Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/14968 E. 2012/17252 K. 11.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14968
KARAR NO : 2012/17252
KARAR TARİHİ : 11.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, maluliyet oranının tespitiyle, emekli aylığı almaya hak kazandığına ve aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı SGK’nun sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, çalışma gücünü 2/3 oranında kaybettiğinin ve malullük aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 24.03.2005 tarihinden itibaren malullük aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar vermiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasa’nın 24.07.2003 tarih ve 4956 sayılı Yasa ile değişik 29. maddesi hükmünde, malullük aylığından yararlanabilmek için, söz konusu yasanın 28. maddesine göre malul sayılmak ve en az beş tam yıl sigorta primi ödemiş olmak gerektiği belirtilmiştir. Diğer taraftan, malullük aylığı tahsisi için 29. maddenin (c) bendinde öngörülen diğer bir koşul da, yazılı istekte bulunmak ve istek tarihi itibariyle prim ve her türlü borçlarını ödemiş olmaktır. Söz konusu maddenin ilk düzenlemesinde yer almayan bu koşul, 24.08.2000 tarih ve 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilmiş, anılan bu Kanun Hükmünde Kararname Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı ile yürürlükten kalkmış ise de, 24.07.2003 tarih ve 4956 sayılı Yasa’nın 18. maddesi ile tekrar getirilmiştir. Nitekim, 4956 sayılı Yasa’nın 18. maddesi gerekçesinde, maddede yapılan düzenleme ile 1479 sayılı Kanun ve diğer sosyal güvenlik kuruluşlarınca uygulanan şartlara paralellik sağlanarak maluliyet aylığı bağlanabilmesi için de prim borcu bulunmama şartı öngörüldüğü belirtilmiş olup, benzer şekilde yaşlılık aylığı bağlanması için diğer koşullara ek olarak “Kuruma prim ve her türlü borcun ödenmiş olması” koşulunu da getiren 3396 sayılı Yasa’nın 4. maddesinin gerekçesinde yer alan “…mer’i mevzuata göre hiç prim ödemeden yaşlılık aylığı talebinde bulunan sigortalılar prim borçlarını alacakları yaşlılık aylığına mahsup
ederek aylığa müstehak olmaktadırlar. Tasarı ile sigortalıların büyük bir bölümünün primlerini zamanında ödememeleri sebebiyle Kurumun prim alacaklarının tahsilinde karşılaştığı güçlüklerin bertaraf edilmesi, Kurumun aktüeryal dengesinin korunması ve zamanında primlerini ödeyen sigortalılarla ödemeyen sigortalılar arasındaki eşitsizliğin önlenmesi maksadıyla maddeye bu bent ilave edilmiştir.” açıklaması da bu yönü belirgin biçimde doğrulamaktadır.
Mahkemece, … 15.02.2005 tarihli raporu dikkate alınarak davacının 24.03.2005 tarihi itibariyle 2/3 oranında malul sayılması yerindedir. Ancak 1479 sayılı Yasa’nın 24.07.2003 tarih ve 4956 sayılı Yasa ile değişik 29. maddesi hükmündeki maluliyet aylığı için 2/3 oranında malul sayılma koşulu ile birlikte prim ödeme gün sayısı, istek tarihi itibariyle prim ve her türlü borcunu ödemiş olmak koşullarının da somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılıp değerlendirilmeden karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.