YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12951
KARAR NO : 2010/14256
KARAR TARİHİ : 14.12.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 28.06.2007
No : 190-322
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin maden işi ile uğraştığını ve davalılardan … ile …’in sahip oldukları … Dursunbey ilçesi … köyündeki krom madeni işletme ruhsatının müvekkiline devri için anlaştıklarını, noterde yapılan devir sözleşmesi üzerine müvekkilinin davalı … adına her biri 20.000’er TL miktarlı iki adet bono verdiğini ve bu bono bedellerinin ödenmesine rağmen bonoların müvekkiline iade edilmediğini, müvekkilinin kendisine numunesi gösterilen krom madeni dışında bir maden ruhsatının devredilmiş olduğunu ve dolandırıldığının anlaşılması üzerine Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunduğunu, ayrıca dosyaya bir örneğini sunduğu 18.07.2005 tarihli makbuz ile ibra edilmesine ve dava konusu bonolar bu nedenle karşılıksız kalmasına rağmen senetlerin davalı …’in damadı olan …’ya ciro yoluyla devredildiğini ve … tarafından da müvekkili aleyhine takibe geçildiğini, oysa ödeme nedeniyle bonoların bedelsiz kaldığını ileri sürerek müvekkilinin bonolardan dolayı borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar … ve … vekilleri cevap dilekçesinde; müvekkillerinden …’in davacı keşideciye vermiş olduğu mal karşılığında dava konusu bonoları aldığını, ciranta …’in ise müvekkili …’ten olan alacağına karşılık bonoları ciro yoluyla devraldığını, bonoların sebepten mücerret borç senetleri olduğunu, ödeme iddiasında bulunan davacının bu iddiasına yazılı delille kanıtlamak zorunda olduğunu, davacının bu konuda yazılı delil sunamadığını, delil olarak dayanılan 18.07.2005 tarihli makbuzun davalı … ile davacı arasındaki alışveriş nedeniyle düzenlendiğini ve dava konusu senetleri kapsamına almadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili ise, müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi durumunda olup, keşideci ile lehdar arasındaki şahsi def’ilerin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamada, davacının dava konusu bonoların maden sahası ruhsatı devrine karşılık verildiği ve bedelinin ödendiğinin iddia edildiği, ödeme iddiasına delil olarak 18.07.2005 tarihli makbuza dayandığı, davalılar … ve …’in adı geçen makbuzun başka mal satışına ilişkin verildiğini, karşılığının ödenmediğini beyan etmeleri ve bonoların keşide tarihleri ile maden devir sözleşmesinin aynı tarihi taşımaları sebebiyle ispat külfetinin adı geçen davalılara geçtiği, davalılara bu konuda kesin mehil verilmesine rağmen delil sunmamaları nedeniyle senet bedellerinin ödendiğinin kabulü gerektiği, davalı …’in ise …’in damadı olması nedeniyle bu durumu bilmesi gerektiği ve TTK.nun 599.maddesi gereğince kötüniyetli hami olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile dava konusu bonolar nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tesbitine ve koşulları oluşmadığından davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, tanzim tarihleri 28.06.2005 olan her biri 20.000’er TL miktarlı, birinin vade tarihi 30.09.2005, diğerinin vade tarihi 30.11.2005 olan iki adet bonodan kaynaklanmaktadır. Bonoların her ikisinde de lehdar … olup, lehdarın cirosu ile önce …’e ondan da son hamil …’ya intikal ettiği anlaşılmaktadır. Noterde düzenlenen maden ruhsatı devir sözleşmesi de senetlerin tanzim tarihi ile aynı tarihi (28.06.2005) taşımakta ise de, anılan sözleşmenin tarafları … ile …’dır. Yerel mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı 18.07.2005 tarihli makbuz da noterde düzenlenen sözleşmenin taraflarınca imza altına alınmıştır. Sözü edilen “makbuz” başlıklı belgede, 51.500.-TL’nin ödeme şekli taksit tarih ve miktarları gösterilmiştir. Mahkemece, bu makbuz dava konusu senetlerin ödendiğine dair ibraname olarak yorumlanmış ise de, gerek noterde düzenlenen “maden ruhsatı devir sözleşmesinde” gerekse anılan sözleşmenin taraflarınca imzalanan “makbuz” başlıklı belgede dava konusu senetlerin lehtarı olan …’in hiçbir şekilde isim ve imzası bulunmamaktadır. Kaldı ki, 18.07.2005 tarihli makbuz içeriğinde, dava konusu senetlerden bahsedilmediği gibi, senetlerin ödendiği anlamına gelebilecek bir ifadeye de rastlanılmamıştır. Esasen, davadan önce … 6. İcra Müdürlüğü’nün 2006/1781 sayılı dosyasına ihtirazi kayıtsız 51.000.-TL ödemede bulunulduğu da sabittir. Açıklanan bu hususlar gözetildiğinde yerel mahkemenin “makbuz” başlıklı belgeyi dava konusu senetleri kapsayan bir ibraname olarak değerlendirilmesi yanılgılıdır.
Somut olay bakımından ispat külfeti davacıda olup, davacı senetlere karşı iddialarını HUMK.nun 290.maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlamak zorundadır.
Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde iadesine, 14.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.