YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14365
KARAR NO : 2013/4450
KARAR TARİHİ : 16.04.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … kişiliği tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı köy tüzel kişiliği, 31.10.2003 tarihli dava dilekçesinde Tuztaşı mevkiinde kadimden beri köylerinin yararlandığı meradan yararlanmalarının davalı Köy tarafından engellendiğini ileri sürerek, muarazanın önlenmesi ve meranın kendilerine ait olduğunun tesbiti istenmiş; mahkemece, yargılama sırasında kadastro tutanağı düzenlendiği ancak mera vasfı belirlenmediği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 16.06.2008 gün ve 6883 – 7888 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Taşınmazlara kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi ve meranın aidiyeti talebi yönünden davanın tefrik edilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, taşınmazlara 2006 yılında yapılan kadastro sırasında Yörükmezarı Köyü 101 ada 1, 101, 117 ve 120 ada 1 parsel numaraları verilerek tutanak düzenlenmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine devredilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 101 ada 101 ve 117 parsellerin mera niteliğiyle özel siciline yazılmasına, 101 ada 1 ve 120 ada 1 parseller dava konusu olmadığından ve tesbitleri kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı Köy tüzel kişiliği tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 4. maddesine göre yapılmış, taşınmazlar orman sınırı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece verilen karar usûl ve kanuna uygun değildir. Şöyle ki; öncelikle çekişmeli taşınmazların kadastro mahkemesinin 2006/70 Esas sayılı dosyasında da davalı olduğu ve temyize konu dosyada tutanak asıllarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kadastro hâkimleri infaza elverişli doğru sicil oluşturmakla görevli ve yetkilidirler. Aynı parsel hakkında açılmış davaların H.U.M.K.’nun 45. maddesi uyarınca birleştirilerek görülmesi zorunludur. Aksi takdirde, infaz kabiliyeti olmayan birbiriyle çelişkili kararlar verilebilecektir.
Bundan ayrı; 101 ada 101 parsele kadastro sırasında 31887 m2 ham toprak; 117 parsele ise, 60728 m2 tarla niteliğiyle belgesizden tutanak düzenlenmiş olup, her iki parsel dört yönden Çataloluk Devlet Ormanına sınırdır. Asliye hukuk mahkemesinde yapılan keşif sonucunda uzman orman bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan raporda çekişmeli taşınmazların eski tarihli resmî belgelerde orman içi açıklık niteliğinde olduğu; kadastro mahkemesinde yapılan keşif sonucu hazırlanan raporda ise metin kısmında orman içi açıklık, sonuç kısmında ise orman sayılmayan yer olduğunun açıklanmış olması karşısında rapor hem kendi içinde hem de asliye hukuk mahkemesinde hazırlanan raporla çelişmektedir. Mahkemece çelişkili rapora göre karar verilmiştir. Ayrıca, meraya ilişkin uyuşmazlıklarda davada taraf olmayan komşu köylerden seçilecek yaşlı ve yansız yerel bilirkişilerin dinlenilmesi gerektiği halde, taraf köyler halkından yerel bilirkişilerin beyanları esas alınarak karar verilmiştir.
Ayrıca, yargılama sırasında yörede 4342 sayılı Kanuna göre çalışan Mera Komisyonu 18.07.2008 tarihli kararla 101 ada 101 parselin mera niteliğinde olmadığına karar vermiştir. Davalı köy, temyiz dilekçesinde, daha sonra 101 parselin Hazine tarafından …. isimli kişiye satıldığını bildirmiştir.
O halde mahkemece; öncelikle, kadastro mahkemesinin 2006/70 Esas sayılı dava dosyasının sonucu araştırılarak halen derdest ise temyize konu dosya ile birleştirilerek yargılama yapılmalı, çekişmeli taşınmazların kadastro öncesinde davalı olmaları nedeniyle tespitlerinin kesinleşmeyeceği, tutanağın malik hanesinin boş olduğu ve 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesine göre mahkemece re’sen de toplanabilecek delillere göre doldurulacağı gözönünde bulundurularak gereğinde Hazine ve 101 parsel sayılı taşınmazı sonradan satın aldığı bildirilen kişi davaya dahil edilmeli, dava konusu taşınmazlar ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik orman parseline kadastro tesbit tutanağı düzenlenmişse bu tutanak getirtilmeli, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15 – 20 yıl önce çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita ve kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile (üç) uzman orman yüksek mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, orman sayılan ya da orman içi açıklık niteliğindeki yerlerden olup olmadığı, mera niteliğinde olup olmadığı ve bu amaçla kullanılıp kullanılmadığı komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle belirlenmeli, bundan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olmayan hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 16.04.2013 günü oy birliğiyle karar verildi.