YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19752
KARAR NO : 2010/959
KARAR TARİHİ : 01.02.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili ile davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21.06.2004 gün ve 1800-2469 sayılı bozma kararında özetle; “Dosyasında ibraz edilen raporlar gözönünde tutularak raporlar arasındaki çelişkiyi de giderecek şekilde araştırma ve inceleme yapılmalı, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise çekişmeli 11 parsel sayılı taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı araştırılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan bu konularda olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, davalı tarafın dayandığı kök tapu kaydından ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının dayanağı haritaları bulunmadığı takdirde uygulamada kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri esas alınarak kapsamları belirlenmeli, özellikle dayalı tarafın dayandığı kök tapu kaydının sınırlarında “koru ve lebideryanın” sınır yeri olarak tarif edildiği dikkate alınarak bu nitelikteki kayıtların kapsamının 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca yüzölçümü ile belirleneceği gözönüne alınmalı, kök tapu kaydının kapsamı belirlenirken ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının kapsamının kök tapu kaydının içinde aranacağı özellikle dikkate alınmalı, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık, tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek giderilmeli, dava konusu 3 parsel sayılı taşınmaz hakkında 3621 Sayılı Yasa uyarınca herhangi bir yönetimsel işlemin yapılmadığı belirlendiği takdirde, bu taşınmazın fiziksel yapısı, komşu taşınmazlarla mukayesesi, meyil durumu, jeolog bilirkişi aracılığı ile, 11 parsel sayılı taşınmazın fiziksel yapısı, toprak yada taş unsurundan hangisinin galip olduğu, meyil durumu, bitki örtüsü, uzman ziraatci bilirkişi aracılığı ile belirlenmeli, bu belirleme yapılırken mahkemece taşınmaz başında uzman bilirkişi hazır olduğu halde görülüp gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen geçirilmeli, uzman bılırkişilerden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye ve yerel mahkemenin gözlemlerini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bu yolla dava konusu 3 parsel sayılı taşınmazın kıyı-kenar şeridi içinde kalıp kalmadığı, kumluk niteliğinde bulunup bulunmadığı, 11 parsel sayılı taşınmazın oman sayılan yerlerden olup olmadığı, kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı ve davalıların dayandığı kök tapu kaydının kapsamı da yüzölçümüyle duraksamasız belirlenmeli, ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının kapsamının kök tapu kaydı kapsamında aranmasının zorunlu olduğu az yukarıda açıklandığı şekilde gözönünde tutulmalı, dava konusu taşınmazların davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının yüzölçümüyle kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde taşınmazların saptanan niteliklerine göre kayda
2009/19752 – 2010/959
değer verilip verilmeyeceği düşünülmeli, 11 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı saptandığı takdirde özel otlakiye olarak zeminin ekonomik amaca uygun şekilde ne biçimde kullanıldığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, salt ot biçmek ve hayvan otlatmak suretiyle sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı gözönünde tutulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu Bozcaada İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi 101 ada 3 ve 11 numaralı parsellerin tesbit tutanaklarının iptali ile 09.10.2007 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide 101 ada 11 nolu parselin (B) ile gösterilen 59271,87 m2’lik kısmının orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, aynı krokide 101 ada 3 nolu parselin (A) ile gösterilen 3691,74 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle tescil dışı bırakılmasına, 101 ada 11 nolu parselin (A) ile gösterilen 25366,64 m2’lik bölümü ile 101 ada 3 nolu parselin (B) ile gösterilen 51606,95 m2’lik bölümünün ÖZEL OTLAKİYE cinsi ile tesbit malikleri ve mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 6831 Sayılı Yasaya göre 25.03.1968 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre 88 Nolu Orman Kadastro Komisyonunca 04.10.1988 tarihinde yapılıp dava tarihinde eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
1- İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve dava konusu 101 ada 3 sayılı parselin (A) işaretli 3691,74 m2 bölümü kıyı kenar çizgisi içinde Anayasanın 43. Maddesi gereğince özel mülkiyete konu olmayan dayanılan tapu kaydının dışında kalan yer olduğu, 101 ada 11 nolu parselin bilirkişinin rapor ve ekindeki krokide (B) ile gösterilen 59.271,87 m2’lik kısmında yapılan keşifler neticesinde fiilen yaşlı çam ağaçlarıyla kaplı orman olduğu, tarla cinsli olan kök tapu kaydının eylemli orman olan taşınmaza 3402 Sayılı Yasanın 20/B maddesi gereğince uyduğunun kabul edilemeyeceği, orman kadastrosunun iptaline ilişkin Bozcaada Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.05.1975 gün 1974/14-10 sayılı kararına konu olan yerlerin temyiz konusu olan 101 ada 3 ve 11 nolu parsellerle ilgisinin bulunmadığı anlaşıldığına göre, davalı gerçek kişilerin 101 ada 11 nolu parselin orman olarak tescil edilen (B) ve 101 ada 3 sayılı parselin kıyı kenar çizgisi içinde kalan (A) bölümüne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile bu bölüme ait hükmün onanması gerekmiştir.
2- Dava konusu 101 ada 3 nolu parselin krokide (B) ile gösterilen 51.606,95 m2’lik kısım ile 101 ada 11 nolu parselin krokide (A) ile gösterilen ve davalılar adına özel otlakiye olarak tescile karar verilen bölümler hakkındaki temyiz itirazlarına gelince;
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21.06.2004 gün ve 1800-2469 sayılı bozma kararında, davalı tarafın dayandığı kök tapu kaydından ifraz yoluyla oluşturulan müfrez tapu kayıtlarının dayanağı haritalar bulunamadığı takdirde, kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri esas alınarak kapsamlarının belirlenmesi, özellikle kök tapu kaydının sınırlarında “koru ve lebiderya” olarak tarif edilmesi nedeniyle bu nitelikteki kayıtların kapsamının 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 20/C maddesi hükmü uyarınca yüzölçümüne değer verilerek belirleneceği gözönüne alınması; kök tapu kaydından ifraz yolu ile oluşan müfrez tapu kayıtlarının kapsamında kök tapu kaydının kapsadığı alan içinde olacağının dikkate alınması gereği önemle belirtilmiştir. Mahkemece
2009/19752 – 2010/959
bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma kararına uyulmakla Hazine yararına usuli kazanılmış hak, mahkemece de bozma kararı doğrultusunda araştırma ve uygulama yapma yükümlülüğü doğar. Bozma kararından sonra yapılan 04.05.2007 tarihli keşifte kök tapu kaydı (1301 tarih 6 sıra nolu) zemine uygulanmamış ve kök tapu kaydında yazılı sınır yerleri belirlenmemiş, kök tapunun sınırları içinde kalan parseller yerel bilirkişilerce tespit edilmemiş, fen bilirkişisinin hangi bilimsel verilerle hazırladığı anlaşılamayan kroki üzerinde gösterilmiştir. Keşifte sadece kök tapu kaydından ifraz edilen Teşrinievvel 1320 tarih 6 sıra nolu tapu kaydı ile T.Evvel 1320 tarih 7 sıra nolu tapu kaydı uygulanmıştır.
Bunun dışında; malik haneleri açık olarak düzenlenen ve Bozcaada Kadastro Mahkemesinin 1999/9 – 2003/23 sayılı kararına konu olan 101 ada 4, 10, 13, 14, 15, 16, 17, 21 ve 105 ada 41 ve 122 ada 1 ve 124 ada 6 ve 126 ada 10, 15, 18, 22 ve 127 ada 4, 6, 11, 16, 22, 25, 26, 29, 32, 33, 35 parseller dava konusu parsellere sınırdır ve bu parsellere de diğer ifraz tapu kayıtları uygulanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş ve mahkemece davacı kişilerin davasının reddine ve taşınmazların tamamının davalı gerçek kişiler adına payları oranında tesciline karar verildiği ve bu kararın kesinleşip kesinleşmediğinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, aynı kök tapu kaydından ifraz edilen tapuların uygulandığı anlaşılan o parseller hakkında verilecek karar mahkemece bu dosyada verilecek kararı etkileyecektir. Bu dosyanın getirtilerek incelenmesi, değerlendirilmesi kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi gerekir.
O halde; hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin bozma kararında belirtildiği gibi, Haziran 1301 tarih 6 nolu 2805 dönüm yüzölçümlü tapu kaydının geldi kaydı yazılmadan edinme nedeninde “tebdilen” yazılmıştır. Öncesi olmayan bir kaydın tebdilen (değiştirerek) tescil edilmesi tapu tekniğine uygun değildir. Yine bu kaydın gittisi olduğu belirtilen Ağustos 1301 tarih 2 ila 35 nolu kayıtların edinme nedenine de “ifrazen” değil “tebdilen” yazılmış olduğuna göre, sözü edilen Ağustos 1301 tarih 2 ila 35 nolu tapu kayıtlarının, Haziran 1301 tarih 6 nolu tapu kaydından ifrazen gelip gelmediği anlaşılamadığından bu konunun yeniden Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden sorulması ve ayrıca tayin edilecek bir bilirkişi aracılığı ile yerel tapu kayıtları üzerinde de inceleme yaptırılarak Haziran 1301 tarih 6 nolu 2805 dönüm ve tarla cinsli tapu kaydının geldi kaydının hangi kayıt olduğunun, keza Ağustos 1301 tarih 2 ila 35 nolu tapu kayıtlarının cins ve sınır olarak Haziran 1301 tarih 6 sıra nolu kayda benzemediğinden ve iktisap haneleri de tebdilen yazılı olduğundan bu kayıtların birbirinin geldi, gitti ve ifraz kayıtları olup olmadığı, gerektiğinde Haziran 1301 tarih 6 ve Ağustos 1301 tarih 2 ila 35 nolu kayıtların dayanağı belgeler dahi incelenmek suretiyle belirlenmeli, ondan sonra tarafsız ve olabildiğince yaşlı yerel bilirkişiler, bir fen memuru ve bir orman ve bir ziraat bilirkişisi aracılığı ile Haziran 1301 tarih 6 nolu 2805 dönüm miktarlı tapu kaydı ve ifrazen gittisi olduğu kabul edilen Ağustos 1301 tarih 2 ila 35 nolu toplam 34 adet tapu kaydı yerine uygulanmalı; uygulamada kök tapu kaydının kapsadığı tüm parseller bir bütün kabul edilerek onları dıştan çevreleyen komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtları da getirtilerek onlardan yararlanılmalı; yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırların uygulanması bakımından tarafların tanık bildirmeleri istenmeli ve yerel bilirkişiler ile tarafların gösterdiği tanıklardan kök ve ifraz tapu kayıtlarının sınırları hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgi alınmalı; yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğu komşu parsellere revizyon gören kayıtlarla denetlenmeli; ifraz ve gitti kayıtları, kadastro sırasında hangi parsellere uygulanmışsa onların da tutanak örnekleri getirtilerek kök
2009/19752 – 2010/959
tapu kaydına 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince miktarı ile geçerli olacak şekilde kapsam belirlenmeli; kök tapu kaydı sınırında koru okuduğu, gitti kayıtlarının hiç birisinde koru sınırı bulunmadığı anlaşıldığından, kök kaydında yazılı koru sınırının neresi olduğu, o yerin orman kadastrosunca ne gibi işleme tabi tutulduğu incelenmeli; kök tapu kaydının cinsi tarla olması nedeniyle kök tapu kaydının sınırı içinde kalıp da eskiden beri tarla olarak kullanılmayan bölümler varsa o bölümlerin 3402 Sayılı Yasanın 20/B maddesi gereğince tapu kaydı kapsamında kalmayacağı düşünülmeli; dava konusu taşınmaz ve … taşınmazların tümünün eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile kadastro tespitinin yapıldığı 1991 yılından önce 1970’li yıllarda çekilmiş hava fotoğrafı ve memleket haritasında ne şekilde görüldüğü, kadastro paftaları ile memleket haritası ve hava fotoğrafları ölçekleri 1/5000 ölçeğine çevrilip birbiri üzerine aplike edilerek gösterilmeli; ayrıca gerek kök tapu kaydında, gerekse ifraz tapu kayıtlarında yazılı olan ve yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınır yerleri fen bilirkişi tarafından düzenlenecek birleşik kadastro paftaları üzerine ve memleket haritaları üzerine yansıtılarak keşfi izleme olanağı sağlanmalı; 1999/3 – 2003/23 dosyası getirtilerek kesinleşip kesinleşmediği ve bu dosyada dava konusu olan parsellere etkisinin ne olacağı belirlenmeli; ondan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
SONUÇ : 1- Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün Bozcaada Cumhuriyet Mahallesi 101 ada 11 nolu parselin (B) ile gösterilen 59.271,87 m2’lik kısmın orman olarak Hazine adına tesciline ve yine 101 ada 3 sayılı parselin kıyı kenar çizgisi içinde kalıp tescil harici bırakılan (A) işaretli 3691,74 m2 bölüme ilişkin hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişilere yükletilmesine,
2- Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile Bozcaada Cumhuriyet Mahallesi 101 ada 11 nolu parselin (A) ile gösterilen 25.366,64 m2’lik kısmı ile 101 ada 3 nolu parselin (B) ile gösterilen 51.606,95 m2’lik bölüme ilişkin hükmün BOZULMASINA 01/02/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.