YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3711
KARAR NO : 2011/5213
KARAR TARİHİ : 28.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve karşı davalı … … ve Hazine ile davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, davacı-karşı davalı … …’ın duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … … vekili, 18.04.2008 tarihli dilekçeleriyle, … mahallesi 1465 ada 1 sayılı parselin bir kısım payının tapuda kendi adına kayıtlı olduğu, orman ve Hazine ile ilgisi olmadığı halde, tapu kaydının beyanlar hanesine, yolsuz olarak tapuya tescil edildiği, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı yönünde şerh yazıldığını, yine imar yasasının bazı maddelerine aykırı olarak ihdas işleminin yapıldığı şeklideki şerh bulunduğu, yasaya aykırı olarak beyanlar hanesine yazılan bu şerhlerin silinmesi istemiyle, davacı Hazine ise, 25.03.2009 tarihli dilekçesiyle, … Beldesi … Mahallesi 1465 ada 1 sayılı parselin bir kısmının, 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1988 yılında yapılan ve kesinleşen 3302 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, kesinleşen orman sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan dava konusu parselin bu bölümün davalılar adına tapuya kayıt edildiği, 1465 ada 1 sayılı parselin bu bölümünün hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil niteliğindeki davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ve Hazine adına tescili iddiasıyla dava açmışlar, davalar birleştirilmiştir. Mahkemece, Sami …’ın şerhe ilişkin davasının REDDİNE, Hazinenin davasının KABULÜNE, çekişmeli … Köyü 1465 ada 1 sayılı parselin fen bilirkişi … Aypar tarafından düzenlenen 26.11.2009 tarihli rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 965 m2 ve (B) ile gösterilen 2397 m2 bölümünün davalılar adına olan tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ve karşı davalılar gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir. Krokisinde krokisinde yapılan araştırma ile çekişmeli parselin kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu nedenle beyanlar hanesine bu yönde yazılan şerhlerin yasal dayanağının bulunduğu gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı ve karşı davalı … … ve Hazine ile davalı Tevik Arat tarafından temyiz edilmiştir.
-2-
2011/3711 – 5213
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; tapu kaydındaki 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, imar yasasının bazı maddelerine aykırı olarak ihdas işleminin yapıldığı yönündeki şerhlerin silinmesine, karşı dava ise kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine kesinleşen 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 24.03.1976 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması, 1987 yılında yapılıp, 04.06.1987 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
1) İncelenen dosya kapsamına kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastosu ve 2/B tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin bilirkişi krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen bölümlerinin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenerek,
Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, makiye ayırma çalışması yapan komisyon yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştığı, bu nedenle yaptığı makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği gibi, 6831 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra 5653 sayılı Yasanın ve bu yasaya dayanarak kurulan makiye ayırma komisyonlarının yasal dayanağının kalmadığı,
6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 sayılı Yasa uygulaması yapılacağı konusunda hiç bir yasa hükmü bulunmadığı aksine, 3194 sayılı İmar Yasasının 4. maddesindeki “… diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü ile 2981 sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik geçici 2. maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 Sayılı kararı ve H.G.K.’nun 07.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 Sayılı kararı ile kabul edilen “… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri olmadığı, başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararların yok hükmünde, buna dayanan tescilinde, M.Y.’nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu,
Uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması
nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı,
Karar tarihinden sonra, 27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 sayılı Yasanın 5. maddesiyle, 6831 sayılı Yasaya eklenen Ek.10. maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 sayılı Yasalarla değişik 2. madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğine, yasa hükmü“orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütüldüğüne göre davalı gerçek kişilerin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, çekişmeli parselin (A) ve (B) bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlendiği ve Hazine tarafından bu yerin orman niteliğiyle hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açılmadığı halde, bu bölümlerin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi yasal olmadığı gibi, 6831 sayılı Yasanın 2/2 maddesinin “Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.” hükmü gözetilerek, Hazine adına tapuya tesciline karar verilen çekişmeli parselin (A) ve (B) bölümlerinin tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmasına karar verilmesi gerekirken, bu niteliğinin beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmemesi, yine 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
2) Çekişmeli parselin bilirkiş krokisinde (C) ile gösterilen 23395 m2 bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında olduğu, 2/B uygulamasına konu edilmediği anlaşıldığından, Hazineni bu bölüme ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3) Davacı ve karşı davalı … … ile davalı …’ın çekişmeli parselin bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen bölümünün tapu kyadını beyanlar hanesinde yer alan ve 06.04.2006 tarihinde 4193 yevmiye ile “İŞBU TAŞINMAZLA İLGİLİ 06.09.1996 TARİH VE 5609 YEVMİYELİ İMAR UYGULAMASI İŞLEMİ HATALIDIR”
31.01.2006 gün ve 1468 yevmiye ile “BU PARSELİN OLUŞUMUNDAKİ İHDAS İŞLEMİ İMAR KANUNUN 18. MADDESİNE AYKIRIDIR”
31.01.2006 gün ve 1468 yevmiye ile “BU PARSELİN OLUŞUMUNDAKİ İHDAS İŞLEMİ TAPU KANUNUN 21. MADDESİNE AYKIRIDIR” şeklindeki şerhlerin silinmesi isteminin reddine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Türk Medeni Kanununun 1012 maddesinin “Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır. Taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır” hükmü gereğince, tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh yazılabilesi için, Medeni Kanunda bir hüküm olması veya özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmesi yahut Tapu Sicil Tüzüğünde bir düzenleme yapılmış olması gerekeceği, Tapu Sicil Tüzüğünün 60. maddesi gereğince de, kütüğün beyanlar sütununa ancak mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususların yazılabilmesine olanak sağlanmışsa da, yasal düzenlemelerdeki belirsizlikler nedeniyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü genelgeleriyle açıklayıcı olmak koşuluyla örneğin; bina yapılamaz beyanı, yıkım kararları, uygulanamayan mahkeme ilamları, orman içi binalar gibi belirtmelerde tapunun beyanlar sütununa işaretlenebileceği, çekişmeli parselin tapu kaydının beyanlar hanesine işlenen belirtmenin Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün yazısı üzerine işaretlendiği, belirtmenin yasal olmayan bir yolla kayda işlendiğini söylenemeyeceği gözetilerek, çekişmeli parselin (C) bölümünde bu şerhlerin yazılmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, bu şerhlerin silinmesini ilişkin istemin reddi yönündeki mahkeme kararında yasaya aykırı bir yön yoktur.
4) Davacı ve karşı davalı … … ile davalı …’ın çemişmeli parselin bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen bölümünün tapu kyadını beyanlar hanesinde yer alan,
31.01.1006 tarihinde 1468 yvmiye ile “6831 SAYILI KANUNUN 2/B MADDESİ UYARINCA HAZİNE ADINA ORMAN SINRILARI DIŞINA ÇIKARILAN SAHADA KALMAKTADIR şeklindeki şerhin silinmesini ilişkin istemin reddine dair hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; kesinleşmiş orman kadastrosu ve 2/B tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi ve harita mühendisi bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen bu bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı belirlendiğine ve bilirkişiler tarafından bu bölümün ifraz krokisi düzenlendiğine göre, (C) bölümünün tapu kaydının beyanlar hanesinde bulunan ve yasal dayanağı bulunmayan 2/B şerhinin silinmesine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle bu istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişinin temyiz itirazları yönünden; hüküm fıkrasında ikinci bendin 6 ve 7. satırlarında yer alan “…tapusunun iptali ile orman olarak Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline” cümlesinini hükümden tamamen çıkartılarak, bunun yerine; “…tapusunun iptali ile, bu bölümlerin 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına
orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu beyanlara yazılmak suretiyle ve arsa niteliğiyle Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline” cümlesinin yazılması, hüküm fıkrasında Hazinenin açtığı karşı dava nedeniyle verilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik 6, 7 ve 8 numaralı bentlerin hükümden çıkartılarak, bunun yerine 6 numaralı bent olarak “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması ve sonraki bent numaralarının 7 ve 8 olarak düzenlenmesi suretiyle düzeltilmesine ve çekişmeli 1465 ada 1 sayılı praselin bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 965 m2 ve (B) ile gösterilen 2397 m2 bölümlerine ilişkin hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA,
2) Yukarıda ikinci bentte açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin çekişmeli 1465 ada 1 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen bölümüne ilişkin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
3) Yukarıda üçüncü bentte açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişilerin çekişmeli … Köyü 1465 ada 1 sayılı parselin fen bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen bölümünde yer alan, 6.4.2006 tarihinde 4193 yevmiye ile “İŞBU TAŞINMAZLA İLGİLİ 06.09.1996 TARİH VE 5609 YEVMİYELİ İMAR UYGULAMASI İŞLEMİ HATALIDIR”, 31.01.2006 gün ve 1468 yevmiye ile “BU PARSELİN OLUŞUMUNDAKİ İHDAS İŞLEMİ İMAR KANUNUN 18. MADDESİNE AYKIRIDIR” 31.01.2006 gün ve 1468 yevmiye ile “BU PARSELİN OLUŞUMUNDAKİ İHDAS İŞLEMİ TAPU KANUNUN 21. MADDESİNE AYKIRIDIR” şeklindeki şerhlerin silinmesi isteminin reddine ilişkin hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişilere yükletilmesine,
4) Yukarıda dördüncü bentte açıklanan nedenlerle; davacı … …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli … Köyü 1465 ada 1 sayılı parselin (C) bölümünde yer alan “31.1.1006 tarihinde 1468 yvmiye ile “6831 SAYILI KANUNUN 2/B MADDESİ UYARINCA HAZİNE ADINA ORMAN SINRILARI DIŞINA ÇIKARILAN SAHADA KALMAKTADIR” şeklindeki şerhin silinmesi istemini reddine ilişkin hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 28/04/2011 günü oybirliği ile karar verildi.