapılan ilanın Halıdere Köyündeki orman kadastro çalışmalarının işe başlama tutanağının ilânına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Oysa; bir yerde orman kadastrosunun kesinleştiğinden sözedebilmek için işlem sonuçlarının ilân edilmiş olmasının gerektiği, bozma kararında açıkça vurgulanmıştır. Çekişmeli taşınmaza komşu olan 220 parsel hakkında Orman Yönetimince aynı iddia ile açılan dava, asliye hukuk mahkemesinin 1998/403-2000/708 sayılı kararıyla; 221 parsel hakkındaki dava, 1998/429-2000/721 sayılı kararıyla; 222 parsel hakkındaki dava, 1998/404 – 2009/193 sayılı kararıyla; 201 parsel hakkındaki dava 2. asliye hukuk mahkemesinin 2007/279 – 2008/279 sayılı kararıyla; 200 parsel hakkındaki dava, mahkemenin 2006/131 – 2007/109 sayılı kararıyla Halıdere Köyünde yapılan orman kadastro çalışmasının Ulaşlı Köyünde ilân edilmediği, daha sonra Ulaşlı Köyünde yapılan orman kadastrosunda da taşınmazların orman sınırı dışında kaldığı gerekçesiyle reddedilmiş ve sırasıyla Dairenin 2003/6839, 2003/6789, 2010/250, 2008/17437 ve 2009/1708 sayılı kararlarıyla onanarak kesinleşmiştir.
O halde, mahkemece üç uzman orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, yukarıda sözü edilen komşu parsellerin kesinleşen dosyalarından da yararlanılmak suretiyle, davanın açıldığı 1998 yılından önce 1991 yılında Ulaşlı Köyünde yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışmasına ait işe başlama, çalışma, sonuçlandırma tutanak ve haritaları yöntemince çekişmeli taşınmazlarla birlikte komşu parselleri de gösterecek şekilde uygulanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile usûl ve kanuna uygun olmayan hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 16.04.2013 günü oy birliğiyle karar verildi.