Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/14927 E. 2011/1343 K. 17.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14927
KARAR NO : 2011/1343
KARAR TARİHİ : 17.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … ’a vekaleten … , tapuda … adına kayıtlı olan Kargınkürü köyü 106 ada 35 sayılı parsele … tarafından ev yapıldığı, bu yerin bitişiğinde Hazine adına kayıtlı taşınmazı … … ’ın kullandığı, bu yere … tarafından 17 adet ağaç diktiği, davalı … tarafından ağaçların kesildiği ve sahiplenildiği ve 35 sayılı parsele 1,20 m2 tecavüz ettiği, daha sonra … … tarlası ile burayı birleştirip sahiplendiği, bu parselin içinde … ’ın evi bulunduğu, …’in bu ev karşılığı para aldığı, Tapu İdaresinin durumu fark etmesi üzerine, tapu kaydının miktarı 391 m2’ye düşürdüğü, ormandan çaldığı yeri …’in ormana iade ettiği, bu yerin 2/B madde gereğince Devlet adına tapulandığı zaman, kendisine satılmak üzere zilyet olarak kendi isminin yazılmasını istemiştir. Mahkemece, dava konusu parselin 106 ada 34 sayılı parsel olduğu, bu parselin yenilemeden önce 260 parsel sayısı ile tapuya 1952 yılında kayıt edildiği, 1957 yılında … adına kayıtlı olduğu, Kargınkürü köyünde yapılan orman kadastrosunun aplikasyonu sırasında çekişmeli parselin 11,72 m2 bölümünün orman tahdit sınırları içinde kaldığı, 102,88 m2 yüzölçümündeki bölümün Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan sahada kaldığı, 391,57 m2 bölümün ise … adına kayıtlı olduğu, davalı … adına kayıtlı tapunun 1957 yılından beri davalı … mülkiyetinde ve zilyetliğinde olduğu, davacının davasının haksız olduğu gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B vasfıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili sağlandıktan sonra, zilyet olarak beyanlara şerh verilmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1981 yılında yapılıp 1982 yılında kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1989 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Kargınkürü köyü 106 ada 35 Sayılı 2024,35 m2 yüzölçümündeki parsel 22.03.1990 tarihinde … … adına kayıtlı iken 23.03.2004 tarihinde …’a, 17.04.2006 tarihinde … ’a satılmıştır.
106 ada 34 sayılı 506,17 m2 yüzölçümündeki parsel 22.03.1990 tarihinde yenileme ile … adına kayıt edilmiştir.
28.06.1990 tarihinde 1996/4 sayılı genelge hükümlerine göre ifrazen 102,88 m2 yüzölçümündeki bölüm106 ada 112 parsel sayısı tarla niteliğiyle, 11,72 m2 yüzölçümündeki bölüm 106 ada 111 parsel sayısı ve orman niteliğiyle Hazine adına, 106 ada 34 sayılı parsel 391,57 m2 yüzölçümüyle … adına tescil edilmiştir.
106 ada 36 sayılı 3289,70 m2 yüzölçümlü parsel yenileme ile 22.03.1990 tarihinde … adına kayıt edilmiştir.
106 ada 103 sayılı parsel sayılı 621,12 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ev ve avlusu niteliğiyle ifrazen 22.09.1998 tarihinde Hazine adına kayıt edilmiştir. 106 ada 105 parsel sayılı 1079,13 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ev ve avlusu niteliğiyle ifrazen 22.09.1998 tarihinde Hazine adına kayıt edilmiştir. beyanlar hanesinde … oğlu … işgalinde olduğu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh vardır.
106 ada 107 sayılı 943,40 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ifrazen Hazine adına kayıtlı olup, beyanlar hanesinde … işgalinde olduğu ve 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmıştır.
Vekil sıfatıyla … tarafından mahkemeye verilen dava dilekçesinde, davacı sıfatıyla … gösterilip, davanın kocası olan … ’a vekaleten açıldığı dile getirildiği halde, kendisini davacı yerine koyarak, dava dilekçesinde … adına istediklerini, yargılamanın ilerleyen aşamalarında Davacı sıfatıyla kendisini aynı istemde bulunmuştur. 3402 sayılı Yasanın 31. madde 1. fıkrası gereğince “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun tanıdığı imkanlar saklı kalmak ve davada menfaatleri zıt olmamak şartıyla, kadastro işlerinde karı ve … birbirlerini vekil tayin edebilirler.” Ancak, H.Y.U.Y. nın 61 maddesi ve Avukatlık Yasasının 35 ve geçici 17. maddesi gereğince, genel mahkemelerde sadece avukatlar ile şartları varsa dava vekilleri tarafından vekalet üstlenilebilir. Karı ve … bir birlerini vekil olarak temsil edemezler. Bu nedenle, dava şartları gerçekleşmediği ve dava yöntemince açılmadığı gibi, … ’ı temsilen dava açan … ’ın yargılamanın daha sonraki aşamalarında davacı sıfatını üstlenmesi, davanın taraflarının ve dolayısıyla davanın genişletilmesi yasağı nedeniyle yasal değildir.
Diğer taraftan; çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddia edildiğine göre, bu taşınmazın mülkiyeti Hazineye ait olduğundan, Hazinenin de davalı sıfatı bulunduğu, Hazine aleyhine de dava açılması gerektiği halde, sadece bu taşınmazı işgal ettiği ileri sürülen kişiler aleyhine dava açılması usule aykırıdır.
Çekişmeli taşınmazın 2/B madde kapsamındaki yer niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili, ve tapunun beyanlar hanesinde kendisinin kullanımında olduğunun yazılması istemine gelince; bilirkişi raporuna göre çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Yasaya göre 1941 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu sonucu orman sınırları içerisinde bırakıldığı ve 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı sabittir.
6831 sayılı Orman Yasasının Değişik 2. ve 2/B maddeleri uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerde 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasa hükümlerinin uygulanamayacağına ve bu yerlerin rayiç bedelleri üzerinden köylerde; öncelikle kullanıcısı orman köylüsüne, belediye ve mücavir alan
sınırları içerisinde ise; kullanıcılarına doğrudan satılabileceği gibi, belediyelere ve Arsa Ofisi Genel Müdürlüğüne devredilebileceğine ilişkin 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesine İlişkin Yasanın 3. maddesi, 04.10.2002 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 04.10.2002 gün ve 2001/382-21 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve 4706 sayılı Yasa hükümlerinin, 4706 sayılı Yasanın 3. maddesi ile de 2924 sayılı Yasanın satışa ilişkin ilgili maddelerini zımnen yürürlükten kaldırdığı için 2924 sayılı Yasanın da uygulanma olanağı kalmamıştır. Bu nedenle; hukuki boşluk meydana geldiğinden, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.12.1997 tarih 1997/19-665/1018 sayılı kararında da “Bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin Anayasa Mahkemesince iptali karşısında, o kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin yürürlükten kaldırdığı veya değiştirdiği kanun hükümlerinin uygulanabilir hale gelmeyeceğinin, kendiliğinden yürürlüğe girmeyeceğinin, hukuki boşluk meydana geleceği” şeklinde açıklandığı üzere, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri ve hukuki boşluk nedeniyle 2924 sayılı Yasanın satışa ilişkin hükümleri uygulanamaz.
Kaldı ki; Medeni Yasanın 919. maddesi, şerh verilecek hakları belirlemiş olup, taşınmazın üzerinde kimin hak sahibi olduğu konusunda tapunun beyanlar hanesine şerh verilemeyeceği, bu husus bu bölgede 3402 sayılı Yasının ek 4 maddesi hükmüne göre yapılacak bir kullanım kadastrosunda değerlendirilebileceği gibi, beyanlarla ilgili 3402 sayılı Yasanın 19. maddesi genel hüküm niteliğinde olmadığından, ancak kadastro tesbitinden … uyuşmazlıklarda kadastro mahkemelerince uygulanması mümkün olup, anılan hükmün genel mahkemelerde uygulanmasına olanak yoktur (3402 sayılı Yasa 33 md.).
Açıklanan hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yerinde olmayan gerekçelerle davanın esası hakkında red hükmü kurulması doğru değilse de, hüküm sonuç itibariyle doğru olduğundan, mahkeme gerekçesinin anlatılan şekilde düzeltilmesine ve sonuç itibariyle doğru olan mahkeme kararının H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesi gereğince gerekçesi DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 17/02/2011 günü oybirliği ile karar verildi.