YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5843
KARAR NO : 2010/13208
KARAR TARİHİ : 24.11.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıdan satın alınan nevresim takımlarından 1.300 adetinin kötü durumda olması nedeniyle iade edildiğini,yanlış etiketleme yapıldığını, ayıpların kontrolü amacıyla masraflar yapıldığını, teslimdeki gecikmeden dolayı malların hava yoluyla taşınması nedeniyle müvekkili tarafından ek maliyetlere katlanıldığını, bir kısım malların müvekkilinin müşterileri tarafından iade edildiğini belirterek sözleşme hükümleri ve Alman Kanunlarına göre 112.833,70 Euro tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili, TTK’nun 25/4.maddesi hükmü uyarınca 6 aylık dava zamanaşımının geçtiğini, uyuşmazlığa Türk Kanunlarının uygulanması gerektiğini, mallarda kayda değer bir ayıp bulunmadığını, ayıp ihbarının zamanında yapılmadığını, teslimdeki gecikmenin davalının kusurundan kaynaklandığını, havayoluyla taşıma masrafının davacı tarafından karşılanacağını kabul ettiğini, sadece kolilerin etiketleneceğinin sözleşmede kararlaştırıldığını, her bir ürünün ayrıca etiketlenmediğini, malların ayıplı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının ayıp ihbarında bulunduğu ürünlerle ilgili ayıba bağlı haklarını kullanabileceği, 1.300 adet nevresim bedeli ile yoksun kalınan kar ve 1.400 adet nevresim satışından uğradığı zarar dikkate alınarak 23.692,70 Euro tazminatın ihtar tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Taraflar tacir olup, uyuşmazlık mesafeli ticari satım sözleşmesi uyarınca ifa edilen edimin ayıplı olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Bilirkişi kök raporunda numuneler üzerinde yapılan teknik inceleme sonucunda ürünlerde; bozuk fermuar, kumaşlarda delikler, lekelenme, kılıf boyut farklılıkları, nevresim boyu parça eklemeleri, ağır dikiş hataları gibi kalite kontrol sırasında gözle görülebilir açık ayıp niteliğinde kusurlar bulunduğu belirtilmiştir.
Davacı vekili, sözleşmede Alman Kanunlarının uygulanacağının öngörüldüğünü iddia etmiş olup, davalı vekilinin sunduğu sözleşme tercümesinde de Alman Kanunlarının uygulanacağı yazılıdır. Bu durumda uyuşmazlığın Alman Kanunları uyarınca hâlli gerekli olup, mahkemenin de kabulü bu yöndedir.
Ne var ki hükme esas alınan bilirkişi raporu yeterli araştırma ve incelemeyi içermediği gibi Yargıtay denetimine de elverişli değildir.Mahkemece, 26.10.2007 tarihinde kök rapor alınmış, bu rapora karşı taraf vekillerinin itirazı üzerine de birinci ve ikinci ek raporlar düzenlenmiştir. Hükme esas alınan son bilirkişi raporuna da taraf vekilleri gerekçe göstermek suretiyle itiraz etmişlerdir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; Alman ticaret hukuku, tekstil ve muhasebe alanlarında uzman kişilerden oluşturulacak üç kişilik yeni bir bilirkişi kurulundan taraf vekillerinin asıl ve ek raporlara yönelik itirazlarını da karşılayacak şekilde yeni bir rapor alıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan bu yönler gözetilmeden yeterli araştırma ve incelemeyi içermeyen ve Yargıtay denetimine de elverişli olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 750,00-TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak davacı … davalıya ödenmesine, 24.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.