Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/4502 E. 2011/8528 K. 01.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4502
KARAR NO : 2011/8528
KARAR TARİHİ : 01.07.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … Yönetimi, … mahallesi 68 ada 161 parsel sayılı 141488 m2 yüzölçümündeki ve 108 ada 6 parsel sayılı 229103 m2 yüzölçümündeki taşınmazların tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, taşınmazların kısmen yörede 1946 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu 68 ada 161 parselin tapu kaydının iptali ile (A) ile gösterilen 109680 m2’lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına tesciline, kalan kısmını davalı üzerinle bırakılmasına, 108 ada 6 parselin tapu kaydının iptali ile (A) ile gösterilen 50832 m2 ve (B) ile gösterilen 53 m2’lik kısımlarının orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, kalan kısmının davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1946 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmazlar orman sınırları içinde bırakılmış, 03.03.2004 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B işlemi sırasında taşınmazların bir kısmı 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılmış, bir kısmı da orman sınırları içinde bırakılmış, 1959 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazların, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak davalı adına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazların 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 03.03.2004 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması sırasında 68 ada 161 parselin (A) ile gösterilen 109680 m2’lik kısmının, 108 ada 6 parselin (A) ile gösterilen 50832 m2 ve (B) ile gösterilen 53 m2’lik kısımlarının orman sınırları içinde bırakıldığı, kalan kısımlarının 2/B madde uygulaması ile
orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazlar daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – … M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 01/07/2011 günü oybirliği ile karar verildi.