YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4054
KARAR NO : 2013/6287
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 28.11.1994 tarihli dava dilekçesiyle 128 ada 44 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 30000 m2 olması gerekirken, 28100 m2 olarak tespit ve tescil edildiğini, yaklaşık 1900 m2’lik kısmının tescil harici bırakıldığını, bu kısmın 128 ada 44 parsele eklenerek tapuya tescili talebiyle dava açmış, 15.12.1995 tarihli dilekçesiyle dava dilekçesinde sehven 30000 m2 yazdığını, oysa; 128 ada 44 parselin 33000 m2 olması gerektiğini, eksik kısmın 124 ada 44 parsele eklenerek tescilini talep etmiştir. Yörede 1982 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında Büyükdoğancı Mahallesi 128 ada 44 parsel sayılı 28065 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 2/1936 tarih 229 ve 05.03.1979 tarih 15 nolu tapu kayıtlarına dayanılarak Adil oğlu … ve arkadaşları adına tespit edilmiş olup, halen tapuda davacı … Kanar ile arkadaşları adlarına kayıtlıdır. 128 ada 118 parsel ise 170100 m2 yüzölçümüyle dere çatağı niteliğiyle Hazine adına tapuda kayıtlıdır.
Mahkemece, davanın kabulü ile 128 ada 118 parseli tapusunun iptaliyle bilirkişi raporunda yeşil taralı olarak gösterilen 1935 m2’lik kısmının ifrazi ile 128 ada 44 parsele eklenerek 128 ada 44 parselin miktarının 30000 m2 olarak düzeltilmesine, 128 ada 118 parselin 290 hektar 9136 m2 olarak tapuya tesciline dair verdiği karar, 7. Hukuk Dairesinin 06.06.2006 gün ve 2006/1675 – 1836 sayılı kararıyla; “Dava konusu 118 parsel sayılı taşınmazın davacı taraf adına tespit edilen dava dışı 44 parsel sayılı taşınmazın doğu, güney ve kısmen batı sınırını oluşturan komşu orman niteliği ile tespit ve tescil edildiği anlaşılan 55 parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanununun 2896 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca davalı Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan 55 parsel sayılı taşınmazdan ifraz yoluyla oluştuğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava ve temyize konu taşınmazın bulunduğu bölgede ilk kez yapılan, orman sınırlandırma haritası ve dayanağı belgeler ile 6831 sayılı Kanunun değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca, orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili yönetimsel işlemlerin dayanağı harita ve eki belgeler kesinleşme günlerini duraksamaya meydan vermeyecek biçimde gösterecek şekilde orman idaresinden getirtilmeli, ayrıca; dava konusu 118 parsel sayılı taşınmaza komşu 114 ilâ 117, 119 ve 120 parsel sayılı taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, öte yandan dava konusu taşınmaz ve çevresini oluşturan komşu taşınmazları
gösterecek biçimde geniş kapsamlı kadastro paftası (birleşik harita) kadastro müdürlüğünden istenilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman ormancı bilirkişi ve kadastro teknisyeni yada tapu fen memuru ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile bölgede ilk kez yapılan orman sınırlandırması ve daha sonra 6831 sayılı Orman Kanunun değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili yönetimsel işlemlerin dayanağı haritaların ölçekleri eşitlenerek yerel bilirkişi yardımı, uzman ormancı bilirkişi eliyle yerine çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla, gerçekten dava konusu 118 parsel sayılı taşınmazın bölgede ilk kez yapılan orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamında bu niteliği ile orman sayılan yerlerden iken, daha sonra 6831 sayılı Kanunun değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılıp çıkarılmadığı duraksamasız saptanmalı, daha sonra davacı tarafın tutunduğu 2510 sayılı İskan Kanunu uyarınca Hazinenin tahsis ve temliki ile oluşan dava dışı 44 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi tapu fen memuru eliyle yerine uygulanmalı, tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri, özellikle uzman bilirkişiye düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, davacı tarafın dayandığı tapu kaydında sınır yeri olarak doğuda “çalılık”; kuzeyde, batıda ve güneyde tarif edilen “derenin” kadastro sırasında düzenlenen haritada bulunmadığı dikkate alınarak tapu kaydında tarif edilen dere sınırlarının kadastro haritasında hangi hukuksal nedenlerle gösterilmediği yönü üzerinde durulmalı, doğuda tarif edilen çalılık sınırının eylemli biçimde dava dışı 44 parsel sayılı taşınmazın doğusunda kalan 55 parsel sayılı orman niteliği ile tespit edilen taşınmaz yeri olduğu özellikle gözönüne alınmalı, sözü edilen sınır yerlerinin her yerde bulunması mümkün, isimsiz, doğal nitelikteki sınır yerlerinden olduğu düşünülmeli, bu olgu karşısında dayanılan tapu kaydının her yere uyabileceği kadastro sırasında sözü edilen tapu kaydının dava dışı 44 parsel sayılı taşınmaza revizyon görmüş olmasının mutlaka sözü edilen taşınmaza ait olduğu anlamına gelmeyeceği bir kaydın gerçek kapsamının mahkeme aracılığıyla belirlenebileceği dikkate alınmalı, kaldıki, kamu malı niteliğindeki ormanlar içinde çalılık, dere, tepe, yol, çukur, hendek gibi doğal yada yapay sınır yerlerinin olabileceği düşünülmeli, bu hukuksal olgular dikkate alınarak davacı tapusunun dava konusu 118 parsel sayılı taşınmazın davaya konu bölümünü, kapsayıp kapsamadığı düşünülmeli, orman sınırları içinde iken 6831 sayılı Orman Kanununun değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı özellikle gözönünde tutulmalı, kamu malı niteliğinde orman sayılan yerler ile 6831 sayılı Kanunun değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı özellikle dikkate alınmalı, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olacağı sağlanmalı, uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller 3402 sayılı Kadastro Kanunun 13. ve aynı Kanunun Anayasa Mahkemesince iptal edilen 45. maddeleri hükmü eşliğinde birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi ” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüyle ; 128 ada 118 nolu parselin tapusunun iptali ile bilirkişi Hasbi Kaftar tarafından düzenlenen 06.07.2010 havale tarihli raporunda kırmızı ile boyalı toplam 4100 m²’nin ifrazı ile Büyükdoğanca Mahallesi 128 ada 44 nolu parsele ilavesine, 128 ada 118 nolu parselin miktarının 166.000.00 m² olarak yine Büyükdoğanca Mah 128 ada 44 nolu parselin miktarının 32.165.00 m² olarak düzeltilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ile Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydına dayanılarak açılan tapu iptali tescil davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1988 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve çekişmeli taşınmazın yörede yapılan arazi kadastrosu sırasında tescil harici bırakıldığı, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kalmasına rağmen 1992 yılında 128 ada 55 parsel numarası ile orman vasfıyla Hazine adına tescil edilen taşınmaz içinde kaldığı ve 06.08.1992 tarihinde bu parselden ifraz edilerek dere çatığı vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescil edilen 128 ada 118 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığı, taşınmazın yörede 1988 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdit sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacının dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı gibi adına tescil kararı verilen davacı yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu da belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükeltilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 30/05/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.