Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/11949 E. 2012/12208 K. 07.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11949
KARAR NO : 2012/12208
KARAR TARİHİ : 07.11.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
1995 yılında yapılan kadastro sırasında … köyü 101 ada 42 sayılı 18.705 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, … …’ın zilyetliğinde iken 1991 yılında gelini …’a sattığından söz edilerek kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile … adına tespit edilmiştir.
101 ada 81 sayılı 5.300 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ırsen intikal, paylaşım ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile … … adına tespit edilmiştir.
101 ada 251 sayılı 2.439,53 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ırsen intikal, paylaşım ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ahşap ev ve bahçe niteliği … … adına tespit edilmiş, beyanlar hanesine “Bu taşınmaz üzerindeki krokisinde (A) ile işaretlenen ahşap ahırın … … ve …’a, (B) ile işaretlenen ahşap samanlığın …’a, (C) ile işaretlenen ahşap samanlığın … ve …’a, (D) ile işaretlenen ahşap samanlığın … ve …’a ait olduğu” açıklaması yazılmıştır.
116 ada 10 sayılı 6.750 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Şubat 1941 tarih 10 sıra nolu tapu kaydı ve gittileri uygulanarak tarla niteliği ile … adına tespit edilmiştir.
137 ada 9 sayılı 3.751,55 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Ekim 1934 tarih 1054 sıra nolu tapu kaydı, Mart 1942 tarih 3 sıra nolu tapu kaydı ve gittileri ile Mart 1939 tarih 3 sıra nolu tapu kaydı ve gittileri uygulanarak tarla niteliği ile 1/2’şer pay itibariyle … ve … … adlarına tespit edilmiştir.
137 ada 10 sayılı 1.859,32 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Ekim 1934 tarih 1054 sıra nolu tapu kaydı, Mart 1942 tarih 3 sıra nolu tapu kaydı ve gittileri ile Mart 1939 tarih 3 sıra nolu tapu kaydı ve gittileri uygulanarak tarla niteliği ile 1/2’şer pay itibariyle … ve … … adlarına tespit edilmiştir.
Davacı … Yönetimi, 101 ada 81 sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Davacı …, tapu kayıtları, satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak 101 ada 251 sayılı taşınmaz üzerindeki ahırda babası … …’ın hakkının bulunmadığı, beyanlar hanesinde belirtilen (A) ile işaretlenen ahırın kendisi ve kardeşi …’e, (C) ile işaretlenen samanlığın kendisi ve babası … …’a ait
olduğuna karar verilmesi, 137 ada 9 ve 10 sayılı taşınmazların birleştirilerek eşit paylarla kendisi, …, … ve … … adlarına, 116 ada 10 ve 101 ada 81 sayılı taşınmazların kendisi adına, 101 ada 42 sayılı taşımazın kendisi ve kardeşi … adlarına tescil edilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirildikten sonra Orman Yönetiminin davasının kabulüne, …’ın davasının reddine, 101 ada 81 sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, diğer çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş, hükmün davacı … tarafından temyizi üzerine Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12.11.2008 gün 2008/10726-15213 sayılı onama – bozma kararında özetle; “Uzman orman bilirkişi raporuyla 101 ada 81 sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından bu parsele yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA,
Davacının 116 ada 10, 101 ada 42 ve 251, 137 ada 9 ve 10 sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yönünden; mahkemece, temyize konu taşınmazların kimden kime kaldığı, kök miras bırakan … …’dan kalıp kalmadığı, 3. kişiden satın alınıp alınmadığı yönünde yeterli inceleme, araştırma ve uygulamanın yapılmadığı, davacının 116 ada 10, 137 ada 9 ve 10 sayılı taşınmazların bir kısmını kayden bir bölümünü de tapu dışı satış yoluyla aldığını iddia ettiği, Ekim 1934 tarih 1079 sıra nolu tapu kaydına tutunduğu ve tanıklar da satın almayı doğruladıkları halde gerekçe gösterilmeden davanın reddinin usulsuz olduğu, bu sebeple miras bırakan … oğlu … …’ın aile nüfus kayıt tablosu veya var ise mirasçılık belgesi getirtilip, terekenin paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşıma tüm mirasçıların katılıp katılmadıklarının araştırılması, paylaşıma dayanan taraftan buna ilişkin delillerinin istenmesi, gerektiğinde tespit tutanaklarının getirtilmesi, taksim yapılmamışsa mirasçılardan biri veya birkaçı tarafından sürdürülen zilyetliğin tüm tereke adına olduğunun düşünülmesi, 3. şahıslardan kayden veya tapu dışı yolla alınan yerler olup olmadığının araştırılması, dayanak tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren getirtilerek satışa değer verilip verilmeyeceğinin tartışılması, davacı … 251 parselde muhdesat yönünden hak iddia ettiğinden 3402 sayılı Yasanın 19/2 maddesi uyarınca gerekli araştırmanın yapılması, oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece onama-bozma kararına uyulduktan sonra …’ın davasının kısmen kabulüne, 137 ada 9, 10 ve 116 ada 10 sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının iptal edilerek 137 ada 9 sayılı taşınmazın eşit paylarla … ve … adlarına, 137 ada 10 sayılı taşınmazın eşit paylarla … ve … … adlarına tapuya tesciline, 137 ada 10 sayılı taşınmazın üzerinde bulunan 5 yaşlarında 100 adet elma, armut ve erik ağaçlarının …’a ait olduğunun beyanlar hanesine yazılmasına, 116 ada 10 sayılı taşınmazın … adına, 101 ada 42 ve 101 ada 251 sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine, 101 ada 251 sayılı taşınmazın beyanlar hanesine “… bilirkişi … Budak tarafından düzenlenen 03.05.2011 tarihli krokili raporda (B) ile işaretlenen 3 katlı betonarma ev ve bu evin bitişiğindeki ahırın …’a, (A) ile işaretlenen ahır ile (D) ile işaretlenen samanlığın … ve …, (C) ile işaretlenen samanlığın … ve … …’a ait olduğunun yazılmasına, 101 ada 81 sayılı taşınmaza ilişkin verilen karar onanarak kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporlarına göre … şekilde hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; kadastro hâkimi infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, doğru sicil oluşturmakla görevli olduğu halde, hüküm yerinde çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali yerine “Tespit tutanaklarının iptaline” karar verilmiş olması doğru değil ise de, bu yanılgının giderilmesi hükmün
bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 1/a-b-c bentlerinde … ” … kadastro tespit tutanağının …” sözleri hükümden çıkarılarak, yerine ” … kadastro tespitinin … ” sözleri yazılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 07.11.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.