YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13336
KARAR NO : 2013/1890
KARAR TARİHİ : 26.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Çekişmeli … Mahallesi 75 ada 76 parsel, aynı ada 42 parselin ifrazından oluşmuş olup, Hazine ve kişiler adına tapuda paylı olarak kayıtlıdır. Taşınmaz hakkında Hazine tarafından açılan elatmanın önlenmesi davası hakkında uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı olduğu gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş ise de; hükmüne uyulan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21.10.2004 tarih 11398 – 11710 sayılı bozma kararıyla ” Hazinenin tapu ile paydaş olduğu taşınmazda mülkiyet hakkına dayanarak dava açtığı, davanın T.M.Y.’nın 683. ve devam eden maddeleri gereğince adli yargıda görülmesi” gerektiğine işaret edilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiş, bu kez 20. Hukuk Dairesinin 11.07.2007 gün ve 8766-10249 sayılı kararıyla hüküm bozulmuştur.
Bozma kararı özetle; “Mahkemece; çekişmeli taşınmazın tapu kaydında pay sahibi olan Hazine tarafından davalı aleyhine 2000 ve 2001 yılları arasındaki dönem için 43000 m2 yerin kullanılması nedeniyle ecrimisil ihbarnamesi düzenlenmişse de, sonradan sözkonusu sahanın orman içinde kalması nedeniyle ecrimisil tahsilinden vazgeçildiği ve buna ilişkin 14.02.2002 tarihli düzeltme ihbarnamesi düzenlendiği bu durumda Hazinenin dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… Mahallesi 75 ada 76 parsel sayılı taşınmazın son tapu kaydı ve yörede yapılan orman kadastro çalışmalarına ait belgeler getirtilmemekle birlikte aynı taşınmaz hakkında yakın tarihlerde dairede temyiz incelemesi yapılan Gebze Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 2004/98, 1992/665 ve asliye 2. hukuk mahkemesinin 1994/42 sayılı dosyalarına gelen belgelerden çekişmeli taşınmazın 75 ada 42 sayılı parselin ifrazından oluştuğu ve 1944 yılında 3116 sayılı Kanun hükmüne göre yapılıp kesinleşen Sığırlık ve Taşkaldıran Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı, 1982 yılında Orman İdaresince yapılan aplikasyon işleminin kesinleştiği ve bundan sonra çekişmeli 75 ada 76 numaralı parselin beyanlar hanesine orman olduğu konusunda şerh konulduğu, 6831 sayılı Orman Kanununun 16. maddesi gereğince “Devlet Ormanları hudutları içinde, mevzu hükümlere göre maden ocakları araştırma veya işletme ruhsatnamesi ve imtiyazı verilebilmesi için Ziraat Vekaletinin (şimdi Çevre ve Orman Bakanlığı) mufavakatının alınmasının şart olduğu, ruhsatname veya imtiyaz almış olanlarla, alacak olanların işe başlamadan evvel çalışma sahalarını Orman İdaresine haber vermeye ve ormana zarar gelebilecek hallerde, Orman İdaresinin göstereceği tedbirleri almaya mecbur olduğu” yine aynı Kanunun 18. madde hükmüne göre ”Devlet Ormanları sınırları içinde veya bu orman sınırlarına bir kilometreye kadar olan yerlerde taş, kum ve toprak alınması ve tesis kurulmasının Orman Genel Müdürlüğünün iznine bağlı olduğu” bu maddelere aykırı davranmanın aynı Kanunun 92 ve 94. maddesinde anılan suçları oluşturacağı, orman alanı üzerinde taş ve mıcır ocağı açma konusunda Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığından alınan ruhsatların 6831 sayılı Orman Kanunu hükümleri ile ilgisinin bulunmadığı ve dolayısıyla Hazineyi bağlamayacağı, Hazine ve Orman Yönetimi ile şirket ya da ruhsat sahipleri ile ayrıca kira sözleşmesi yapılması gerektiği, sözü edilen kanunî düzenlemeler gözönünde bulundurularak 75 ada 76 parselde faaliyet gösteren başka bir şirket hakkında Hazinenin elatmasının önlenmesi ve tazminat isteği konusunda Gebze Asliye 1. Hukuk Mahkemesinde açtığı davanın bu mahkemenin 26.07.2005 gün ve 2004/98 – 2005/408 kararı ile kabul edildiği ve Dairece 06.06.2006 gün ve 4694 – 8021 sayılı karar ile onandığı ve yine orman olan
taşınmazda kişiler adına kayıtlı pay tapularının iptali istemiyle açılan davaların kabul edilerek 75 ada 76 sayılı parselin orman niteliği ile Hazine adına tesciline ilişkin Gebze Asliye (1) Hukuk Mahkemesi 25.02.2005 gün 92/665 – 84 ve asliye 2. hukuk mahkemesi 21.04.1994 gün 94/42 – 211 sayılı kararlar bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı Hazine tarafından orman olan taşınmazda haksız işgal tazminatı tahsil edilmemiş olmasının taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kalması ve orman olma olgusunu değiştiremeyeceği gibi, ormanların mülkiyetinin Hazineye ait olması nedeniyle Hazinenin mülkiyet hakkından kaynaklanan tüm davaları ve temyize konu davayı da açmakta aktif dava ehliyeti ile hukukî yararının bulunduğu gözönünde bulundurularak yukarıda yazılı asliye 1. hukuk mahkemesinin 1992/665 ve asliye 2. hukuk mahkemesinin 1994/42 sayılı tapu iptali kararlarının kesinleşmesi sonucu dava konusu 75 ada 76 sayılı parselin kişiler adına olan pay tapu kayıtlarının iptal edilip edilmediği Tapu Müdürlüğünden sorularak tapu kaydının yeni hali ile getirtilmesi, kesinleşen kararların tapuda infazı bu güne kadar yapılmamışsa, davacı Hazine vekiline infazı sağlaması için önel verilerek tapu kaydının yeni haliyle getirtilip dosyaya konması; bundan sonra taraf delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir” şeklindedir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kabulüne ve elatmanın önlenmesine karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından vekalet ücretine; davalı tarafından esasa yönelik temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesine ilişkindir.
Mahkemece taşınmazın tamamı yönünden davalı şirketin elatmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Fen bilirkişi tarafından hazırlanan ve hükme esas alınan raporda, maden sahası olarak kullanılan (A) işaretli dava konusu taşınmazın 92171 m2 olduğu ve bunun asliye hukuk Mahkemesinin 1992/665 sayılı dosyasında verilen karar sonucu 76 sayılı parselden ifrazen oluşan 89 numaralı 482.539 m2 yüzölçümlü orman parseli içinde kaldığı ve dosya içindeki belgelerden 40000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümü için maden sahası olarak kullanılmak üzere Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, davalı şirkete 22.02.2015 tarihine kadar izin verildiği anlaşılmaktadır.
Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin 120. maddesi “Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi için zorunlu yol, enerji, tesis gibi yapılara bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Ruhsat sahalarında ruhsat sahibince taahhüt edilen hususlara uyulmadığı veya gerekli izinler alınmadan faaliyette bulunulduğunun Çevre ve Orman Bakanlığınca tesbiti halinde faaliyetin durdurulması için genel müdürlüğe bilgi verilir, genel müdürlükçe faaliyet durdurulur.” hükmünü içermektedir.
Yine 3224 sayılı Orman Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun hükümlerine göre, ormanların geliştirilmesi ve korunması Orman Genel Müdürlüğünün görevi olup, orman savı ile açılacak davalarda aktif dava ehliyeti Orman Genel Müdürlüğüne ve mülk sahibi olarak da Hazineye aittir.
Bu nedenle öncelikle Orman Genel Müdürlüğü davaya dahil edilerek husumet yaygınlaştırılmalı, bundan sonra 40000 m2’lik izin sahasında madencilik faaliyeti yapılmasının yasal olduğu, bunu aşan kısımlarda elatmanın önlenmesine karar verileceği düşünülerek, yeniden yapılacak keşifte fen bilirkişiye 40000 m2 izin sahası belirlettirilmeli, bunun dışında kullanılan bölümler varsa bu kısımlar da ayrıca raporda gösterilmeli ve aşan kısım hakkındaki kullanımın haksız olduğu gözönünde bulundurularak, bu kısım hakkındaki davanın kabulüne karar verilmelidir.
Kabule göre de; taşınmazın keşifte belirlenen değeri üzerinden Hazine vekili lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12/1. maddesi gereğince nispi vekalet ücreti hesaplanması gerekirken, maktu ücret takdir edilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; hükme yöneltilen temyiz itirazlarının kabulü ile usûl ve kanuna uygun olmayan hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 26.02.2013 günü oy birliğiyle karar verildi.