Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/1044 E. 2013/2061 K. 28.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1044
KARAR NO : 2013/2061
KARAR TARİHİ : 28.02.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 151 ada 35 parsel sayılı 7170 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle (ölü) … adına tesbit edilmiştir. Tesbite, … ve … tarafından kadastro komisyonuna itiraz edilmiş, komisyonca itirazın reddine karar verilmiş. Davacı … tarafından, 151 ada 35 parsele yönelik, annesinin sağlığında bu yeri kendisine verdiği, yıllardan beri kendisinin kullandığı, kiraya verdiği, gerekçesiyle dava açmıştır. Hazine taşınmazın orman içi açıklık olduğu gerekçesiyle davaya müdahil olmuştur. Mahkemece, davacı …’ın davasının reddine, müdahil davacı Hazinenin davasının kabulü ile, … İlçesi, … Köyü 151 ada 35 parsel sayılı taşınmazın davalıların murisi adına yapılan kadastro tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalı … tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 sayılı Kanuna göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Davacı … ve davalı …’ın temyiz itirazları yönünden; mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman içi açıklık konumunda olduğu gerekçesiyle davacı gerçek kişinin davasının reddine, müdahil Hazinenin davasının kabulüne karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmediği gibi yapılan inceleme ve araştırma da hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki: çekişmeli taşınmazın güney doğusunda bulunan komşu 36, 37 ve 39 parsel sayılı taşınmazların kişiler adlarına tarla vasfıyla, batısında bulunan 34 parsel sayılı taşınmazın ise Hazine adına hali arazi vasfıyla tesbit görüp tapuya özel mülk olarak tescil edildiğine göre, bu taşınmazlara sınır olan çekişmeli taşınmazın orman içi açıklık olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Mahkemenin aksi yöndeki değerlendirmesi doğru görülmemiştir. Ancak; keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre taşınmazın tarafların müşterek murisleri anneleri tarafından önceki yıllarda ekilip biçildiği ondan sonra mirasçılarına kaldığı uzunca bir süredir ekilip biçilmediği belirtildiğine göre taşınmazın ne kadar zamandır kullanılmadığı bu sürenin iradi terk anlamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, zilyetlik koşullarının var olup olmadığı araştırılmadığı gibi müşterek muristen geldiği belirtilen taşınmazın taksim, hibe veya satış yoluyla taraflardan birine müşterek muris tarafından verilip verilmediği hususu da yeterince araştırılmamıştır.
O halde; mahkemece, taşınmaz başında bir fen ve bir ziraat yüksek mühendisi bilirkişi ile yerel bilirkişiler ve tarafların gösterecekleri tanıklar olduğu halde yeniden yapılacak keşifte, taşınmazın ne kadar zamandır boş vaziyette olup kullanılmadığı yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle tesbit edilmeli, taşınmazın öncesinde ne şekilde tasarruf edildiği ayrıntılı biçimde açıklattırılmalı, taşınmaz üzerinde taraflar yararına zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, taşınmazın taksim, hibe veya satış yoluyla taraflardan birine müşterek muris tarafından verilip verilmediği hususu araştırılmalı, uzman ziraat mühendisi bilirkişiden; taşınmazın niteliği hususunda, komşu parsellerin toprak yapısı da mukayese edilmek suretiyle, taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazda zilyetlik koşulları oluşmuş ve iradi terk söz konusu değil ise tarafların delilleri doğrultusunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmeli, şayet zilyetlik koşulları oluşmamış ve iradi terk durumu söz konusu ise taşınmazın hali arazi vasfıyla Hazine adına tescili gerekeceği düşünülmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin dosya içeriğiyle bağdaşmayan gerekçe ile eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … ve davalı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine 28/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.