Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/12682 E. 2013/2007 K. 28.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12682
KARAR NO : 2013/2007
KARAR TARİHİ : 28.02.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 123 ada 60 parsel sayılı 12056,56 m2 yüzölçümlü taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava konusu taşınmazın 23.07.2007 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile işaretli 6209,17 m2’lik bölümünün kadastro tespitinin iptaliyle orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, kalan bölümün tesbit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmekle;
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06/07/2010 gün 2010/6479 esas – 2010/9673 sayılı kararında özetle;
“1) Orman Yönetiminin, taşınmazın 23.07.2007 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (B1) işaretli bölümüne ilişkin temyiz itirazları yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın bu bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASI gerekmiştir.
2) Orman Yönetiminin, taşınmazın 23.07.2007 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (B2) ile işaretli bölümüne ilişkin temyiz itirazları yönünden;
Çekişmeli taşınmazın bu bölümünün, taşınmazın orman yapılan (A) bölümü ve çevredeki diğer taşınmazlarla birlikte 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu, ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Kanunun 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir. Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, kanun gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez..” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra 30 günlük askı ilân süresi içerisinde dava açılmadığı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine ve talep halinde dosyanın Alaçam Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması ve 2/B madde uyglaması yapılmış, taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Bölgede 2005 yılında kadastro komisyonu tarafından 3402 sayılı Kanuna göre yapılan çalışmada 123 ada 60 parsel sayılı taşınmaz hakkında davalılar … ve arkadaşları adlarına kadastro tesbit tutanağı düzenlenerek 21.12.2005 ilâ 19.01.2006 tarihleri arası ilâna çıkarılmış, davacı … Yönetimi 19.01.2006 tarihinde 30 günlük askı ilân süresi içerisinde eldeki davayı açmıştır. 3402 sayılı Kanunun 26. maddesi gereğince 30 günlük kanunî itiraz süresi içinde açılacak kadastro tesbitine itiraz davalarının kadastro mahkemesinde görülmesi gerekir. Değinilen yön gözetilerek mahkemece uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmiş olması doğru değildir.
Kabule görede; Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06/07/2010 gün 2010/6479 esas – 2010/9673 sayılı kararıyla mahkemenin 10.10.2008 tarihli kararı bozulmuş olması karşısında, mahkeme, görevsizlik kararı vermeden önce bozma kararına uyup uymama noktasında karar vermeden, görevsizlik kararı vermesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 28/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.