YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1683
KARAR NO : 2013/5534
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar … ve arkadaşları vekilleri, 01.08.2006 tarihli dilekçelerinde sınırlarını bildirdikleri … Köyünde bulunan 16000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın genel kadastroda tapulama dışı bırakıldığını, 1983 yılında imar ve ihya edildiğini, 1984 yılında tamamına zeytin ağacı dikildiğini, 20 yıldan fazla süredir zeytinlik olarak zilyet edildiğini bildirerek taşınmazın 1/4’er pay ile davacılar adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulüne, 26.06.2007 günlü fen bilirkişi krokisinde (A) işaretli 15686,34 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmekle bozulmuştur.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.06.2009 gün ve 7461-10303 sayılı bozma kararında özetle; “Taşınmaz hakkında eski ve yeni tarihli resmî belgelere göre araştırma yapılması, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, zilyedlikle kazanma koşullarının araştırılması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu (A) işaretli 15686,34 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmiş; Orman Yönetimi ve Hazine tarafından hüküm temyiz edilmekle, bu kez de dairenin 20.01.2011 gün ve 14809-378 sayılı kararıyla ikinci kez bozulmuştur.
Bozma kararında özetle; “Kadastro Müdürlüğünce çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işleminin 13.02.1955 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın bu işlemde tapulama dışı bırakıldığı, ancak hangi nitelikle tapulama dışı bırakıldığının bilinmediği bildirilmiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Dairenin 02.04.2009 günlü iade kararı üzerine, 1955 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında “fundalık” niteliğiyle tespit harici bırakıldığı anlaşılmıştır. Bozma öncesi dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında çekişmeli yerin % 5 – 6 eğimli olduğu, bozma sonrasında ise ziraatçi bilirkişi % 6 – 12 eğimli, jeolog bilirkişi % 5 – 6 eğimli, orman bilirkişi kurulu tarafından % 8-10 eğimli olduğu açıklandığı halde, eğim konusundaki çelişkiler giderilmemiş, memleket haritasındaki münhanilerin sıklığı değerlendirilmemiş, 1976 tarihli memleket haritasında büyük bölümünün çalılık olarak görüldüğü dikkate alınmamış, 1990’lı yıllara ait memleket haritası getirtilerek niteliği ile konumu ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı da saptanmamıştır. Taşınmazın eğimi % 12’yi geçiyorsa 6831 sayılı Kanunun 1/j maddesinin karşı
kavramından toprak muhafaza karakteri taşıyan … ve makilerle örtülü yerlerin orman sayılacağı ve 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23. maddesi gereğince ve bilimsel olarak eğimi % 12’den fazla yerler orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyacağından aynı Yönetmeliğin 26/j maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılmasının gerekeceği değerlendirilmeli, Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2010 gün ve 2010/8 – 219 – 273 sayılı kararına göre, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan çalılık ve taşlık niteliğindeki yerler orman kadastrosunun yapıldığı tarihe kadar 6831 sayılı Orman Kanunun 1. maddesi uyarınca orman sayılacağından sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği gözetilmelidir.” denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, (A) işaretli 15686,34 m2 taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamış, genel arazi kadastrosu 1955 yılında yapılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak, taşınmazın % 8 – 10 eğimli, 25 yaşlarında kapama zeytin bahçesi ve orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre Hazinenin temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 14/05/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.