Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/19172 E. 2010/2175 K. 23.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19172
KARAR NO : 2010/2175
KARAR TARİHİ : 23.02.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.06.2009 gün ve 2009/8502-10621 sayılı bozma kararında; “Mahkemece, çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya arasında bulunan 30.06.2007 tarihli orman bilirkişi raporunda, memleket haritasında yapraklı ağaç ve çalılık rumuzu ile işaretlendiği, eğimin 20-25 olduğu, memleket haritasında yapraklı ağaç ve çalılık işaretli alanda kaldığı bildirilmiş, ancak yapraklı ağaçların meyve ağacı olduğu belirtilmiş ise de, ham toprak olan taşınmazlar üzerinde ne tür meyve ağaçlarının yetiştiği bildirilmemiştir. Zira, ham toprak üzerinde meyve ağacı bulunmaz. Hükme esas alınan 09.05.2008 tarihli bilirkişi raporuna gore de, taşınmazların taşlık ve serpili halde … türündeki bitkilerle ve yer yer meşe ağaçları ile kaplı olduğu, bu ağaçların yapraklarından hayvan yemi olarak yararlanıldığı açıklanmış, ancak raporun sonuç bölümünde taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilerek rapor içeriği ile çelişkiye düşülmüştür. Tespit sırasında sadece memleket haritasına dayalı inceleme yapılmış, memleket haritasında yeşil renkli görülen yerlerin orman, açık görülen yerlerin ham toprak olduğu bildirilmiştir. Taşınmazların eylemli durumu, eğimi ve konumu dikkate alınmamıştır. Memleket haritasındaki lejandda ise, taşınmazın üzerinde bulunan yapraklı ağaçların orman olduğu belirtilmiştir. Dava konusu 113 ada 61 sayılı parselin güneyinde, batısında ve kısmen kuzeyinde bulunan 113 ada 1 sayılı parsel orman olarak tespit edilmiştir. Memleket haritasında iki parsel üzerinde yapraklı ağaç ve çalılık rumuzuna yer verilmiştir. Taşınmazın eylemli olarak tabii yetişen meşe ağaçları ile kaplı olduğu bilirkişi raporları ile sabittir. Meşe ağacı tohumu, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer aldığı ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile uzak mesafelere rüzgar v.s. gibi etkenlerle taşınarak çalılık alanlar içerisinde çimlenip yetişmesi mümkün görülmemektedir. Dolayısı ile davalı taşınmaz üzerindeki meşenin daha önceki yıllarda tahrip edilmiş olduğu, hava fotoğraflarının bu senelerde çekilmiş olduğu, fakat daha sonraki yıllarda toprak altında kalan kök ve yüzeyde bulunan gövde kesitlerinden çıkan kök ve sürgünlerinden yeniden bugün üzerinde görülen meşe ormanının meydana geldiği bilimsel bir gerçektir. Taşınmazlar üzerinde meşe ağaçlarının yer aldığı, bu ağaçların yapraklarından hayvan yemi olarak yararlanıldığı, memleket haritasında
2009/19172 – 2010/2175
yapraklı ağaç ve çalılık rumuzu ile gösterildiği ve eğimin % 12’den yüksek olduğu, memleket haritasındaki lejanda gore yapraklı ağaç rumuzu ile gösterilen yerlerin orman olduğu anlaşıldığına gore, 6831 Sayılı Yasanın 1/1 maddesi ve 15.07.2004 günü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/j maddeleri gereğince taşınmazların orman olduğunun kabulü” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra, davanın kabulü ile dava konusu 113 ada 31 ve 61 sayılı parsellerin kadastro tespitlerinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 23/02/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.