YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12499
KARAR NO : 2012/18846
KARAR TARİHİ : 11.12.2012
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı, davalının .İcra Müdürlüğü’ nün 2007/41 E. sayılı dosyası ile aleyhinde takip başlattığını, takibe konu olan 30/08/2006 tarihli ve 44.000-TL bedelli bonoyu kendisinin düzenlediğini, fakat borcunu 24.04.2006 tarihinde 3.750-TL, 28.04.2006 tarihinde 1.250-TL, 01.09.2006 tarihinde 18.000-TL, 05.09.2006 tarihinde 13.000-TL ve 11.01.2007 tarihinde 5.000-TL olmak üzere kısmi olarak ödediğini, bu ödemelerin yapıldığına dair davalı tarafça düzenlenmiş olan belgelerinin de olduğunu, borcun toplam 41.000-TL’ sini ödemesi nedeniyle davalıya sadece 3.000-TL borcunun kaldığını belirterek, kalan miktardan davalıya borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline ve davalı aleyhine %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, dava dilekçesi ekinde bulunan yazılı belgelerdeki imzaların kendisine ait olmadığını beyanla, haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacının ödemesine dair sunulan adi yazılı belgeler altındaki imzaların Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’ nın 20/01/2011 tarihli raporuna göre davalının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği, senedin davalıda olması sebebiyle borçlu olmadığını iddia eden ve iddiasını ispat etmek zorunda olan davacının iddiasını ispat edemediği, yemin deliline de başvurmayacağını beyan etmiş olduğu belirtilerek, davanın ve tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.Davacı yan takip konusu 44.000,00-TL bedelli bono tutarının 41.000,00-TL’ sini ödediğini, bakiye 3.000,00-TL borcu kaldığı iddiasıyla işbu menfi tespit davasını açmış, iddiasını ispat yönünde de ödeme belgeleri ibraz etmiştir. Davalı yan davacı tarafından sunulan yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını savunmuştur. Mahkemece anılan bu savunma doğrultusunda 14.06.2010 tarihli bilirkişi kurulundan rapor alınmış, bu raporda sonuç olarak “13.000, 18.000, 1.250 ve 5.000 ve 3.750 tutarlı beş adet belge aslı altında atılı olan dava konusu imzaların davalı … imza örneklerinden farklı oldukları tespit olunmuştur. Ancak 13.000, 18.000, 5.000 ve 3.750 tutarlı belgeler altındaki (…/m….) el yazılarının davalı eli mahsulü oldukları kanaatindeyiz. 5 belge altında atılı olan imzalar her ne kadar örnek imzalardan farklı iseler de kendi aralarında aynı elden çıkmış farklı kurgu ve örgüde atılı davalı eli mahsulü olmaları muhtemel imzalardır görüşündeyiz” denilmiş, ayrıca raporun 5. fıkrasında da “imzaların mürekkep izleri akış hızları üzerinden bir inceleme de yapılabilir.Bu tür incelemeler için optik tarayıcılar gerekir ki bu aparatların polis laboratuarlarında ve Adli Tıp Kurumlarında olduğu görüşündeyiz.” denilmiştir.Bu rapora karşı davalı 22.09.2010 günlü celsede dosyada bulunan kendisine ait olduğunu belirttiği imzalar ile ait olmayan imzaların ayrılmasını ve yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir.Bu itiraz üzerine mahkemece Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’ ndan 13.01.2011 günlü rapor alınmış, bu raporda ise “İnceleme konusu belgelerde M…. adına atılı imzaların, teşhise götürecek karakteristik materyal, önemli yazı ve tanı unsuru içermeyen, karalama tarzında çizgilerden ibaret basit tersimli imzalar olmaları nedeniyle aidiyetlerinin ve bu meyanda sorulduğu üzere .’ in eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği” denilmiştir. Bu rapora karşı da davalı itiraz etmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, alınan iki rapor arasında sonuç itibariyle farklılık bulunmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece ödeme belgelerinin düzenleme tarihlerine yakın olan davalı imzasını taşıyan belgelerin ilgili yerlerden celbedilip telif edici üçüncü rapor alınarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA. peşin harcın istek halinde iadesine, 11.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.