YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15532
KARAR NO : 2013/2033
KARAR TARİHİ : 28.02.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : … ve Ark.
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekil tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekilinin, müvekkilinin … İlçesi, … Köyü, … Mevkiinde kaim ve tapunun 36 pafta 1673 parselindeki kayıtlı tarla vasfındaki taşınmazı …’un satın aldığını, bu taşınmazla birlikte bu taşınmazın kuzeydoğusunda kalan ve dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği 5000 m2 olan tapusuz zeytinlik ve mandalina bahçesinin ve evin zilyetliğini 03/07/2000 tarihli … … ile yapılan zilyetliğin devri sözleşmeleri ile satın aldığını, zilyetliğine tecavüz edenlerden … zilyetliğini devraldığı …’a 10/06/1996 ve 11/11/1996 tarihli sözleşmelerde zilyetliği devir ve teslim ettiğini, bunlar davalılar tarafından bilindiğini, ancak; 27/04/2009 tarihinde müvekkilinin bahçesinde çapa yaparken davalılar, kızı … ve misafirleri …’ı darp ettiklerini, müvekkiline, kızına, misafirlerine ağıza alınmayacak hakaret ve küfür ettiğini, müvekkili, kızı ve misafirleri … jandarmaya şikayetçi olduğunu, olaydan beri davalılar müvekkilinin zilyedindeki araziyi işgal ederek hiç kimseyi sokmadıklarını, müvvekkilinin de can güvenliği olmadığı için bahçesine giremediklerini, bu zamana kadar iyi niyetli olarak zilyedinde bulunan bahçeyi boşaltması yönünde defalarca şifahi haber göndermesine rağmen boşaltmadığını, müvekkilinin öldürülmekle tehdit edildiğini, davalı … daha önce de … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2006/1057 Esas – 2008/1165 Karar sayılı dosyası ile müvekkiline karşı tehdit ve mala zarar verme suçundan ceza aldığını ve bu cezanın kesinleştiğini, müvekkilinin yıllardan bu yana zilyedindeki yere emek ve para harcadığını davalılardan bu yere zarar ve ağaçları ortadan kaldırma tehlikesinin bulunduğunu, müvekkilinin bahçesinin zorbalıkla el koyan davalıların işgal ettiğini bahçeden çıkartılması talebiyle dava açmıştır. Mahkemece; her ne kadar mahallinde dinlenen tanıklardan bir kısmı bu taşınmazın yaklaşık 10-15 yıldır davacının kullanımında bulunduğunu beyan etmiş ise de kesinleşen 2/B kadastro çalışmaları neticesinde, 10/03/2011 tarihi rapor ve ekinde yer alan, krokide gösterilen 2318 m2’lik kısmın Hazine adına tesbit gördüğü ve kesinleştiği taşınmaz kullanıcısının davalılar olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Yine dosya kapsamında yer alan ecrimisil ihbarnameleri ile eski tarihlerden beri (25/02/2006 – 24/02/2011) tarihlerini de kapsayan dönemlerde işgal tazminatının davalılar tarafından ödendiği, davacının bu taşınmaz üzerinde üstün bir hakka sahip olduğunu ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, zilyetliğe dayanılarak açılan elatmanın önlenmesi davası niteliğindedir.
Davacı dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği 5000 m2 olan ve zilyetliğinde bulunan tapusuz taşınmaza yönelik olarak davalıların elatmasının önlenmesi talebiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında yapılan keşif sonucunda çekişmeli taşınmazın 2318 m2’lik kısmının 1115 ada 1 nolu parsel içinde, 1022 m2’lik kısmının ise tescil harici bırakılan alan içinde kaldığı belirlenmiştir.
1) Çekişmeli taşınmazın 1022 m2’lik kısmının yörede yapılan genel arazi kadastrosu sırasında tescil harici bırakılan kısımda kaldığı, bu kısmın davacı tarafından kullanıldığı ve bu kısma yönelik davalıların elatmasının bulunmadığı anlaşıldığından, davacının bu kısma yönelik temyiz itirazlarının reddine,
2) Çekişmeli taşınmazın 2318 m2’lik kısmının 1115 ada 1 nolu parsel içinde kaldığı ve 1115 ada 1 nolu parselin 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile eklenen ek 4. maddesi gereğince 2010 yılında yapılan kadastro sırasında 7309,23 m2 yüzölçümüyle 6831 sayılı Kanunun 2/B madde gereğince orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğundan, Hazine adına tesbit edildiği ve beyanlar hanesine “kullanıcısının ve üzerindeki narenciye ağaçlarının, tek katlı kagir ev ve damın sahibinin … … olduğunun” şerh verildiği, tutanağın 05.06.2010 – 05.07.2010 tarihlerinde ilâna çıkarılarak itirazsız kesinleştirildiği, taşınmazın halen aynı şekilde tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kanunun 27. maddesi gereğince mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar mahkemesine re’sen devrolunur. 27. madde hükmü gereğince genel mahkemelerde açılmış bulunan davaların görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine gönderilmesi gerekir. Davacı tarafından 1115 ada 1 nolu parsel içinde kalan kısma yönelik olarak zilyetliğe dayanılarak açılan elatmanın önlenmesi davası bulunduğundan 1115 ada 1 parselin tutanağının kesinleştirilmiş olması hüküm ifade etmeyeceğinden, mahkemece; 3402 sayılı Kanunun 27. maddesi hükmü gereğince dosyanın görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine gönderilmesi gerekirken bu husus dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmiş olması, usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; tescil harici bırakılan alan içinde kaldığı anlaşılan 1022 m2’lik kısma yönelik hükmün ONANMASINA,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle 1115 ada 1 parsel içinde kaldığı belirlenen 2318 m2’lik kısma yönelik hükmün BOZULMASINA, 28/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.