YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4061
KARAR NO : 2011/3588
KARAR TARİHİ : 30.03.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2006 yılında yapılan kadastro sırasında, … Köyü 126 ada 4 parsel sayılı 10.942,35 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Mart 1967 tarih 44 ve Haziran 1982 tarih 76 sıra numaralı tapu kayıtları uygulanarak ev ve tarla niteliği ile davalılardan … adına tespit edilmiştir.
Davacı …, kadastro sırasında adına tespit edilen 126 ada 3 parselin yüzölçümünün eksik yazıldığı, eksikliğin 126 ada 4 parselde kaldığı, ayrıca taşınmazına yol tesis edilmesi istemiyle dava açmıştır. Hazine vekili, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiyle davaya katılma talebinde bulunmuş, daha sonra Hazine vekili davaya katılmayacaklarını bildirmiştir. Mahkemece, davacı kişinin davasının kısmen kabulüne yönelik verilen kararın Hazine tarafından temyizi üzerine Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.11.2007 gün 2007/10726-14088 sayılı bozma kararında özetle; “Hazine vekilinin yazılı katılma isteminde bulunduktan sonra davaya katılma talebinden feragat yetkisinin bulunup bulunmadığı araştırılıp incelenmeden Hazine vekilinin davaya katılmayacakları yönündeki beyanına değer verilerek davalı sıfatıyla duruşmalara kabulünün doğru olmadığı, bundan ayrı, hükme dayanak yapılan orman raporunun yetersiz olduğu, Hazinenin tutunduğu mera nitelikli vergi kayıtlarının uygulanmadığı, bu sebeple öncelikle Hazine vekilinin katılma isteminden feragat yetkisinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, feragat yetkisi var ise Hazine ile tapu sicil müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet yokluğu yönünden reddine karar verilmesi, şayet katılma isteminden feragat yetkisi yok ise bu kez Hazinenin katılma isteminin kabulüne karar verilmesi daha sonra yörede yapılan orman kadastrosuna ilişkin tüm belge ve haritalar ile komşu parsellerin kadastro tespit tutanakları, var ise dayanak belgeleri getirtilip, komşu köyden seçilecek yerel bilirkişi, orman ve ziraat bilirkişi huzuruyla yapılacak keşifte yöntemine uygun şekilde orman ve mera araştırması yapılaması, Hazineye ait mera nitelikli vergi kayıtlarının uygulanması, taşınmazın mera ve orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde davacı yararına zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması, oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak, davacı kişinin davasının reddine,
katılan Hazinenin davasının kabulüne, çekişmeli taşınmazın komşuları ile birlikte 6831 Sayılı Yasanın 17/2 maddesi uyarınca orman içi açıklık niteliğinde olduğu gerekçesiyle kadastro tespitinin iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 21.11.1949 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca yapılan aplikasyon uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, Mart 1967 tarih 44 ve Haziran 1982 tarih 76 sıra nolu tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmaza uymadığı, taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi hükmüne göre orman içi açıklığı niteliğinde olduğu, 15.07.2007 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu bulunduğu, H.G.K.’nun 10.12.1997 gün 1997/20-830-1034, 17.12.1997 gün 1997/20-808-1039, 22.10.2003 gün 2003/20-665-614 ve 11.10.2004 gün 2004/7-531-581 sayılı kararlarında da açıklandığı gibi bu tür yerler kesinleşen orman kadastro sınırları dışında bulunsa bile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacağından özel mülk olarak kişiler adına tescil edilemeyeceğine göre, davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 30/03/2011 günü oybirliği ile karar verildi.